İngilizce Öğrenmede 5 Adım

Ana dili İngilizce olmayan ülkelerde milyonlarca insan bu dili öğrenmek için büyük çaba sarf ediyor ve para harcıyor. Ancak hedefe ulaşmak için hem öğrencilerin hem de yetkililerin bazı yenilikler yapması gerekiyor. Öğrenciler öncelikle İngilizce’yi hayatının merkezine almalı ve ana dili gibi öğrenmeye çalışmalı. Bu doğrultuda bazı öneriler şöyle:

1. İngilizceyi ana diliniz gibi öğrenin.

Ana dili İngilizce olan bir insan hayatının doğal akışı içerisinde bu dili sırasıyla duyar, konuşur, okur ve yazar. Hayatın doğal akışındaki sıralama bu şekilde gerçekleşirken bir yandan da zamanla bu dört beceri iç içe geçer. Siz de İngilizce öğrenirken her yeni konuda sırasıyla dinleme, konuşma, okuma ve yazma yaparak hem bu dört becerinizi geliştirebilir, hem de konu içeriğini daha iyi kavrayabilirsiniz. Aynı konuda dört süreci yaşadığınız için de öğrenmeniz pekişir ve kalıcılaşır.

2. Hata yapmaktan korkmayın.

Ana dilinizde konuşurken dahi farkında olmadan birçok hata yaparsınız ama bu sizi kendinizi ifade etmeye çalışmaktan alıkoymaz. Türkçe’den çok farklı bir dil olan İngilizce’yi konuşurken hatalar yapmanız çok doğal. Bu cesaretinizi kırmamalı. Öncelikle önemsemeniz gereken nokta iletişim becerinizi geliştirmektir. İngilizce iletişiminizi geliştirdikten sonra sınav odaklı çalışmalar yapmanız gerekirse, o süreçte hatalarınızı düzeltmeyi zaten öğrenirsiniz.

3. Bildiğiniz ve bilmediğiniz her şeyi okuyun.

İçeriğini bildiğiniz konularda İngilizce metinler okuyun ve yayınlar izleyin. Örneğin ülkemizde olan biteni, İngilizce olarak yayınlayan Türk gazete ve televizyon kanallarından takip edin. Bunu yaptığınızda gündemdeki konuların içeriğini zaten bildiğiniz için İngilizce öğrenmeniz kolaylaşacak, hızlı ve verimli hale gelecektir. İngilizce öğrenme amacınız, bu dilde yayımlanan bilimsel literatüre ulaşmak olabilir. Bu durumda İngilizce’yi araç olarak kullanıp tüm dünyada yayınlanan sayısız İngilizce kaynağa erişerek hem belli bir bilim dalında derinlik kazanır ve asıl amacınızı gerçekleştirirsiniz hem de farkında olmadan İngilizcenizi geliştirirsiniz.

4. Kelime ezberleyin.

Parça parça öğrenmek yerine bütün içinde öğrenmek her zaman daha verimli olur. Tek tek sözcükleri Türkçe karşılıklarıyla ezberlemek geçici, yanıltıcı ve eksik bir öğrenme tekniğidir. Bunu yapmak yerine önce tek dilli bir sözlükten örnek kalıplar ve cümleler çıkararak kelime çalışın ve ardından kendi örnek cümlelerinizi kurun. Böylece kelime öğreniminiz kalıcı, doğru ve verimli olacaktır.

5. Film ve diziler izleyin.

Özellikle telaffuzunuzu iyileştirmek ve kelime dağarcığını zenginleştirmek amacıyla İngilizce dizi ve film seyretmeniz çok yararlı olacaktır. Bunu yaparken aynı film ya da diziyi önce altyazısız olarak izleyip kendinizi zorlayın sonra İngilizce altyazılı olarak tekrar izleyin.

kaynak : Hürriyet

İngilizce öğrenmek hakkında bu içeriklere göz atın

İngilizce Anlayıp Konuşamamak: Bu Bir Dramdır!

Dünyanın en çok konuşulan dili Çince ve İspanyolcadan sonra 3. sırada yer bulmasına rağmen İngilizcenin etkisi diğerlerine göre daha fazladır. Amerika’nın ekonomik, askeri, teknolojik güç kapitalizmi, İngiliz mandacılığı, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının küreselleşme üzerindeki etkileri İngilizceyi en çok öğrenilen ve kullanılan dili haline getirdi. Günümüzde internet teknolojileri, ticaret, bilim, uluslararası ilişkiler, diplomasi gibi birçok alanın dili olmuştur. Dünyanın yaklaşık 7,6 milyar nüfusa sahiptir ve bunun 1,5 milyarı İngilizce konuşmaktadır. Bu oran dünya nüfusunun % 20’sine tekabül etmektedir. Türkiye’ye İngilizcenin girişi çok eskilere dayanmaktadır. Buna örnek verecek olursak TED Koleji’nde 1927’li yıllarda İngilizce dersi verilmeye başlandı.

Peki, bu kadar uzun bir geçmişe sahip bir dil, okullarda 1997’li yıllarda yapılmış eğitim reformu ile 8 yıllık zorunlu hale gelmiş bir dilden bahsediyoruz üstelik nasıl olur da 8 yıl boyunca öğrenciler her hafta belirli saat dil ile haşır neşirken liseden mezun olunca konuşamaz bir halde olur?

– Do you speak English?

+ Hadi canım sende. İngilizce konuşamayan mı kaldı, ne diyor yahu bu?

Aslında haşır neşir olan bizler değil kağıt ve kalemlerimiz oldu. Eğitim sistemimiz bizlere uzun yıllardır ezberciliği güzel tabaklarda sundu ve bizler nefis tabaklara giden kısa yollara hayır diyemedik. Dünyanın bütün öğrencileri gibi bizde kestirme yolları severiz bu bir gerçek. Fakat bizlere konuşmayı değil sadece kağıt üzerinde soru sorma cevap verme nasıl yapılırlar öğretildi. İnteraktif şekilde kaçımız arkadaşlarımızla derslerde, teneffüslerde, ev yaşantımızda konuşmayı başardık? Başardık diyorum çünkü kafamızı o kağıtlardan kaldıramadık, o süslü dil bilgisinde başka bir deyişle gramerlerin altında ezildik. Kelime bilgisi olmadan olmaz dediler; kelimeler ezberleyeceğiz diye sözlük kullanmayı bile sevemeden onlardan uzaklaştık. Eminim hepinizin raflarında kalınca ve neredeyse hiç eskimemiş Redhouse’unuz olmuştur baktıkça sizi alev alev yakan.

İçimizden çok azı öğrenmeye hevesli şekilde ortaya atılırken öğrendiğimiz tek kelimede onların özgüvenlerini sarstık. ”Sen daha bunu telaffuz edemiyorsun ki, yol yakınken bu işi bırak”, ”Aa ! Bu cümleyi söyleyemiyor musun, nasıl İngilizce dersi alıyorsun sen?” ”Ben az çalışsam senden daha çok konuşurum” vb cümleler size tanıdık gelmiyor mu? Kendi kendinize konuşmaya, okumaya çalışırken bile, sizin kadar bilgisi olmayanların bile sizi küçümseyen gözlerle şevkinizi kırarak dik dik baktıkları olmadı mı? Böyle böyle yılları tükettik, liseden mezun olduk. Kimimiz yolun başında bize veda etti, kimimiz de pes etmedi. Gelecek güzel günler için ama Türk gençlerinin ne yazık ki bu konuda özgüven ve bilgi eksiklikleri var, eğitim sisteminin en iyi başarısıdır(!) bu fikrimce.

Sınavlardan sınavlara koşarken önem verdiğimiz sadece şekillerdi. Kime sorsanız İngilizcedeki s+v+o (özne-fiil-nesne) yapısını bilir. İngilizce yetmedi bir de buna matematiği ekledik, kelimeleri kodladık, zamanlara formüller ürettik. Bunların hiçbiri biz öğrencileri konuşmaya cesaretlendirmedi, yapıları ezberlememize rağmen bir turistle karşılaşınca ”Acaba bu yapıyı mı kullanmalıyım, bunu söylesem yanlış olur mu, ay bu neydi?” derken anlatamaz olduk, bu konuda travmamız vardı. Ya da az çok derdimizi anlatmaya çalışsak da turist beyi yolcu ettikten sonra aklımıza yağmadı mı grameri bol o havalı cümleler sıra sıra? Çünkü mükemmelliyetçiliğimiz sebebiyle British atalarımız gibi konuşmalıydık aksi halde ayıp ederdik. Boşuna mı öğretilmişti o noun clauselar, wishler, used to be’ler, neither nor’lar?

İngilizce eğitim sisteminin iyileştirilmesi için yapılacak çok şey bulunabilir aslında. Kısaca demek istediğim şudur ki eğitim sisteminde sadece kağıt kalemin gramerdeki savaşının kazanılması eğitimi verilmemeli. Elbette, bunlar bizi akademik eğitime hazırlayabilir, ama yetersizdir. Bozuk plak misali konular tekrar tekrar baştan anlatılmamalı. Öğrencilerin bilgi düzeylerine göre yöntem izlenilmeli. Öğrenciler konuşma ortamı içinde yabancı dile maruz bırakılmalı. Yabancı dil bilen öğretmenlerden daha çok ana dili o dil olan öğretmenlerle iletişim kurmalı. Özgüven kırıcı değil yapıcı olunmalı. Dersler az konu – bol aktivite içermeli. Çocuklar sıralardan kaldırılıp tiyatrolar, şiirler, şarkılar, oyunlar öğrenmeli ve hiçbir çocuk-tur ki onlar geleceğin yetişkinleridir- sürekli değişen sistemin kurbanı olmamalıdır.

Unutulmamalıdır ki, konuşma becerisi olmadan dil bilmek, çikolatalı pasta yemek isterken içinde çikolata parçacıkları bulamamak gibi yavandır. Sizi görüntüsü tatmin edecek sanırsınız ama yanılırsınız. Karnınız doymaz, iştahınız da tatmin olmaz. Belki bir daha çikolatalı pasta tatmak bile istemezsiniz. Pastanız bol çikolatalı olsun.

İngilizce konuşma tüyoları hakkında bu içeriklere göz atın

Yaz Okulu Seçiminde Dikkat Etmeniz Gereken 13 Şey

Dünya çapında teknolojinin, eğitimin gelişimi, kişisel yeteneklere göre kariyer ve hedeflerin planlanması artık tüm eğitim kurumları ve veliler tarafından göz önünde bulundurulan bir kriter. Öğrencilerin küçük yaşlarda kişisel yeteneklerine yönelik kodlama, sanat, sağlık gibi birçok farklı alanda yeteneklerini geliştirirken globalleşen dünyaya uyum sağlamaları için öncelik dil eğitimi olacaktır. Yurtdışında dil eğitimi için 6-18 yaş arası çocuklar kendi yaş grupları ile beraber yurtdışında yaz okulu programlarına katılım gerçekleştirerek geleceğe yönelik kariyer planlaması yaparken birinci sırada alan İngilizce gelişimlerini küçük yaşlarda almış oldukları eğitim ile lisans eğitimleri başlamadan çözmüş olacaklar.

Peki buna bağlı olarak yaz okulu seçimi yaparken veli olarak nelere dikkat etmelisiniz. Güvenli, faydalı, sağlıklı bir yaz okulu programı ile belki de çocuğunuz ilk defa yurtdışında tek başına kalacak. İşte bu yaz okulu seçiminde nelere nasıl dikkat etmeniz gerektiğini 13 madde ile sıraladık.

1. Danışmanlık firması seçimi önceliklerinizden biri olsun.

Çünkü danışmanlar size çocuğunuzun profiline istinaden doğru programı seçerek okul başvurusu, vize başvurusu, konaklama, havaalanı karşılama ve uçak bileti alınmasına kadar birçok alanda size ücretsiz hizmet sunacaktır. Bu yüzden güvenilir bir yurtdışı eğitim danışmanlık firması tercih etmelisiniz.

2. Türkiye’deki okulların grup yaz okulu programlarını iyi düşünün.

Bu biraz öğrencinin profiline bağlı bir seçimdir. Ama burada maalesef karşınıza çıkacak olumsuz etken öğrencinin kendi okul arkadaşları ile bir Türk grubu ile yaz okulu kampına katılım gerçekleştirerek Türk öğrencilerle bir arada bulunup İngilizcesini geliştirememeleridir.

3. Kişiye özel yaz okulu programı seçin.

Çocuğunuzun gittiği okula arkadaşlarına uyum sağlaması için en önemli etkenlerden biridir. Bu nedenle danışmanınız ile görüşme yaparken çocuğunuzun kişisel yeteneklerine yönelik katılım sağladığı şeyleri muhakkak belirtin. Örneğin spor, sanat, bilim gibi programlarına ilgi duyuyorsa hem İngilizce eğitimi hem de kişisel yeteneğine yönelik aktivite programlarına istinaden sosyal programlara katılarak gelişimleri yaz tatillerinde de sağlayabilirler. Çocuklarının özgüvenlerini, kişisel gelişimlerine katkı sağlayacak her alanda sunulan birçok yaz okulu programı sunulmaktadır.

4. Öğrencinin eğitim alacağı ülke ve şehri özenle seçin.

Ülke seçimleri de alacağı eğitim diline göre değişim göstermektedir. İngilizce yaz okulu programına katılım sağlayacak öğrenci anadili İngilizce olan ülkelerde eğitim alması gibi. Eğer ki siz özellikle bir şehir veya ülke belirlemediyseniz okullar genelde bu yaş gruplarına yönelik güvenli şehirlerde ve kampüslerde eğitim imkanı sağlamaktadır. Tabi ki seçimlerinizi yaparken ülkemize yakın ülkeler veya SAT’a hazırlanacak bir öğrenci için Amerika Birleşik Devleti’nde bir dil okulu programı seçilebilmektedir.

5. Yaz okulu programını yaş aralığına göre tercih edin.

Yurtdışında yaz okulları yaş aralığına göre oluşturulmaktadır. Örneğin İngilizce seviyeleri aynı olsa bile 17 yaşındaki bir öğrenci 8 yaşındaki bir öğrenci ile bir arada eğitim almak istemeyecektir. Bu nedenle genelde programlar oluşturulurken yaş aralıklarına göre belirlenmektedir.

6. Konaklama tipi seçerken özenli olun.

Yaz okulu kamplarında okulların büyük bir çoğunluğu paket program halinde öğrenciye eğitim programlarını sunmaktadır. Konaklamalarda bu yaş grubu için özel seçilmiş aile yanı konaklama, yurt konaklama, kampüs içi konaklama gibi alternatifler bulunmaktadır. Öğrencinin alerjik reaksiyonlarına kadar her detay sizler tarafından belirlenip buna uygun konaklama kriterleri oluşturulmaktadır.

7. Yaz okullarının fiziki yapılarına göre karar verin.

Okullar yaz okulu programlarını, yaş grupları halinde sınıflandırarak yetişkinlerden etkilenmemesi için genelde farklı yerleşkelerde sunmaktadırlar. Üniversite kampüsü veya bir lisenin binası kullanılırken bazende standart bir dil okulu binasında eğitim imkanı sağlanmaktadırlar. Ya da büyük bir alanın içinde hem eğitim alabilecekleri hem sosyal aktivilteleri, yemekhaneleri ve konaklamaları bulunan bir kampüste seçebilirsiniz.

8. Öğrencilerin eğitim süresi boyunca gözetimleri yapıldığından emin olun.

Öğrenciler isterlerse kampüs içinde eğitim alıp konaklama sağlasınlar, isterlerse standart bir dil okulu binasında eğitim alıp aile yanında konaklasınlar. Her iki şekilde de okul içinde, yurtlarda, aktiviteleri ve gezileri oluşturulurken her 10 öğrencinin başında 2’şer yetkili gözetmen bulunmaktadır. Bu gözetmenler okul görevlisidir. Aile yanı konaklamasındaki aileler özenle seçildiği için, yaz okulu öğrencileri bu ailelerin gözetimi altında güvendedirler.

9. Yaz okulu eğitiminin süresini iyi belirleyin.

Yurtdışı yaz okulu programları minimum 1 haftadan başlayarak bazı ülke ve okullarda 10 haftaya kadar sürebilmektedir. Verimli ve etkili bir eğitim için öğrencilere genelde tavsiyemiz minimum 3 haftalık maksimum 8 haftalık programlar almalarıdır. Adaptasyon süreçleri eğitim aldığı ülkedeki etkileşimlerine de bağlı olarak dilerlerse oradayken de programlarını uzatabilmektedirler(Vize sürelerine bağlı olarak değişim gösterebilir).

10. Programa kış döneminde de başlanabilir.

Yurtdışı dil okulları tarafından yapılan değerlendirmelere göre Türkiye’den programa katılım sağlayan öğrencilerin %95’i yaz dönemi yaz okulu programlarına katılım sağlamaktadır. Fakat okullar, yıl boyunca açık olabilmekle beraber sömestr tatillerinde de eğitim programları sunmaktadırlar. Yaz döneminde katılım gerçekleştirebileceğiniz gibi kış dönemi sömestr tatillerinde de kısa eğitim programları oluşturabilirsiniz.

11. Yurtdışı yaz okulu program içeriklerini kapsayan ücretleri inceleyin.

Yaz okulu programları okullar tarafından oluşturulurken öğrencinin her şeyi gitmeden önce belirlenmiş ve planlanmış oluyor. Programlar paket halinde sunulmaktadır. Öğrencinin sabah, öğle, akşam yemeği, konaklaması, eğitim programları ve saatleri, haftalık olarak sunulan öğleden sonra aktiviteleri akşam aktiviteleri ve hafta sonu gezi aktiviteleri her şeyi planlanmış bir şekilde öğrenciye sunulmaktadır. Bazı gezi ve müze gezileri program kapsamında kişinin tercihine göre ücretli olarak sunulabilmektedir. Uçak bileti, vize, sigorta gibi yan giderler okullar tarafından karşılanmamaktadır. Bu tür kişiye özel ücretleri danışmanlarınızdan öğrenirseniz ekstra bir masraf çıkmayacaktır.

12. Vize ve yurtdışı seyahat sürecini danışmanlarınızdan öğrenin.

Birçok ülke Türkiye’den gelen öğrenciler için vize uygulamaktadır. Danışmanlarınız vize süreci ile ilgili başvurunuzu sağlamaktadır. Dosyaların hazırlanması, vize başvuru formunuzun hazırlanması gibi tüm detaylarda sizlere yardımcı olarak, dosyanızı son haline getirip konsolosluğa iletmenizi sağlayacaktır. Birçok ülke 18 yaş altı öğrenciler için velileri refakatinde başvuruyu zorunlu kılmaktadır. Uçuş sırasında refakatçi isteyen öğrenciler için havayolu şirketleri detaylı olarak bilgilendirme yapmaktadır. Bununla ilgili havayolu şirketlerinden hizmet alabiliyorsiniz. Ülkeye vardıktan sonra gümrükten geçerek öğrenci okul yetkilisi tarafından karşılanmaktadır ve konaklamasına teslim edilmektedir.

13. Programa katılmadan önce oryantasyon alın ve hazırlık yapın.

Birçok öğrenci yurtdışı uçusunu ilk defa deneyimlerken, bazıları da ilk defa ailelerinden ayrı bir süre geçireceklerdir. Bu nedenle, öğrenci gitmeden önce oryantasyon almalıdır. Yanında bulunması gereken belgeler, havaalanı karşılaması, konaklama detayları, eğitim ve sosyal aktivite programına katılımlarına kadar her şey hakkında net ve doğru bir şekilde bilgilendirilmelidir. Buna bağlı olarak, bilinçli bir şekilde programa katılım sağlayan öğrenci, eğitim başladığında kültür şokunu daha hızlı bir şekilde atlatıp bulunduğu ortama rahatlıkla uyum sağlayabilmektedir. Öğrencilerin eğitimleri sona erene kadar danışmanlar tarafından her şeyi denetim ve kontrol altındadır.

Erken Yaşta Yabancı Dil Öğrenmenin 10 Faydası

Erken yaşta yabancı dil öğrenmek, kulağa olması çok zor bir durum gibi gelse de doğru eğitim ve yöntemlerle çok daha kolay olmaktadır. Çocukların gelişiminde çok önemli bir rol oynayan bu avantajları aşağıda sıraladım.

1. Farklı bakış açıları yakalarlar.

Çocuklar ben-merkezlidirler, diğer insanların bakış açılarını algılayamazlar. Bu dönemde onlara sunulan ikinci dili, bir bütünsellik içinde bakarak benimser ve algılarlar.

2. Yabancı dili eğlenerek öğrenebilirler.

Yabancı dil öğrenme sürecinde çocuklar yorulmadan ve çok büyük çabalar sarfetmeden, oyunlarla, eğlenerek dil öğrenirler.

 3. Diğer ders ve sınavlarda daha başarılı olmalarını sağlar.

Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan araştırmalara göre erken yaşlarda yabancı dil eğitimi almış çocuklar ileriki yaşlarda girdikleri sınavlarda oldukça başarılı olmuşlardır.

4. Yabancı dil çocuğun matematiksel ve bilimsel kabiliyetini geliştirir.

Sadece yeni bir dil öğrenmek olarak görmemeli. Öğrencinin zihnindeki birtakım kabiliyetleri de çalıştırdığı kanıtlanmıştır. Bunlar arasında matematiksel ve bilimsel yetenekler de yer almaktadır.

5. Özgüvenlerinin artmasını sağlar.

Farklı dilde konuşan bir insanı anlamak, o kişilerle konuşabilmek, o dilde şarkılar söylemek, filmler izlemek, çocuğun özgüveni üzerinde çok önemli ve olumlu etki yaratır.

6. Daha geniş bir kültür anlayışına sahip olur.

Doğru kişilerle ve metotlarla öğretildiği takdirde çocuk ana dili gibi konuşan bir kişinin gramer hakimiyeti ve aksanına sahip olabilmektedir. Tek dil bilen çocuklara göre daha geniş bir kültür anlayışına sahip olur.

7. Çocuğun öğrenme hızı yetişkine göre daha hızlıdır.

Yine çocuklar ve yetişkinlerin öğrenme hızını kıyaslarsak arada büyük bir uçurumun olduğunu söyleyebiliriz. Bir yetişkinin yabancı dilde öğreneceği kelime sayısının çok daha fazlasını aynı süreçte bir çocuğun öğrenebileceği bilinen bir gerçektir.

8. Çocukların dil öğrenmesi için yurtdışında yaz okulu programları vardır.

Yaz okulu programları çocukların güvenliği için %100 titizlik ve güvenle gerçekleştirilirken, çocuklar 7/24 gözetim altında tutular. Genelde 9-17 yaş aralıklarında olan programlar sayesinde çocuklar erken yaşta yaşayarak öğrenme fırsatı yakalar.

9. Bambaşka bir kültür içinde yaşarlar.

Küçük yaşta var olabileceğini hayal edemeyeceği bir kültürü tanımak dünya-evren kavramlarını daha kolay algılayarak beyninin sınırlarını geliştirmesine olanak sağlar.

10. Konuşmaktan çekinmezler.

Yetişkinlerin yaşadığı ”anlıyorum ama konuşamıyorum” sendromunu çocuklar pek yaşamazlar. Zira utanmayı henüz bilmiyorlardır. Bu da onların yabancı dil öğrenme ve konuşma konusunda daha cesaretli olmalarını sağlar.

Erken yaşta yabancı dil öğrenmek hakkında bu içeriklere göz atın

İkinci Bir Yabancı Dil Öğrenmek için 8 Sebep

Son yıllarda çoğu insan eğitim, kariyer, iletişim, farklı kültürleri anlama, yeni ülkeler görme ya da tamamen keyif aldıkları için İngilizcenin yanında ikinci bir yabancı dil öğrenmeye çalışıyor. Günümüzde İngilizcenin tüm dünya tarafından ortak küresel dil olarak kabul edilmesine rağmen, eğitim ya da iş piyasasında ikinci bir dile sahip olan insanlara daha ayrıcalıklı davranılıyor. Zira herkesin İngilizce bildiği ya da öğrenmeye çalıştığı şu dönemde İspanyolca, Arapça, Fransızca, Çince, Rusça gibi diller üzerine eğitim almak ya da iş sektöründe kullanmak artık zorunluluk haline gelmiş durumda.

Geçmişte insanlar, ikinci bir yabancı dil öğrenmenin zihinde karışıklık yaratacağı konusunda çekimser davransalar da günümüzde birçok araştırma bunun tam aksini kanıtlamaktadır. Zira zihinsel faydasının yanı sıra, insanların kendilerine olan güven duygularının geliştiği ve psikolojik olarak daha rahat hissettikleri ortaya çıkmıştır. Gelin ikinci bir yabancı dil öğrenmek için belli başlı sebepleri birlikte inceleyelim!

1. Öğrencilik hayatın daha kolay geçer.

İkinci bir yabancı dil öğrenmek, özellikle yurtdışında eğitim almayı düşünen öğrenciler için bulunmaz bir fırsattır. Zira Çin, Almanya, Fransa, İspanya, Malezya, Japonya gibi ülkelerde her ne kadar uluslararası öğrenciler için İngilizce eğitim programları yer alsa da ülkenin anadilini az da olsa bilmek; kültür şokunu daha hızlı atlatmanıza, öğrenciyken part-time iş fırsatlarından ve stajlardan daha kolay yararlanmanıza, şehir hayatına uyum sağlama ve yeni arkadaşlar bulma konusunda sizi bir adım öne geçirecek birçok imkandan faydalanmanıza yardımcı olur.

Aynı zamanda iki dil bilmenin avantajları arasında özellikle yurtdışında eğitim sonrası kariyer yapmayı düşünüyorsanız, uluslararası şirketlerin yanı sıra ülkedeki yerel işletmelerde de iş bulma ve yaşama şansınız daha yüksek olur.

2. Bakış açın gelişir.

Şu bir gerçek ki öğrendiğiniz her şey, sizi diğerlerinden farklı kılacak ve vizyonunuzu geliştirecek yetenekler elde etmenizi sağlayacak bir durumdur. İkinci bir yabancı dil öğrenmek ise sadece eğitim, iş ya da tatillerde ziyaret edeceğiniz ülkelerde rahat etmeniz için değil; aynı zamanda yaratıcılığınızı artıracak, hafızanızı güçlendirecek ve dünyaya olan bakış açınızı değiştirecek, açık görüşlü ve anlayışlı bir bireye dönüşeceğiniz becerilere sahip olmanıza yarayacaktır.

3. Hafızanı güçlendirir.

İki dil bilmenin avantajları, öğrencilik hayatınızdan yetişkin bir birey olana kadar size fayda sağlayacak bir durumdur. Yeni kelimeler ezberlemek, gramer yapılarını çözmeye çalışmak sürekli olarak beyninizi çalıştırmanızı, daha dikkatli olmanızı, hafızanızı geliştirmenizi ve erken bunama gibi risklerden uzak kalmanıza yarayacak olumlu etkilere sahiptir.

4. Üçüncü bir dili daha kolay öğrenirsin.

İngilizceden sonra en geçerli dil olarak, günümüzde dünyada yaklaşık 400 milyon kadar insanın konuştuğu İspanyolca gelmektedir. Çoğu öğrencinin özellikle eğitim almayı, akademik kariyer yapmayı ve yaşamayı düşündüğü ülkelere göre seçtiği ikinci ya da üçüncü bir yabancı dili öğrenmek için; genellikle Mandarince, Almanca, Rusça, Japonca gibi diller ilk sıradadır. İngilizceyi öğrenmek için harcadığımız zamanı düşünürsek eğer, diğer dilleri öğrenmeye çalışırken yaptığımız hataları görerek tespit eder ve daha hızlı öğrenmeye başlarız. Böylelikle günlük ya da haftalık olarak hazırlayacağınız planlamalar ve çalışma takvimi sayesinde daha kolay öğrenmeye başlarsınız.

5. İş piyasasında daha çok şansın olur.

İki dil bilmenin avantajları arasında öğrencileri ve yeni mezunları ilgilendiren en önemli konu iş fırsatlarıdır. İkinci bir dil öğrenmek, tahmin edemeyeceğiniz kadar çok kariyer imkanı yaratır. Hızla değişen ve gelişen dünyamızda, hem Türkiye hem de yabancı ülkelerde her zamankinden daha fazla bilişim, otomotiv, tekstil ve teknoloji alanlarındaki istihdam olanaklarından faydalanmanız mezun olduğunuz prestijli üniversiteler ve bölümlerin yanı sıra öğreneceğiniz yabancı dillere bağlıdır.

6. Kendine güvenin artar.

İster İngilizce, ister Almanca ya da İspanyolca olsun öğreneceğiniz her yabancı dil kendinize olan güveninizin artmasını, daha kararlı ve açık görüşlü bir birey olmanızı sağlar. Yurtdışında hiç bilmediğiniz bir ülkede yaşamak, eğitim almak ya da çalışmak için bulunurken öğrendiğiniz yabancı diller sayesinde insanlarla daha kolay iletişim kurabilir, anadillerini konuştuğunuz içinde olumlu geri bildirimler ve teşvikler alarak motivasyonunuz artar. İkinci bir yabancı dil öğrenmek isterken kendinizi ilk öğrendiniz dildeki kadar zorlamamanızda, keyif alarak ilerlemenizde fayda var. Zira İngilizce gibi herkesin konuştuğu bir dili bildikten sonra gittiğiniz ülkenin anadilini kullanırken yapacağınız birkaç ufak hata çok da büyütülecek bir durum olmayacaktır.

7. Kültürleri daha yakından tanırsın.

Dil ve kültür birbirinden ayrılamaz parçalardır. Bir ülkenin kültürünü öğrenebilmeniz için dilini de bilmek önemlidir. Her ne kadar İngilizce dünyanın en çok konuşulan ve öğrenilen dili olsa da eğitim almak ya da kariyer yapmak için gittiğiniz ülkede farklı bir dil konuşuluyorsa uyum sağlamanız ve o kültürü anlamanız zordur. Müzik, film, yemek, sanat, gelenekler ve yaşam alışkanlıkları gibi birçok unsuru içinde barındıran kültürü en iyi şekilde tanımak, o ülkenin dilini az da olsa anlamaktan geçer.

8. Yeni insanlarla arkadaşlıklar kurarsın.

İkinci hatta üçüncü bir yabancı dil öğrenmenin en keyifli yanı ömür boyu sahip olacağınız yeni arkadaşlıklar ve dostluklar olacaktır. Herkesin yabancı bir dil öğrenmek için farklı nedenleri vardır. Eğitim ve kariyer bunların başında gelse de, gitmek istediğiniz ülkede bir arkadaşınız varsa kendinizi yalnız hissetmez ve o ülkeye daha çabuk alışırsınız.

Sonuç olarak öğreneceğiniz diller İngilizce ya da başka bir dil olsun, önemli olanın ne amaçla olduğunu kafanızda netleştirmeniz ve geleceğinize o doğrultu da yön vermeniz gerekir. Ulaşmak istediğiniz hedef yurtdışında eğitim alma, kariyer yapma ve yaşamak ise gideceğiniz ülkenin iş olanaklarını, yaşam koşullarını ve eğitim imkanlarını iyice gözden geçirmelisiniz.

İkinci yabancı dil hakkında bu içeriklere göz atın

Hindistan’da Eğitim Hakkında Bilmeniz Gereken 8 Madde

Soru cevap şeklinde Hindistan’da eğitim hakkında en çok merak edilenleri anlatmaya çalıştım. Umarım düşünenlere faydalı olur.

1. Eğitim dili nedir?

Eğitim dili İngilizce ama Hintçe ve İngilizce birbirine o kadar karışmış ki hocalar genel olarak Hintçe konuşuyor. Özel okullarda İngilizce konuşma seviyesi daha yüksek devlet okullarına göre. Yani en azından söz hakkınız var, rahatça hocadan İngilizce konuşmasını isteyebiliyorsunuz.

2. Ücret ne kadar?

Bu miktar okuldan okula, özel okullarda ise bölümden bölüme değişiyor. Ben okuluma psikoloji bölümü için yıllık 62 bin rupee yani yaklaşık bin dolar ödüyorum.

3. Okul süresi ne kadar?

Psikoloji 3 yıllık bir bölüm, yine okul yılı da ücret gibi farklılık gösteriyor.

4. Kalacak yeri nasıl hallediyorsun?

Okulumun yurdunda kalıyorum, Hindistan şartlarında temiz ve düzenli sayılabilecek bir yurt. Yıllık ücret de 1600 dolar kadar yani 6 bin lira civarı.

5. Denklik var mı?

Genel olarak evet denklik veriliyor ama tabii eksik ders varsa önce Türkiye’de bunları tamamlamanız isteniyor, uzun bir süreç..

6. Başvuru sürecinde hangi belgeler isteniyor?

Lise diploması, lisenizin buraya denk olduğuna dair bir belge(buradan alıyorsunuz o belgeyi), transkript belgesi ve dil eğitimi sertifikası. Geriye kalan sağlık belgesi vs onları kolaylıkla buradan halledebilirsiniz.

7. Dil eğitimini nasıl halledeceğiz?

Ben dil eğitimimi de burada aldım, 6 aylık eğitim ideal yeterli süre. Ama tabii bu üniversite eğitimi için yeterli olmuyor, çabalayıp daha da geliştirmek gerekiyor.

8. Hindistan’da eğitim almamızı tavsiye eder misin?

Açıkçası pek tavsiye etmem çünkü ezbere dayalı bir eğitim sistemi mevcut. Sınavlarda hikaye kısmına çok giriliyor, bir sınavı geçmek için 13-14 sayfa yazmanız gerekiyor desem size?.. Maalesef durum bu. Sınavda 25 sayfalık defter veriliyor, ben max 15 yazabilirken arkadaşlarım 3. kez fazladan defter istiyorlar falan. Hal böyle olunca hem aldığınız notlar yüksek olmuyor hem de psikolojik olarak bunalabiliyorsunuz.

Tüm bunların yanında pişman mıyım? Asla değilim çünkü bu benim isteğimdi ve istediğimi aldım ve alıyorum. Asla vazgeçmeyin isteklerinizden, gerçekten istiyorsanız bir gün mutlaka alırsınız  🙂

İyisiyle Kötüsüyle Work and Travel Tecrübesi

Selamlar millet. Bu yazımda size Work and Travel maceramı, yaşadığım iyi ve kötü şeyleri hatta heyecandan bayılacağımı düşündüğüm zamanları bile anlatacağım.

İlk olarak nasıl Work and Travel programına katıldığımı anlatmakla başlayayım. Bir gün ablam beni aradı ve ailemizle görüştüğünü benim Amerika’ya gitmem için onları ikna ettiğini söyledi. İşin aslına bakarsanız Work and Travel o ana kadar benim içi bir hayal ya da yapmak istediğim şeylerden birisi değildi. Sonrasındaki süre zarfında bu durumu düşünürken birkaç arkadaşımla ciddi bir karar alıp İzmir’e Ağustos 2016 da bir acentaya kayıt olmaya gittik.

Work and Travel’da hangi işi tercih ettim?

Arkadaşlarım ve ben farklı yerlere gidecektik onların işi neredeyse Ekim, Kasım aylarında belli olmuşken benim işim ancak Mart ayında kesinleşti ve tercih hakkım yoktu çünkü acenta beni çok oyalamıştı ve artık Amerika’ya gidiş biletimin bu olduğunu biliyordum ve Pittsburgh, Pensilvanya’da Sandcastle Waterpark’ta saatliği 8 dolar olan ve konaklaması aylık 75 dolar olan cankurtaranlık işini kabul ettim.

Eksik evrak da ne demek?

Daha sonra vize günü geldi çattı ve tarih 27 Nisan’dı. 28 Nisan’daki uçağıma ve aynı gün içerisindeki vize görüşmeme hazırlanmak için valizimi toplarken evraklarımı kontrol ettim fakat ne olduysa öğrenci belgem ve transkriptim yoktu. Tabii ki çok fazla panik yapmadan hemen bağlı olduğum acentayı aradım ve durumu belirttim.

Islak imzalı evrak olması gerektiği için bana yine de görüşmeye gidip eksik evraktan dolayı birkaç gün müddet tanınabileceği olanağından bahsettiler. Vizeyi alamayacağıma kanaat getirip e-devletten çıkarttığım öğrenci belgem ve okulun sisteminden imzasız çıkarttığım transkriptimle Amerika konsolosluğundaydım.

Vize başvurusunda neler yaşadım?

Sıra Türk polislere geldiğinde benden transkriptim ve ds formum istendi. Sonrasındaki gerekli parmak izi işlemlerinden sonra transkriptimi geri aldım, sıraya girdim ve bekledim. Sıra bana geldiğinde görevli benden sadece transkriptimi ve pasaportumu istedi ve tedirgin bir şekilde uzattım.  Bana kısaca bir kaç soru sordu ve onlar da ”nereye gidiyorsun, ne iş yapacaksın, haklarını biliyor musun” sorularından ibaretti ve kısaca ”pittsburgh pensilvanya, lifeguard, yes” cevaplarını vermiştim. Birkaç dakika işlem yaptı ve elime kağıdı verdi fakat ben diğer başvuran öğrencilere hala farkında olmadan bu kağıdın ne olduğunu soruyordum. Evet vizeyi almıştım ve artık Amerika’ya gidiyordum.

Uçak yolculuğunun ardından valizimi aradılar.

Yaklaşık 600 dolara Paris aktarmalı Pittsburgh uçuşuyla dönüşte yine Paris aktarmalı San Francisco biletimi aldım ve hazırlıklara başladım. Gün gelip uçağa bindim ve Pittsburgh havalimanındaki görevlilere bize uçakta doldurttukları formu verdim ve sınır görevlisini geçtim. Sonrasında benim valizimi aradılar. Sebebini sonradan düşündüm de üzerimdeki para miktarını biraz fazla yazdığımı fark edip kağıdı düzeltemeden sınır görevlisine vermiştim ve sanırım sebep buydu.

Work döneminde birkaç kez Travel yaptık.

İş verenim beni aldı kalacağım yere götürdü ve artık çalışmaya hazırdım. Birkaç gün sonra eğitim aldım ve çalışmaya başladım. Yaklaşık 3.5 ay süren çalışma serüvenimde birçok insan tanıyıp birçok etkinlik yaptık. Hatta bir keresinde iki araba yola çıkıp Niagara Şelaleleri’ne gittik. Başka bir günde ise çalıştığımız yer 3 günlük sezon bitimi tatili verdiğinde tamamı Amerika’lı arkadaşlarımdan oluşan ekinimle beraber New York şehrinde 3 günlük bir macera yaşadık.

Kötü hava şartları çalışma düzenimi bozdu.

Neyse iş durumuna geri dönersek kötü hava şartları nedeniyle çalıştığımız yer düzenli olarak erken kapanmaya başlayınca mesai saati konusunda sıkıntı çekmeye başladık. Bağlı olduğumuz şirketin ayrı bir yapısı olan Kennywood Park’ta ride operator’lük işi aldık ve mesai saatlerimizi dengeledik.

Travel vakti gelirken neler yaptım?

Travel kısmına çıkmadan önce beraber WAT’a başvurduğum arkadaşlarımla plan yaptık ve onlarla Chicago’da buluşacaktım. Onlarla buluşacağım güne kadar 5 gün vaktim vardı ve Washington D.C ile New York’a gitme kararı aldım.

New York’ta nasıl bedava konakladım?

Sadece 1 günde gezip neredeyse her yerini gördüğüm D.C’de o akşam Airbnb coach’umda konaklayıp ertesi gün New York’taki Coachsurfing’den bulduğum bir eve gittim. Çok cana yakın birisiydi ve bana çok yardımcı olmuştu. Evinin Manhattan’da olması her yere kolaylıkla ulaşmamı sağladı.

Araç kiralamada yaşadığımız sorun ve iç burkan harcamamız.

Sonrasında Chicago’ya uçtum ve arkadaşlarımla buluşup orada 2 gün geçirdikten sonra Los Angeles’a geçtik. Arkadaşlarımın anlaştığı araba kiralama şirketinde sebebini anlayamadığımız bir sorun çıktıktan sonra aynı gün içerisinde 1100 dolara 8 günlük araç kiraladık (rezervasyonlu olduğumuz yerde 8 günlük 600 dolar civarındaydı). Biraz içimiz burkuldu ama olsundu.

Las Vegas’ta doğum günü kutlamak mı!

L.A’de 3 gün geçirdikten sonra Vegas’a geçtik ve doğum günümü orada kutladık. MÜKEMMELDİ! Vegas’tan bir gün çıkıp Hoover Dam ve Death Walley’i gördükten sonra tekrar Vegas’a geri döndük ve ertesi gün Grand Canyon’a gittik.

Vegas’tan San Francisco’ya yolculuk yorucuydu.

Tüm günümüzü orada geçirdikten sonra 12 saatlik ve yaklaşık 1800 km’lik San Francisco yoluna çıktık ki bu gerçekten yorucuydu. San Francisco’da geçirdiğimiz 2 günden sonra uçağıma atlayıp Türkiye’ye döndüm ve artık her şey bitmişti…

4 Aylık Amerika macerası sonunda neler oldu?

Yaklaşık 4 ay farklı bir ülkede yaşayıp neredeyse ciddi bir süre oranın kültürüne adapte olmaya çalışırken bir anda kendi kültürüne geri dönmek kültür şoku yaşatmadı desem yalan olur.

Bu yazıyı okuyan ve hala WAT yapmamış her bir bireye tavsiyem kesinlikle yapın. İyisiyle kötüsüyle her anlamda değer ve hiç bir zaman bunu yaptığınız için pişman olmazsınız. Sözlerimin sonuna gelirken özlediğim Amerika’yı tekrar görmek dileğiyle. Sizlere hoşçakalın diyorum dostlar…

Work and Travel tecrübesi hakkında bu içeriklere göz atın

Avustralya Dil Okulu Hakkında Bilinmesi Gerekenler | Neden Melbourne?

Avustralya dil okulu için şehir tercihi olarak genelde Sidney seçiliyor fakat ben Melbourne seçtim. Bu yüzden hem dil okulu sorularına hem de Melbourne sorularına yanıt vermek istiyorum. Bana mesaj olarak çok sorulan sorularla başlayıp sonra da kendi tavsiye ve düşüncelerimi ekleyeceğim.

1. Avustralya dil okulu fiyatları ve masraflar ne kadar?

En çok merak konusu; Kaç para harcadın? Benim cebimde 30.000 TL vardı bunun 22-23 bin TL’si 20 hafta okul ücreti, vize ücreti ve ilk gidince 2 hafta aile yanı konaklama ücreti, sigorta ücreti ve tek yön Ankara – Melbourne uçak bileti. Geriye kalan 7-8 bin tl yanımda götürürüm dedim böyle de oldu. Buraya geldiğimde cebimde $2500 vardı çalışmaya başlayana kadar. Ucu ucuna yetti. Siz biraz daha fazla getirirseniz daha iyi olur.

Vize başvurusu için bankada belli bir miktar para göstermeniz gerekiyor 1 yıl için $12.000 sanırım. Ben bankada 65.000 TL gösterdim bir o kadar da babamın banka hesabında gösterdik. Kredi çekip bankada para gösterip vize çıktıktan sonra krediyi kapatan arkadaşlar var, sorun olmuyor.

Yukarıda bahsettiğim (dil okulu ve konaklama) ücretlerini vize başvurusunu yapmadan önce okula göndermeniz gerekiyor Avustralya’da sistem böyle işliyor.

2. Paranızı Avustralya dolarına çevirip öyle gelin.

Çok önemli bir bilgi vereceğim. Eğer büyük şehirlerde yaşıyorsanız buraya gelmeden önce paranızı Avustralya dolarına çevirip öyle gelin. Çünkü burada her döviz çevirme işlemi için $10 gibi bir ücret alıyorlar. Ben Cepteteb kullanıyorum Amerikan Doları hesabı oradan para çektiğimde direk Avustralya dolarına çeviriyor ve sadece $3 kesiyor böyle çok daha avantajlı.

3. Avustralya’da iş bulmak kolay mı? Ne iş yapıyorsun?

Avustralya’da iş bulmak kolay ama hep normal işler. Yani Türkiye’de benim gibi mühendis iseniz burada o işe girmeniz çok zor. Çalışabileceğiniz işler kebapçıda çalışmak saat ücreti $10-15, kafede çalışmak saat ücreti $14-18, restoranda çalışmak $15-20, bulaşıkçılık $15-25, temizlikçi $15-30 arasında değişmektedir. Ben hafta içi temizlik yapıyorum saati $24 kazanıyorum. Hafta sonu da Uber Eats yapmaya başladım ondan da 1 delivery $7 kazanıyorsunuz. Normal işlerde o hafta kazandığınız para hesabınıza Pazartesi yatıyor. Burada maaşlar ve diğer her şey haftalık (bence çok güzel). Uberde kazandığınız para ise her Salı akşamı hesabınıza yatıyor.

4. Avustralya dil okulu vizesi ile yasal çalışabilir miyim?

Evet, benim vizem Student Visa ve resmi olarak haftalık 20 saat çalışma iznim var. Genelde 20 saat çalışma iznine uyan pek yok. İş bulanlar fazladan çalışıyorlar sıkıntı olmuyor. Herhangi bir işte çalışmanız için buraya geldiğinizde TFN (tax file number) numarası almanız gerekiyor başvuruyu online yaptıktan sonra 1 haftada evinize posta ile geliyor.

Uber Eats yapacaksanız bunun dışında ABN number numarası da almanız gerekiyor. Bunun için de başvuru online ve hemen alabiliyorsunuz. TFN ve ABN numarası nasıl alınır? Bununla ilgili kısa bir video çekip ekleyeceğim daha sonra çünkü Türkçe kaynak yok ben ilk yaparken zorlanmıştım.

5. Avusturalya’ya geldikten sonra vize uzatmak kolay mı?

Buraya geldiğinizde vizenizi burada uzatmak istiyorsanız işlemler daha kolay oluyor ve bir okula kayıt olduğunuzda vizenizi uzatabiliyorsunuz. Ben dil okuluna 5 ay yazılmıştım ve daha 3 ayım var ama ben de vizeyi uzatmak için okula tekrar kayıt olacağım ya da üniversitede 1-2 yıllık bir programa kayıt olacağım. Bu yüzden eğer ki Avustralya’ya gelmek istiyorsanız ilk başta dil okulu + 1 yıllık üniversite programı ile gelirseniz vizeniz çok daha uzun olacaktır. Dil okulu ücreti peşin veriyorsunuz ama diğer okul için sadece kayıt ücreti verseniz yetiyor daha sonra taksitle ödeme yapıyorsunuz her 3 ayda 1.

6. Avustralya vizesi kaç günde çıkıyor?

Benim vize başvurusunu yaptıktan sonra Perşembe günü konsolosluğa parmak izi verdim ve Salı günü vizem çıktı. Ama vizesi 1 ayda çıkan arkadaşım da var. 5 gün ile 30 gün içinde vize durumu belli oluyor.

7. Avustralya vize memuru neler soruyor?

Vize memuru beni sabah 10’da aradı uyku sersemiydim aman siz dikkat edin 🙂

Öncelikle kişisel bilgiler soruyor. Sonra ”neden Melbourne” diye sordu ve ”Melbourne’de herhangi bir tanıdığınız var mı” dedi bende ”yok” dedim. Çalıştığım eski iş yerlerini sordu ve benden ekstra olarak o işlerinde eskiden çalıştığıma dair evrak istedi onları tamamladım ve sisteme yükledik 2 saat sonra vize onayı geldi. Diğer önemli soru döndüğünüzde ne yapacaksınız dedi bende ”dönüşte kendi işimi kuracağım İngilizce’yi çok iyi yapmalıyım” dedim. Bir de arabam vardı onu satmıştım. Onu sordu arabanızı neden sattınız dedi okul parası ve masrafları karşılamak için dedim.

8. Neden Melbourne’de dil okulu?

Ben buraya gelmeden önce 2 ay sürekli Sidney ve Melbourne diye araştırma yapıyordum. Hep bilgi almaya çalıştım, çoğu zaman burada yaşayan kişilere mesajlar attım. Benim ajansım Eskişehir’de bir ajans ve o ajanstaki Gülsedef hanımın Melbourne hakkındaki yönlendirmeleri sonucunda Melbourne kararı verdim. Verdiğim kararın doğruluğunu buraya gelince anladım.

  • Melbourne’de iş bulmak daha kolay.
  • Melbourne’de yeme içme yaşam şartları daha ucuz (yine de çok pahalı).
  • Melbourne’de ev kiraları daha ucuz.
  • Melbourne’de her hafta sonu etkinlikler var, festivaller var ve hep ücretsiz.
  • Melbourne’de toplu taşıma daha ucuz haftalık $43 sınırsız.

Melbourne’de hava çok değişken oluyor. Sidney’de süper diye hep yorumlar okuyordum. 2 ay oldu buraya geleli ve daha bugün yağmur gördüm. Ama arkadaşım Sidney’de yaşıyor sürekli yağmur diyor ne kadar doğru bilemem. Melbourne’de hava değişken olabiliyor ama hava durumuna baktığınız sürece öbür gün havanın nasıl olacağını görebiliyorsunuz. Dışarıda dolaşırken birden hava sıcaklığı 15 derece düşmüyor onlara inanmayın.

9. Melbourne’de hangi dil okulunu tercih ettin?

Benim dil okulumun adı Ability English. Bu okulun hem Sidney’de hem de Melbourne’de şubeleri olduğundan ve fiyatları uygun olduğundan genelde Türklerin tercihi oluyor. Okul güzel ama ahım şahım değil. Türkiye’de aldığım dil eğitimiyle aynı sayılır. Tabi ki Avustralya’da dil eğitimi almakla Türkiye’de almak arasında çok fark var. Her ülkeden öğrenciler bulunuyor çoğunluk olarak sırasıyla Japonya, Kolombiya, Türkiye ve Brezilya diyebilirim. Diğer Avustralya dil okulları nasıl derseniz bence bu ülkede dil okulunun pek önemi yok. Sizin için ekonomik olarak hangisi iyiyse onu seçin çünkü burada 1. planda olan şey çalışmak ve para kazanmak.

10. Avustralya’da yaşam giderleri ve harcamalar ne kadar?

Ev kirası haftalık ilk geldiğimde $200 dı. Şimdi haftalık $150 paylaşımlı odada arkadaşımla kalıyorum. Sadece size özel oda isterseniz $200.

* Dışarıda yemek yemek isterseniz $15 (en uygunu)
* Dışarıda bir bira $10 ama bazı mekanlarda 1 litresi $9. Marketten bira alırsanız 24lü biralar $48. Yani tanesi $2 a geliyor. En kaliteli şişe biralardan bahsediyorum.
* Bir kutu kola dışarıda $4 ama yine marketten 24lü alırsanız eğer $12, yani tanesi $0.50 a geliyor. Su burada ücretsiz, evde çeşmeden içiliyor. Dışarıda tüm mekanlarda su bedava ama çok susadıysanız bir yerden ufak şişe alırsanız $3.
* Benzin $1.2
* Markette et $7 ama bizim Türkiye’de yediğimiz etler gibi lezzetli değil bence. Marketten etinizi alıp şehrin her yerinde bulunan ve ücretsiz olan barbekülerde pişirip yiyebilirsiniz.
* Küçük kahve $1
* Dövme ve piercing çok aşırı pahalı rakam vermeyeceğim korkmayın.
* Sigara içenler için burada sigara örnek olarak Marlboro $35 🙂

Tüm rakamlar Avustralya Doları yani Türk Lirası x 3

11. Melbourne’de ulaşım nasıl?

Melbourne’de en sevdiğim konulardan birisi bisiklet yolları. Tüm şehri bisiklet yoluyla rahatlıkla ve güvenle gezebilirsiniz. Tüm araçlar (tramvay, otobüs, araba, motorsiklet) ve bisikletler hepsi aynı yolu kullanıyorlar.

Avustralya’ya gelmek isteyen arkadaşlar hiç düşünmeden gelin. Avustralya dil okulu ve yaşam hakkında herhangi sorusu olanlar bana mesaj atabilirler elimden geldiğince tüm mesajlara cevap vermeye çalışıyorum: @onurcamm

Biraz uzun oldu ama umarım birlerine yardımım dokunur.

Yol Açık Yola Çık!

Saygılar!

Kanada’da Lisans Eğitimi Almanız için 7 Neden

Son yıllarda Kanada’da eğitim almak isteyen uluslararası öğrenci sayısı giderek artmaktadır. Hoşgörülü ve çok kültürlü yapısı; Montreal, Vancouver, Toronto gibi popüler öğrenci şehirleri; dünyanın en çok tercih edilen ülkeleri olan Amerika ve İngiltere’ye göre daha düşük eğitim ve yaşam masrafları, doğal güzellikleri ve vize uygulamaları ile dikkat çeken Kanada her yıl özellikle tıp, petrol mühendisliği ve bilgisayar bilimleri alanlarında öğrenim gören öğrencilere ülkede yaşama ve çalışma imkanı sunar. Gelin, kaliteli eğitim sistemi ile öğrenci memnuniyetinin en üst sıralarda olduğu Kanada’da eğitim almanız için nedenlere birlikte göz atalım!

1. Dünya Çapında Eğitim Sistemi

Kanada, dünyanın en saygın üniversitelerinden bazılarına ev sahipliği yaparken, 200’den fazla kamu ve özel kurumda, yaklaşık 10 bin lisans ve lisansüstü program seçeneğiyle öğrencilere hizmet verir. Kanada’da öğrenci olmak isteyenler için ülke, OECD raporlarına göre %90’a varan okuma-yazma oranıyla Rusya ve Japonya’dan sonra dünyanın en eğitimli ülkelerinden biri olmasının yanı sıra, nüfusun yarıdan fazlasının en az üniversite mezunu olduğunu belirtmekte fayda var. Her yıl ülkeye gelen 300 binden fazla uluslararası öğrenci, Kanada nüfus yoğunluğunun %10’unu karşılar.

Ülkede eğitim kurumları, uluslararası çapta ve modern araştırma tesisleri ile göz doldururken alanında uzman ve çoğu ödül sahibi akademisyenlerin katıldığı derslerde yenilikçi, ileri görüşlü ve samimi bir ortamda eğitim alırsınız. Mezun oldukta sonra öğrencilerine liderlik, pratik çözüm yolları bulma, gelişmekte olan teknolojilere ayak uydurma ve eleştirel düşünme yeteneği kazandırmayı hedefler.

2. Kültür ve Yaşam Çeşitliliği

Kanada, neredeyse dünyanın tüm etnik gruplarından insanların bir arada yaşadığı bir kültür çeşitliliğine sahiptir. Kanadalılar, hemen hemen Türkler kadar sıcak ve misafirperver insanlar olsalar da, ilk tanıştıklarında biraz mesafeli davranabilirler. Dünyada kişi başına düşen göç yoğunluğu en yüksek ülkelerden biri olarak özellikle Asya ve Avrupa’dan çok sayıda insan Kanada’da yaşamaktadır. Toronto, Montreal ve Vancouver yurtdışından gelenlerin en yoğun olarak bulunduğu şehirlerdir ve Çin mahallesinden jazz barlarına, birbirinden leziz deniz ürünlerinden Türk lokantalarına, Stanley Park’tan Niagara Şelalesi’ne ve doğa aktivitelerinden alışveriş dükkanlarına kadar çok çeşitli etkinlikler sizi bekler.

Kanadada Lisans Eğitimi

3. Düşük Eğitim Ücretleri

Kanada’da üniversite eğitimi, 3 ya da 4 yıl süren lisans, 2 yıl süren master ve öğrenim göreceğiniz alana göre 3 ya da daha fazla yıl süren doktora eğitimiyle tamamlanır. Dünyanın hangi ülkesine giderseniz gidin yurtdışında eğitim almanın belli bir maliyeti vardır. Zira yeni bir ülkede yaşamaya, konaklamaya ve kültürüne ayak uydurmaya çalışırken pek tabi ortaya çıkacak masraflar gözünüzü biraz korkutabilir. Kanada’da okul ücretleri her ne kadar pahalı gibi görünse de Amerika, İngiltere ve Avustralya’ya göre hala daha az maliyetlidir. Kanada’da eğitim almayı düşünen öğrencilere ülkenin özellikle uluslararası öğrencilere sağladığı burslar ve mali yardımlar, göçmenlik ve mezun olduktan sonra iş bulma gibi konularda sayısız fırsatlara sahip olduğunu söyleyebiliriz. Aynı zamanda çoğu üniversite, lisans eğitimine kayıt olan öğrencilere ödüllü burslar vermektedir.

4. Kanada Öğrenci Vizesi

Kanada öğrenci vizesi 3 gruba ayrılır; 6 aydan uzun süre kalacaksanız S-1, 6 aydan kısa süreli kalacaksanız SX-1 ve Quebec eyaletinde eğitim alacaksanız CAQ’ya başvurmanız gerekir. Kanada’da eğitim için seçtiğiniz üniversiteden gelen kabul belgenizi aldıktan sonra Kanada Vatandaşlık ve Göçmenlik yani CIC üzerinden online başvuru yapabilirsiniz. Kanada öğrenci vizesi ücreti 150 Kanada Dolarıdır. Ülkede okumak için alacağınız öğrenci vizesi, eğer 6 aydan uzun süreli ise size beraberinde çalışma izni elde etmenizi de sağlayacaktır. Mezun olduktan sonra 90 gün içerisinde çalışma izninizin geçersiz hale geleceğini, Kanada’da kalmak ve iş aramak için 3 yıl süre geçerli olan çalışma iznine başvurmanız gerektiğini söylemekte fayda var. Genelde ülkede mühendislik, finans, bilgi teknolojileri, sağlık ve grafik tasarım alanlarından mezun öğrencilere talep yüksektir.

5. Kaliteli Eğitim Kurumları

Kanada’da üniversite eğitimi almak isteyen öğrenciler için ülke, dünyanın en iyi eğitim kurumlarına sahip olmakla beraber, QS Dünya Üniversite Sıralamalarında, Toronto Üniversitesi ve McGill Üniversitesi ile ilk 50’de yer almıştır. Yüksek standartlarda eğitim kalitesi, İngilizce ve Fransızca dillerindeki program çeşitliliği ile göz dolduran üniversiteler, modern kampüsleri, konaklama tesisleri ve araştırma laboratuvarları ile dikkat çekerler.

1827 yılında kurulan Toronto Üniversitesi, Kanada’nın ilk ve en köklü kamu araştırma üniversitesidir. Gotik ve Romanesk kuleleri ile büyüleyici binalara sahip üniversitede, 1921 yılında insülin keşfedilmiş ve kemik iliği naklini mümkün kılan kök hücre tedavilerinde öncü olmuştur. Toronto Üniversitesi, özellikle uygulamalı bilimler ve mühendislik fakülteleri ile her yıl hatırı sayılır uluslararası öğrenciye ev sahipliği yapar.

McGill Üniversitesi, 1821 yılında Kanada’nın Montreal şehrinde kurulmuştur. Ülkenin en eski kamu üniversitesi olmasının yanı sıra, 8 Nobel ödülü ve sayısız ünlü isim mezunları arasındadır. Kuzey Amerika’nın Harvard’ı olarak tanımlanan okulun en ünlü ismi, şu an Kanada başbakanı olan Justin Trudeau’dur. Türkiye’den özellikle Fransız Lisesi mezunlarının tercih ettiği üniversiteye her yıl çok sayıda Türk öğrenci bilim, mühendislik, tıp ve hukuk alanlarında eğitim almak için başvurur.

1908 yılında kurulan Alberta Üniversitesi, her yıl 140’tan fazla ülkeden uluslararası öğrenciye ev sahipliği yapar. İşletme, yaratıcı sanatlar, mühendislik ve fen bilimlerinde dünya çapında üne sahip araştırma üniversitesi, özellikle nanoteknoloji tesisleri ile dünyanın dört bir yanından yaratıcı fikirlere kapılarını açar.

Kanada Üniversiteleri

6. Kariyer İmkanları

Kanada, çoğu yapılan araştırmada eğitim sistemi ve mezuniyetten sonra altı ay içinde kendi çalışma alanında iş bulabilme açısından, öğrenci memnuniyeti sıralamalarında ilk sıralarda çıkar. Ülkedeki bir eğitim kurumundan mezun olduysanız eğer PGWPP yani Mezuniyet Sonrası Çalışma İzni Programı’na başvurabilirsiniz. Her yıl 250 bin göçmene kariyer fırsatı sunan ülkede petrol mühendisleri, bilgisayar programcıları, yazılım uzmanları ve sağlık sektöründe çalışanlar için iş fırsatları sınırsızdır. Aynı zamanda ülkede bulunan Shopify, L’Oreal, PepsiCo, Siemens ve HootSuite gibi uluslararası şirketlerin varlığı, öğrenciler için hem okurken staj yapma hem de mezuniyetten sonra çalışma imkanı sağlar.

7. Öğrenci Şehirleri

Kanada, öğrenciler için sayısız aktiviteye sahip doğası, hareketli şehirleri, kültür ve sanat etkinlikleri ile göz doldurur. Ülkenin ikinci büyük şehri olan Montreal, bu sene QS En İyi Öğrenci Şehirleri endeksinde ilk sıraya yükselmiştir. Tarihi dokusu, tiyatro, müzik ve görsel sanatlar alanındaki zenginliği ile dikkat çeken şehrin en büyük özelliği yılda 2 milyon ziyaretçiye ulaşan Montreal Uluslararası Caz Festivali’dir. Kanada’da yaşam ve kariyer düşüncesi olan öğrencilerin hareketli yaşamı ile tercih ettiği Toronto şehri ise ülkenin kültür ve eğlence başkentidir. Uluslararası Toronto Film Festivali ile dünya çapında üne sahip şehir her yıl çok sayıda turiste ev sahipliği yapar. Aynı zamanda Vancouver, Quebec ve Edmonton gibi Kanada şehirleri özellikle prestijli üniversiteleri ve iş sahaları ile tanınır.

Work and Travel Nedir? Nasıl Yapılır? Programın Maliyeti

Work and Travel, dünyanın öbür ucunda çalışıp farklı kültürlerle buluşmanızı ve doyasıya seyahat etmenizi sağlayan bir fırsat. Ben de Work and Travel yapmış biri olarak, tecrübelerimden ve bu alanda uzman olan danışmanların söylediklerinden yola çıkarak bir içerik hazırladım. Yazımda aşağıdaki bilgilere ulaşabilirsiniz:

  • Work and Travel Nedir?
    – Programın genel tanımı
  • Work and Travel Program Ücreti
    – Detaylı bir maliyet tablosu
  • Work and Travel’da Ne Kadar Kazanabilirsiniz?
    – Program boyunca yapacağınız işe göre öngörülen kazanç
  • Konaklama Seçenekleri
    – Amerika’da nasıl konaklama seçenekleri bulabilirsiniz
  • Başvuru süreçleri, ajanslar ve kayıt zamanları
  • Hangi İşlerde Çalışılır?
    – İş seçenekleri ve öneriler
  • Amerika’da Seyahat
    – Programın en eğlenceli yanı

Work and Travel nedir?

Work and Travel üniversite öğrencilerinin Amerika’da hem çalışmasını hem de seyahat etmesini sağlayan bir programdır. Öğrenciler yaz aylarında ortama 3-4 ay kadar Amerika’da yaşama fırsatını yakalarlar. Programa katılmak için belirli bir ücret ödenmesi gereklidir. (Yazının başında belirteyim, gözünüz korkmasın; en azından ödediğiniz kadarını Amerika’ da kazanırsınız.) Ücretlerle ilgili fikir sahibi olabilmek için aşağıdaki görseli inceleyebilirsiniz.

Work and Travel ücretleri & toplam Maaliyeti

Work and Travel’ da, kazanacağınız miktar çalıştığınız işe, lokasyona, bahşişlere, kişisel performansınıza ve söz konusu işin overtime (fazla mesai) sistem uygulayıp uygulamamasına göre farklılıklar gösterir. Maaş sistemi saat başı ücretlendirme şeklindedir. Ortalama olarak saat başı ücret 7.25-11.25 dolar arasındadır. Genele vurulduğunda Amerika’da çalıştığınız toplam süre boyunca 4000-12000 dolar arasında kazanırsınız.

Overtime ;

“Tam karşılığı fazla mesai olan, çalıştırılma süresi haftalık 40 saat üzerinde olan durumlarda, 40 saat üzerinde her saat için belirlenen saatlik ücretin 1,5 katının ödenmesidir. Örneğin saatlik ücreti 9.00 dolar olan bir işletmede bir hafta içerisinde 45 saat çalıştığınızı varsayalım, 40 saatiniz 9.00 dolar olarak hesaplanacak, 5 saatiniz 13.5 dolardan hesaplanacak ve toplamda 427.5 dolar kazanç elde edeceksiniz. Bazı işverenler, yerel yönetimlerle anlaşma içerisine girerek, fazla mesai ödemeyen kategoride yer alabilir. İş seçimi yaparken işverenin overtime verip vermediğini danışmanlık şirketinizden öğrenebilirsiniz.”

*Güncel bilgileri benimle paylaşıp bu içeriği hazırlamama yardımcı olan Metin Arslan’a çok teşekkür ederim. (Kendisi dünyanın en tatlı WAT danışmanıdır!)

Work and Travel konaklama

Work and Travel’ da sizin için konaklamayı doğrudan ayarlayan iş yeri sayısı oldukça azdır. Fakat gene de konaklama için bütçenize uygun bir yer bulmakta zorluk çekmezsiniz. (Tabii ki istisnaları vardır.) Genellikle evden ziyade oda kiralama usulü yaygındır. Tuvalet ve banyo ne yazık ki çoğunlukla ortak kullanım alanı içerisindedir; fakat kendisine ait banyosu ve tuvaleti olan odalar da bulabilirsiniz.  Haftalık kira bedeli 55-150 dolar arasında değişiklik gösterir.

“Work and Travel programında Utah, Colorado, Wyoming, Montana, Arizona gibi milli park işleri sunan bölgelerde konaklama çok ucuz ve nadiren de olsa ücretsiz iken, Maine, New Hampshire, New Jersey, Maryland, Deleware, Virginia, Maryland, North Carolina, South Carolina gibi okyanus kıyısında olan bölgelerde haftalık kiralar 150 doları bulabilmektedir.”

# Dilediğiniz gibi bir konaklama yeri bulmanız için Amerika’ya gidiş tarihiniz önemli! Ne kadar erken giderseniz konaklama için alternatifiniz, seçim şansınız artacaktır.

Work and Travel’a nasıl başvurulur – gidilir?

Work and Travel programına genellikle bu işi yapan bir eğitim şirketi aracılığıyla kaydolursunuz. Bu şirketler, sizin Amerika’daki işverenlerle iletişime geçip sözleşme imzalamanızı sağlarlar. ( Her şirketin halihazırda anlaşmalı olduğu kurumlar vardır. Dolayısıyla siz önünüze sunulan katalogdan iş ve firma seçimi yaparsınız. “Ben şurada şu pozisyonda çalışacağım. Onu ayarlayın.” deme lüksünüz bulunmaz. (İşverenlerle görüşmeler önceki yıllarda iş fuarları aracılığıyla yapılıyordu; fakat artan güvenlik problemi nedeniyle şu an için Skype üzerinden yapılmakta.)

Gerekli vize (J1 Vizesi) için başvurunuz gene söz konusu WAT şirketi tarafından yapılır; belgeler sizin adınıza toparlanır. Tüm bunların yanında uygun fiyatlı uçak bileti bulma, telefon hattı ayarlama gibi işlerinize de yardımcı olurlar. Piyasada birçok WAT şirketi bulunmasına karşın bunlardan yalnızca birkaç tanesi profesyoneldir. Dolayısıyla söz konusu programa katılacaksanız şirket seçimi neredeyse hayati önem taşır. Peki doğru şirket seçimi neye göre ve nasıl yapılır?

Öncelikli olarak seçeceğiniz şirketin hangi sponsor firmayla çalıştığı çok önemlidir. En profesyonel sponsor şirket ise CIEE‘dir. Bu sebeple yalnızca bu sponsor ile çalışan şirketlerden birini seçmenizi öneririm. StudyZone, Armada Grandee, United Tower CIEE ile anlaşması olan kurumların başındadır.

*Size danışmanlık edecek kişinin sektör alanındaki tecrübesi de en az şirket seçimi kadar önemlidir! Tüm süreç boyunca sizi yönlendirecek kişi danışmanınızdır. Dolayısıyla profesyonel olmadığını düşündüğünüz, içinizin ısınmadığı danışmanlardan uzak durmanızı öneririm.

Work and Travel kayıtları ne zaman?

Work and Travel kayıtları genellikle Eylül ayı itibariyle başlayıp Mart sonuna doğru biter. Kayıtlar için net  bir tarih aralığı bulunmaz; şirketlerin elindeki işlerin mevcut  eleman kapasitesi ve programa başvuru sayısı kayıtların daha erken ya da daha geç dolmasına sebep olabilir.  Fakat erken kayıt, istediğiniz işi alabilmeniz açısından her zaman avantajlıdır; yani ne kadar erken başvuru yaparsanız o kadar çok farklı iş alternatifiniz olur. Dolayısıyla Ocak ayı gibi programa kayıt yaptırmanızı öneririm. (Ayrıca şirketler erken kayıtlarda genellikle 100 Dolar gibi bir indirim uygularlar.)

Hangi işleri tercih etmelisiniz?

Bu program ile öğrencilere sunulan işler hizmet sektörüne aittir. Başka bir ifadeyle masa başı ya da lisans eğitiminizle alakalı bir iş imkanı sunulmaz. Restoranlar, eğlence parkları, mağazalar, oteller, dondurma ve kahve dükkanları gibi yerlerde çalışırsınız.

Kişisel tecrübelerime dayanarak diyorum ki; cankurtaranlıktan  uzak durun!  Gün boyu güneş altında ve genellikle ayakta çalışma durumu söz konusu olduğundan çok ama çok yorucu.

Ride operatorlık da ( eğlence parklarında oyuncakları kullanan kişi olarak tanımlayabiliriz) yorucu işlerin başında gelmekte. Ayrıca ücret açısından da çok üst sıralarda değil.

Garsonluk (özellikle lüks restoranlar için Nusr-et gibi) en iyi iş seçeneklerinden biri. Çünkü fiziksel olarak hem daha az yorucu hem de bahşiş usulü olduğu için bol kazançlı. Ayrıca müşterilerle sürekli diyalog halinde olacağınız için sıkıcı da değil.

Tamamen para kazanmak amaçlı gidiyorsanız; “aman efendim yeter ki çok kazanayım” düşüncesindeyseniz housekeeping i tercih edebilirsiniz; çünkü hem saatlik ücretleri yüksek hem de bahşiş usulü var. (Tek odadan 30 dolar bahşiş çıktığını bilirim) Lakin unutmayın; cidden pis iş! O odalardan neler çıkıyor neler… Kendi adıma çalışmadığım ve asla çalışamayacağım işlerden. (Peki ben nereden biliyorum? Tabii ki arkadaşlarımdan)

Game operatorlık için de tercih edilebilecek işler arasında diyebiliriz. Çünkü oldukça keyifli! (Konuşmayı ve insanlarla iletişimi seviyorsanız tam size göre.)

BONUS: Şehir efsaneleri

Programla ilgili birçok şehir efsanesi var. (“Açlık ve pislik içinde yaşıyorsun!”, “Biriktirdiğin parayla Türkiye’den ev dahi satın alabilirsin.” gibi ) Bunların gerçekleştiği durumlar elbette ki var; fakat çok düşük oranda.

Doğru iş ve lokasyon seçimi yaptığınızda açlık ve pislik içinde yaşama şansınız neredeyse imkansız. Türkiye’ye dönüp ev alma ihtimaliniz de yok; neticede gidip yöneticilik yapmıyorsunuz. Kısacası biraz gerçekçi olun!

Seyahat kısmı : Work and Travel’da nereler gezilir?

Gelelim Work and Travel programının en keyifli kısmına!

Seyahat etmek için iki farklı zaman seçeneğiniz var: Ya çalışırken boş günlerinizi değerlendirin; ya da iş bitim tarihinden sonra nispeten daha uzun bir seyahat programlayın; size kalmış.

Çalıştığınız süre zarfında haftada bir ya da iki gün tatiliniz olacağı için yakın şehirleri çalışırken de gezmeniz mümkün. (Örneğin New Jersey’de çalışan biri ortalama 3 saatlik bir otobüs yolculuğu ile New York’a gidebilir.) Ayrıca birçok büyük firma çalışanları için konaklamalı ve günü birlik seyahat planları da ayarlamakta. Belli bir ücret karşılında katılabileceğiniz bu planlara örnek vermek gerekirse; yıllar önce Morey’s Piers Eğlence Parkı, çalışanları için Niagara şelaleri, New York ve Boston gezileri düzenliyordu.

Seyahat için bir diğer seçeneğiniz -benim deneyimlediğim ve önerdiğim- iş bitiş tarihinden vize bitim tarihinize kadar olan süreyi kullanmaktır. Bu süre içerisinde doğru planlanmış bir seyahat programıyla birçok şehri gezmeniz mümkün olacaktır.

Benim sözleşmem nispeten daha erken bittiği için seyahat için ortalama 1 ay sürem vardı. Önce Doğu Yakasını (New York, Washington Dc, Philidelpia vs) gezip ardından uçakla Batı Yakasına (Los Angeles, Santa Barbara, Las Vegas vs)geçip road trip (araba yolculuğu) yaptım.

Ehliyetiniz yoksa ya da araba kiralamayı tercih etmiyorsanız yurt içi tur programlarından faydalanabilirsiniz. Genel olarak yerel turizm şirketlerinin 1-2 gece konaklamalı turlarını tercih edebilir seçeneklerden. Örneğin New York’u gezip gördünüz; fakat çevre şehirlere de gitmek istiyorsunuz. New York çıkışlı tek bir turla Washington DC, Baltimore, Philedelphia gibi lokasyonlara kolaylıkla seyahat edebilirsiniz. (Böyle bir tur için fiyatlar ortalama olarak 150-200 Dolar arasında)

Seyahat masrafları ne kadar tutar?

Seyahat için gerekli olan bütçe sizin kişisel tercihlerinize ve gideceğiniz şehirlere göre farklıklar gösterebilir.(Ben 2013 yılında ortalama olarak seyahat için  2000 dolar harcamıştım.) Ancak konaklama açısından Amerika Avrupa gibi hostellerin yaygın olduğu bir ülke değil. Dolayısıyla genel olarak otel tercih etmeniz gerekecektir.

Uzun seyahatlar için araba kiralamak hem en konforlu hem de en ucuz seçenek. Benzin fiyatları da araç kiralama fiyatları da Türkiye ile kıyaslanamayacak kadar ucuz. Kiralayın aracınızı; çıkarın seyahatin tadını! (Bu noktada şunu da belirtmeliyim ki eğer 24 yaşın altındaysanız -ki muhtemelen öyle olacaksınız- araba kiralama işlemi nispeten daha pahalı. Fakat gözünüz korkmasın; her halükarda ucuz!)

Kullanabileceğiniz internet siteleri;

Araç kiralama, otel rezervasyonu;  https://www.expedia.com/
Otobüs yolculuğu;  http://us.megabus.com/  http://www.taketours.com/usa/
Amerika içi turlar;  http://www.tours4fun.com ;

Work and Travel’da mutlaka görmelisiniz ;

  • New York
  • Washington DC
  • Philedelphia
  • Niagara Şelalesi
  • Los Angeles
  • Santa Barbara
  • Boston
  • Las Vegas

Bu liste uzar gider; fakat ilk etapta en azından buraları görmeden dönmeyin! (Eğer Work and Travel size uzak bir seçenek geliyorsa hala interrail deneyimleyebilirsiniz pek çok uzaklara gitmeden 🙂

Work & Travel, imkanı olan her öğrencinin en az bir kez deneyimlemesi gereken bir program. Çünkü insanın dünyanın öbür ucunda kendi hayatını maddi ve manevi anlamda kontrol edip yönetebilmesi dahası orada özgürce seyahat edebilmesi harika bir deneyim. O yüzden ısrarla diyorum ki: Gidin; görün; Amerika’nın tadını çıkartın! (Unutmayın; Amerika öyle her istenildiğinde vize alınıp gidilebilen bir ülke değil. Öğrencilik bitmeden bu fırsatı değerlendirin.)

Makalede, kısaca Work and Travel nedir? Neden yapılır? Work and Travel maaliyeti ve olası harcamalarınız, çalışabileceğiniz işler ve Amerika’da konaklama seçeneklerinden oluşan bilgiler vermeye çalıştım. Umarım faydalı olur.

yazar : Rojen Nasır

kaynak : Fil Gezi

Hadi Work and Travel Yapalım!

Her şey bir kıvılcım ile başladı…
Hadi Work and Travel yapalım..

Yapalım ama nasıl yapalım? Work and Travel hakkında en ufak bir bilgimiz yok, yurtdışı deneyimimiz sadece Batum.. En yakın arkadaşımla karar verip yazıldık, İngilizceme asla güvenmiyorum kendime asla güvenemiyorum, sadece en yakın arkadaşıma güveniyorum o daha önce Erasmus yaptığı için İngilizcesi benden çok daha fazla iyiydi. Sponsorumuzla görüntülü konuşmaya yaptığımda bile o kadar güvenmiyordum ki kendime bilgisayarımın yanına kopya çekmek için kağıtlar yapıştırdım nasıl olduysa gerçekleşti.

Gideceğimiz yer hakkında en ufak bir bilgim yok, beni neler beklediğinden hiç haberim yok akışına bıraktım. Ne olacaksa olsun dedim ama içimde hiç kötü bir his yoktu, aman başıma bu gelecek diye.. Atladım maceranın ortasına.

O kadar iyi insanlarla karşılaştım ki ben bile şaşırdım. Oradaki insanlar sana hiçbir neden sunmadan veya karşılık beklemeden yardım edebiliyorlardı. Aslında beni en çok etkileyen şey bu olmuştu. Hiç tanımadığım insanlar yoldan geçerken gülümsüyor küçük çocuklar gelip el sallıyordu.

İş kısmına gelecek olursak daha önce sadece 2 gün garsonluk yapmış biri olarak oldukça zorlandım ama bırakıp dönmek aklımın ucundan geçmedi yaptığım iş ne kadar zor olsa da her zaman eğlenecek bir şeyler bulmuştuk.

Benim gittiğim yer Minnesota’da bir kasaba idi, herkes birbirini tanıyordu bizim yabancı olduğumuzu anlayan hemen gelip konuşuyor merak ettiği şeyleri soruyorlardı. Gittiğim yerin güzelliğinin yanı sıra gezerken de inanılmaz eğlendim, bir sürü tecrübeler edindim. Herkesle o kadar kolay arkadaş oluyordum ki, arkadaş olmak hiç bu kadar kolay olamaz diye düşünüyordum.

Milyonlarca anı biriktirdim anlatmakla bitiremiyorum, çok güzel insanlarla karşılaştım ve en önemlisi dünyanın diğer ucunda olsanız bile iyilik ve güzellikler gelip sizi bir şekilde bulabiliyordu.

Aslında ben burada size program hakkında bilgi vermek istemiyorum birçok yazıda bunu bulabilirsiniz. Evet geçirdiğim en mükemmel yazdı asla unutmayacağım ama asıl önemli nokta bana ne kattığı..

Amerika’dan gelir gelmez ne kadar değiştiğimi düşündüm. Hayatımda yaptığım en güzel işlerden birinin de oraya gitmek olduğunu fark ettim. Sadece dışarıdan gözlemlediğimde insanlar kendilerini eğitiyorlardı bu kaçınılmazdı, hepsinin bir hobisi, çalabildiği bir enstrüman ve yaptığı bir spor vardı. Geldim düşündüm ben neler yapabilirim spora yazıldım, resim kursuna gitmeye başladım daha döndüğüm bir ay olmuştu ama bendeki değiştirdiği çoğu şeyi görebiliyordum. Hayatımda boşluk yoktu, o boşlukları fark etmemi sağladı. Kaldı ki bu sadece bana kattığı milyonlarca şeyden biri, kendimi yeniden keşfetmemi sağladı. Uzun lafın kısası, tereddüt etmeyin ve gidin..

Sorularınız ve merak ettikleriniz varsa çekinmeden sorabilirsiniz, yardımcı olurum.

Work and Travel hakkında bu içeriklere göz atın

Hibesiz Erasmus ile Başa Çıkılır mı?

Erasmus başvuruları hazır başlamışken, hibe konusundaki tereddütlerimiz de arttı. Hibesiz Erasmus ile başa çıkılır mı, yapılırsa nerelerde yapılır? Birazdan sizinle bunlara değineceğiz.

O kısma geçmeden önce Ulusal Ajans’ın bu sene yayınladığı Erasmus hibe-ülke listesi şu şekilde;

1. ve 2. Grup Program Ülkeleri – 500 €

Birleşik Krallık, Danimarka, Finlandiya, İrlanda, İsveç, İzlanda, Lihtenştayn, Lüksemburg, Norveç, Almanya, Avusturya, Belçika, Fransa, Güney Kıbrıs, Hollanda, İspanya, İtalya, Malta, Portekiz, Yunanistan.

3. Grup Program Ülkeleri – 300 €

Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Hırvatistan, Letonya, Litvanya, Macaristan, Makedonya, Polonya, Romanya, Slovakya, Slovenya.

  • En çok tercih edilen ülkeler Almanya , Polonya , Romanya ve son zamanlarda popülerleşen İspanya gibi ülkeler hibe konusunda size oldukça yardımcı olan ülkeler.

Geçen sene 400 € olan ülkeler bu sene 500 € veren gruba girmiş durumda. Peki üniversitenize erilen hibenin dışında hibesiz gönderilen kısımda olsaydınız nasıl bir yol izlerdiniz? İnceleyelim.

Öncelikle ucuz Avrupa ülkeleri diye anılan Balkan ve doğu Avrupa ülkelerinde yaşam oldukça ucuz. Polonya ve Litvanya gibi ucuzlukla tanınan ülkelerde üniversite öğrenci popülasyonu yüksek olduğu için ülkenin kalabalık şehirleri ucuz. Bunun yanı sıra uluslararası üniversite öğrencilerinin oldukça fazla olmasından dolayı Türk restoranları ve fast food zincirlerinin çoğalması, ulaşmanın ucuzlaşması destekleyen unsurlardan bazıları.

Aylık 300 € hibeyle gideceğiniz bir ülke olsaydı eğer, aylık harcamanız asla 300 ile kalmayacaktı. Ne kadar ucuz olsalar da harcamanız gereken şeyler tahmin edeceklerinizden fazla. Ancak gezmekten tozmaktan ve farklı şeyler yapmaktan uzak bir insansanız 300 € ile çok rahat geçinirsiniz. Çünkü 3. grup ülkeleri konaklama , ulaşım ve günlük yaşam konusunda ekonomik açıdan oldukça uygun seçeneklere sahip. Örneğin ; Polonya‘da aylık yurt ve ev kiraları 100 Euro‘yu asla bulmuyor. Lükse kaçıp hostelde kalsanız dahi günlük hesaplamadan da olsa çok ucuza kalıyorsunuz. Geri kalan ihtyiaçlarınızın da bütçesini hibeye göre ayarlarsınız. Yani 3. grup ülkelerinde hibesiz Erasmus yapmak ortalama olarak İstanbul ya da İzmir’deki aylık harcamanızdan muhtemelen daha az bir parayla sizi geçindirecek.

Ama asıl mesele 1 ve 2. grup ülkelerinde hibesiz Erasmus yaparak nasıl idare edilir kısmı. Kuzey Avrupa ülkeleri birkaç günlük gezmelere bile cebimizi hayli yakan ülkeler. Bunun yanında hem öğrencilik hem Avrupa’nın pahalılığı bir aradayken hibesiz erasmus yapmak mı?

Evet, hibesiz Erasmus yapmak arkadaşlar. Size gelecek olan hibe bu sene 500 €. Bunun ortalama olarak 200 € kadarı konaklamaya gidecek olsa ve aylık olarak 50 € kadar da karnınızı doyursanız bile 250 € ortalama kadar cebinizde kalacak bu da günümüz borsasıyla 1000 TL’den daha fazla bir miktar. Yani İstanbul, Ankara ve İzmir gibi bir şehirde yaşıyorsanız Türkiye’de aylık harcamanız ortalama 1000-1500 arası olmalı. Ev kiraları yurt, yemek dahil bu parayı aşıyor bile olabilirsiniz. Ancak ilahi bir güç müdür bilmem ama Avrupa’da yaşamaya başlayınca alışveriş olayını 3. hatta 4. plana atmanız, az yiyip çok gezme mantığıyla hareket etmeniz kanınıza bir şekilde işliyor.

  • Hibesiz gitseniz bile ortalama 4000 TL gelire sahip bir aileden çıksanız ve ortalama aylık size kur bazında 300 € gönderecek olsalar hibesiz Erasmus yapmak size hem kilo verdirecek hem de rahatça yetecektir.

Tabi bazı şehirler ve ülkelerde durum biraz farklı. Belçika, Finlandiya, Norveç gibi ülkelere bakacak olursanız iş biraz değişebilir. Gitmeden önce bir işe girip aylık kazancınızı 50 € en az artıracak şekilde para biriktirseniz hiç fena olmaz. Zira eliniz kolunuz bağlanmasın bolca gezin.

Özetleyecek olursak; hibesiz gidiş geliş hakkında oldukça çok tereddütümüz var. Haklı olarak her şeyi düşünmek zorundasınız. Ancak bir uçak biletini hallettiğiniz sürece Avrupa’nın öğrenci dostu lokasyonları, uçak şirketleri , süpermarketleri sizin yanınızda. Ve unutmayın ne kadar Avrupa vatandaşı olsa da gelenler, yurtdışında okuyan diğer Erasmusluların da ucuza kaçtığını ve para konusunda çekimser davrandığını görünce çok daha rahat harcama yapacaksınız.

İyi eğlenceler şimdiden!

İngilizce ve Hintçe Karışımı Yeni Bir Dil: Hingilizce

İngilizce konuşma aksanlarının arasında Hintlilerin ayrı bir yeri var, bana ve eminim birçoğumuza sempatik gelen ve taklidini yaptığımız bir aksanları var konuşurken adamın istemsizce gerdan kırıp, ritim tutası geliyor neyse…

Bu aralar sıkça duyduğum ve ilerleyen günlerde daha çok duyacağımızı düşündüğüm dünya üzerinde yeni bir dil, yeni bir akım başlamış adı Hingilizce. Evet adından da tahmin edebileceğimiz gibi Hindistan’da çıkmış taze bir dil, aslında daha önce Singapur’un, İngilizce, Malayca, Tamilce gibi dillerden kombine ederek geliştirdiği bir dil olduğunu ve buna Singilizce dediklerini duymuştum. Hingilizce dili ise Hindice ve İngilizce karışımı bir dil olarak geliştirilmiş. Şimdi herkes içinden ‘bu iş yaş agaaa’ ‘bu dil tutmaz’ diyebilir ama birazdan vereceğim bilgiler acaba? dedirtecek eminim. 🙂

Öncelikle bu dilin ne için geliştirildiğinden bahsetmek istiyorum, biraz araştırdım ve Hindistan’ın artık diplomatik ve akademik ilişkilerini bu dil üzerinden yaptığını, ticari ortaklarına da yavaştan bu dili konuşma şartı koyduğunu söyleyebilirim. Şimdi biz ülke olarak İngilizceyi anadil gibi konuşamadığımız için komplekse girmeye hatta turist gördüğümüz de TOEFL vermeye devam edelim, adamlar ben ne komplekse gireceğim abi yarı onlardan yarı bizden olsun Hingilizce olsun deyip bu dili geliştirmişler. 🙂

Şimdi size ileriki zamanlarda Hingilizce konuşacak insan sayısı birçok Avrupa ülkesinden fazla olacağını ya da İngilizcenin kaynağı olan Amerika ve İngiltere’nin toplam nüfusundan hatta tüm Avrupa’nın nüfusundan fazla olacağını söylesem ne düşünürsünüz?

Birlikte bir düz mantık ile olaya yaklaşalım. ABD’nin toplam nüfusu 325 milyon, Avrupa’nın toplam nüfusu 741 buçuk milyon ve Hindistan toplam nüfusu ise 1 milyar 324 milyon olduğunu hatırlayalım. Yani Hindistan bu dili zorunlu olarak sadece kendi ülkesine yerleştirse bile ileriki nesiller bu dili kullandıkça Avrupa’nın bu dili öğrenmek zorunda kalacağı muhtemel. Ne diyelim darısı Tüngilizce’ye artık 🙂 Şaka bir yana şu dili iyice nalbura dönmeden ülkece öğrenelim de aradan çıksın artık.

Hepinize güzel bir hayat ve dillerin en güzeli olan tatlı dilli olmanızı temenni ederim. 🙂

Yeni bir dil öğrenme hakkında bu içeriklere göz atın

Rusya Üniversiteleri ile Hayallerinize Merhaba Deyin

Günümüz gençlerinin en büyük hayali iyi bir üniversite eğitimi almaktır. Bu hayallere ulaşmak için gece gündüz çalışılıp YKS duvarı aşılmaya çalışılır. Barajı geçen herkese sınavda başarılı oldunuz cevabı verilir. Ülkemizde iyi bir üniversite okumak için barajı geçmek yeterli değildir. Türkiye’de %5 lik dilime girildiği zaman iyi bir üniversiteye girebilirsiniz.

YKS’de barajı geçtiyseniz hayallerinize Rusya üniversiteleri ile merhaba diyebilirsiniz. Rusya üniversiteleri kalite, nitelik ve ekonomik olarak oldukça caziptir. Bugün 1500$  ile 3000$ arasında değişen okul harçları ile dilediğiniz bölümde okuyabilirsiniz.

Dünya’nın süper güçlerinden birisi haline gelen Rusya bugün dünya pazarında çok önemli bir yere sahiptir. Rusya ekonomi, sağlık, kültür ve eğitim alanında çok önemli bir yere geldi. Kaliteli bir eğitim alarak geleceğinizi inşa etmek için sizde Rusya üniversitelerini tercih edebilirsiniz.

Rusya 2005 yılından bu yana yabancı öğrencilere kapılarını açtı. 2005’ten bu yana binlerce insan Rusya üniversitelerinden mezun olarak dünyanın farklı ülkelerinde farklı bölgelerinde mesleğini icra etmektedir.

Rusya üniversiteleri YÖK denkliğine sahiptir. Rusya’da okuduğunuz bir alanla ilgili diplomanız Türkiye’de geçerlidir. Hiçbir engele takılmadan Türkiye’de aldığınız diplomalarla çalışabilirsiniz. Memurluk sınavına girip devletin kamu kuruluşlarında çalışabilirsiniz.

Rusya üniversiteleri Bologna anlaşmasını imzalamıştır. Böylece Rusya üniversitelerinden aldığınız diplomalar dünyanın farklı ülkelerinde geçerliliğe sahiptir. Bu anlamda sadece ülkemizde değil dünyanın farklı noktalarında aldığınız diplomalarla iş bulabilir, kendinizi mesleki anlamda geliştirebilirsiniz.

Rusya üniversitelerinde eğitim alma konusunda insanların genel korkuları dil ve iletişim sorunudur. Acaba gittiğim yerde rahat edebilir miyim? Dil ve alışma sorunu yaşayabilir miyim? Maddi imkanlarım yeterli olur mu? Bu tip korkularınızı yersizdir. Çünkü Rusya üniversitelerinde ilk yıl hazırlık yılı olarak eğitim verilir. Bu süre içerisinde size Rus dili ve kültürü hakkında bilgi verilir. Hazırlık yılından sonra seçtiğiniz alanla ilgili akademik eğitimleri almaya devam edersiniz. Maddi açıdan oldukça hesaplı bir ülke olan Rusya’da çok zorlanmayacaksınız. Rusya’da konaklama bedeli olarak aylık tahmini olarak 50$ gider. Türkiye’nin hangi bölgesinde olursanız olun, hangi yurda yazılırsanız yazılın aylık en az 300$ gideriniz olacaktır. Bu anlamda Rusya’da zorlanmadan bir eğitim-öğretim yaşantısı sürdürebilirsiniz.

Rusya üniversiteleri akademik uzman bakımından zengindir. Dünyanın farklı ülkelerinden birçok profesörler Rusya üniversitelerinde görev yapmaktadır. Bina donanımı, sosyal imkanlar, eğitici kadrosu, maddi yapısı düşünülünce Rusya üniversitelerinde okumak size her alanda avantajlı gelecektir. Mühendislikten, eczacılığa kadar birçok bölümde sağlam eğitim uzmanlarından uygun fiyata eğitim almak istiyorsanız Rusya üniversitelerini tercih edebilirsiniz.

Polonya’da Hibesiz Erasmus Yapmak!

Merhaba arkadaşlar! Kanalıma hoşgeldi… Pardon o başka bir mecraydı 🙂 Sayın okur bu yazıda Polonya’da hibe almadan Erasmus yapmış biri olarak, sana baştan sona bu süreci anlatacağım. Beni hibeli öğrencilerden ayıran kısımlar daha ayrıntılı, diğer mevzular ise daha yüzeysel olacak. Hadi başlayalım!

Erasmus başvurusu

Evet! O haberi aldın. Erasmus başvuruları başlamış. Ortalamana güvendin, İngilizce bilgine güvendin, gittin başvurdun. Sınava girdin. Sonuçlar geldi… Ups! “Hibe kazanamadın, yedeksin.” dediler. “Tüh! Yandı tüm planlar.” diyordun ki bu yazıyı buldun. Hadi yine iyisin ben bulamamıştım 🙂 Yanmadı arkadaşım planların, merak etme. Bu yazıyı oku bitir sonra sen karar ver.

Yedek  sistemi

Kendi okulumda olan sisteme göre, hibe kontenjanı dolana kadar hibeler dağıtılır. Sonraki öğrenciler hibe sıralamasında yedek kalır. Eğer ki öğrenci isterse hibe almadan kontenjan bulduğu okulda Erasmus yapabilir. Tabi bu demek değil ki hibeden vazgeçiyoruz. Yine aslardan birileri gitmekten vazgeçerse biz hibemizi alıyoruz.

Gitmeye karar verdik. Sonra?

Evet sonuçları aldın. “Ben bu Erasmus’u yapacağım kardeşim!” dedin. Şimdi önce hibeli-hibesiz herkes gibi Learning Agreement dolduruyorsun. Bu süreç her koşulda aynı olduğu için ben içeriğine girmeyeceğim. Sonra işlemlerini hallediyorsun. Seni hibelilerden ayıracak ilk noktaya geliyorsun: Vize.

Polonya için hibesiz Erasmus vizesi almak

İşte bu noktada işler biraz çirkinleşiyor. Fakat korkma, kısa bir telaşenin ardından düzlüğe çıkacaksın. 🙂 Arkadaşım önce şu link’e bir tıkla şunları oku sonra gel hemen buraya. O gördüğün liste vize başvurusuna giderken yanında götürmen gereken belgeler. 1, 2, 3 ve 5. madde gayet açık. 4. madde ise biraz gözünüzü korkutabilir ama korkacak bir şey yok. Gidiyorsun bir sigorta firmasına (bkz: Allianz, AXA, vs.) diyorsun ki “Ben Erasmus’a gideceğim bana Öğrenci Seyahat Sigortası lazım.”. Bu sigorta hakkında çokça kaynak bulabilirsin. Sigortanı aldın.

6. madde bizim problemimiz çünkü hibemiz yok. 🙂 O sebeple o maddeyi es geçiyoruz.

7. madde asıl bizim meselemiz. Eğer senin Erasmus’ta yiyecek kadar paran yoksa 7. madde A şıkkını direk atla. 🙂 Varsa zaten problem yok, gayet açık madde.

B şıkkı bizim kurtuluşumuz. Önce kendine bir sponsor buluyorsun arkadaşım. Ailenden belirli bir maaşı olan herhangi biri olabilir. (Benim için abim sponsor oldu.). Vizeye gitmeden önce:

  1. Bu sponsorun üç aylık maaş bordrosunu alıyorsun.
  2. Bu sponsorun üç aylık banka hesap dökümünü alıyorsun. Bu hesap en az hibe miktarı kadar para içermeli. Bir dönem için gidiyorsan, bu demektir ki yaklaşık 1300-1400 euro hibe miktarı yani güncel kurla 6000-7000 Türk Lirası demek oluyor. Kimse bu paraya el koymuyor, yani istersen vizeni aldıktan sonra bu parayı direk çek harca ister beklet.
  3. Bu sponsor ile gidiyorsun notere. Bir Taahhütname Mektubu yazdırıyorsunuz. Bu mektup ne içermeli? ” Ben 1234566783 T.C. numaralı Şevval Dural, kızım 9876543322134 T.C. numaralı Betül Sakin’in 2018-2019 güz döneminde, Polonya’da, Varşova Teknik Üniversitesinde, 5 aylık Erasmus sürecinde, kızım Betül Sakin’e 1500 euro göndereceğimi taahhüt ederim.” Tarzında bir şey yazıyorsun. İmzalıyorsunuz bunu. Bu iş de tamam.

Şimdi her şeyin hazır. 🙂 Alıyorsun bütün belgelerini gidiyorsun vize görüşmesine. Vizeni aldın say. 🙂

Tamam gidelim de para dayanır mı?

Bu bölüm tamamen kişisel deneyimlerden oluşturulacak. Fiyatlar şehirden şehre değişiklik gösterecektir.

Ben Opole’de Erasmus yaptım. Ufak bir şehir. Yurtta kaldım: 350 TL.

Yemeği kendimiz yapıyorduk. Sıkı besleneyim diyorsan, aylık yemek: 480 TL.

Gerisi sana kalmış arkadaşım. Ne kadar gezersin, dışarı çıkarsın, ıvır zıvıra para harcarsın ben bilemem. Hesabını kitabını yap. Az sıkışacak olsan da bu tecrübeyi kaçırma. 🙂

Erasmus’ta başarılar!

Evet arkadaşlar eğer bu yazıyı beğendiyseniz. Sağ alttan yazıyı beğenebilir, sol alttan bana abone olabilirsiniz. 🙂 Hepinize güzel Erasmus tecrübeleri dilerim! 🙂

Sorularınız olursa zevkle cevaplarım :

Instagram: @fatiihbeyhan

Yerel Miyim, Küresel Mi?

Merhaba arkadaşlar,

Ülkemizde eğitim sistemi diye başlayıp diğer ülkelerle kıyaslama yarışına girmeyeceğiz, sakın moraliniz bozulmasın. Şimdi kendimizin küresel bir insan mı yoksa yerel bir insan mı olduğumuzu bulmaya çalışacağız.

Hepimizin acısıyla tatlısıyla, iyisiyle kötüsüyle bir eğitim hayatı var ve eminim hepiniz bu öğrenciliği bir an önce bitirip iş hayatına atılmayı ve para kazanmayı hayal ederek bekliyorsunuz. Arkadaşlar şunu kesin kabul edelim ki okul bitince eğitim hayatı bitmiyormuş. Çoğunuz George Bernard’ın güzel bir tespiti olan “Eğitimime okul yüzünden uzunca bir süre ara vermek zorunda kaldım” cümlesini duymuşsunuzdur.

Bu mutlu haberi verdikten sonra kısaca mezun olduktan sonraki muhtemel süreci anlatarak devam edeyim.

İş aramaya başladığımızda doğal olarak karşımıza birçok engel çıkacak. Bunların başında iş tecrüben var mı sorusunu çok duyacaksınız. Çünkü genelde ilanlarda yeni mezun ve 3 yıl tecrübe sahibi eleman aranıyor yazan şakacı firmalara rastlayabilirsiniz ve siz de doğal olarak sizinle iş görüşmesi yapan kişiye ”yahu ben yeni mezunum diyorum sen bana iş tecrübesi soruyorsun kafan mı güzel?” gibi bir karşılık verirsiniz, tabi ki içinizden yüksek sesle ! Diğer taraftan vasıflı eleman, vasıfsız eleman ilanlarını anlatmaya gerek yok görüyorsunuz.

Peki biz ne yapalım, nerelere gidelim o kadar okuduk, dirsek çürüttük ?

Arkadaşlar öncelikle okulunuzu derse gidiyor gibi değil de bir meslek öğrenmeye gidiyor gibi bitirmeye çalışın. Yani ders dinleyip sınav geçmek size 4 yıl fayda sağlar fakat mezun olunca sıfırdan başlarsınız. Eğer okuduğunuz bölümü ”bu benim mesleğim ve ben mesleğimi öğrenmeye gidiyorum” diye kabul edip öyle okursanız mezun olduğunuzda okuduğunuz bölüm ile ilgili hiçbir yabancılık çekmeyeceksiniz ve tabii en önemli konu olan küreselleşmeyi başarmaya çalışacaksınız.

Nedir bu küreselleşme?

Bunu yaptığın işin dünya üzerinde bir karşılığı olması diye özetleyebiliriz. Yani kendi mesleğimden örnek vererek anlatayım. Eğer ben bilgisayar teknikerliği mesleğini yurtdışında da kolayca yapabiliyorsam ben küresel ölçekte mesleğini yapabilen bir elemanım diyebilirim. Yani küreselim. Şimdi herkes başını iki elinin arasına alsın ve kendine şu soruyu sorsun ”ben şuan okuduğum bölümü ya da çalıştığım işi yurtdışında herhangi bir ülkede de icra edebilir miyim, başarabilir miyim?” Bu sorunun cevabı evet ise tebrikler, siz küresel ölçekte bir mesleği icra ediyorsunuz.

Nasıl küresel olurum?

Eğer sonuç istediğiniz gibi değilse hiç üzülmeyin arkadaşlar. Küresel olmanın yöntemi gayet basit, kendi mesleğinizi sevmeye çalışın ve mesleğinizi, bakış açınızı, ufkunuzu hayatın içine yayarak geliştirmeye özenin. Meslekte kaç yıl geçirdiğiniz değil, nasıl geçirdiğiniz daha önemli ve daima alanınızın diğer ülkelerdeki gelişimini, işleyişini, uygulamasını takip edin.

Vakit ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim.

Hepinize başarılı ve verimli bir iş hayatı diliyorum.

Work and Travel’dan Sonra Başvurulan Change Of Status Nedir?

Merhaba sevgili arkadaşlar,

Uzun zamandır düşündüğüm fakat kısıtlı vakit ve üşengeçlikten yazıya dökemediğim Amerika’daki tecrübelerimi sonunda sizlere aktaracak olmanın heyecanını yaşıyorum. 🙂

Öncelikle Edumag.net ekibini böyle bir platform kurdukları için teşekkür ederim. Amerika’ya gelmeden önce gerekli bilgileri aldığım ve halen daha takip ettiğim nadir sitelerdendir.

Neyse daha fazla uzatmadan sadede gelelim.

Başlıktan da anlayacağınız üzere Work and Travel J1 vizemiz bittikten sonra Amerika’da nasıl kalınır ondan bahsedeceğim.

Öncelikle kendinize bir yol haritası belirlemeniz gerekiyor.

İngilizce, para, eğlence vs. kriterlerinizi belirleyip ona göre bir seçim yapmak zorundasınız. Aksi takdirde planlamadığınız sorunlarla karşılaşmanız an meselesidir. Seçimden kastettiğim nokta yaşamaya devam edeceğiniz eyalet ve seçeceğiniz dil okulu. Ve bütün bunları vizeniz bitmeden en az 1 ay öncesinde tamamlamış olmanız gerekiyor.

Dil okuluna nasıl kayıt olurum?

Bir çoğumuz metropol şehirlere uzak dil okullarının olmadığı bölgelerde wat yapmak zorunda kalıyoruz. İmkanı olanlar internet üzerinden bulduğu dil okuluna şahsen gidip kayıt yaptırabilir. Böyle bir imkanı vakti olmayanlar ise telefon ile iletişime geçerek online bir şekilde kayıtlarını yaptırabilirler. Kendimden örnek vermem gerekirse vizem bitmeden 1.5 ay öncesinde internet üzerinden bulduğum bir dilokulu ile iletişime geçtim ve gerekli belgeleri tamamladım. Daha sonrasında doldurmam gereken formları bana posta yoluyla gönderdiler bende gerekli belgeleri ekleyerek USCIS (US Citizenship and Immigration Services)’e gönderdim.

Gerekli Belgeler !

Okulun sizden isteyeceği çoğu belge zaten Amerikaya gelirken yanınızda taşımanız gereken belgeler olacak. DS2019 – Pasaport gibi. Sizin ayrıca ihtiyacınız olan 2 şey var.

1. Sponsor

Size sponsorluk yapacak kişinin Banka hesabında en az 18000 USD bulunması gerekiyor.

ve size imzalı bir şekilde Bank Statement’ın PDF halini göndermesi gerekiyor.

2. Niyet Yazısı

Niyet yazısını siz yazacaksınız fakat internet ortamında bir çok örneği mevcut.

İçeriği ise Neden dil okuluna gitmek istediğinizi anlatan bir yazı olması gerekmektedir.

Ve En Önemli Kısım : Ücretler

Okul ücretine girmeyeceğim çünkü aylık 400$ dan 5000$’a kadar okullar var. Bu sizin tercihiniz olacak.

Fee for Change of status:

$370 : Money order to Homeland Security. (Devlet)

$200 : SEVIS Fee to Government. (Devlet)

$100 : Registration fee . (Okul)

$200 : Application service fee. (Okul)

$100 : I-20 Processing fee. (Okul)

Toplamda okula başlamadan önce vizenizi değiştirmek için harcayacağınız yaklaşık miktar : 1000$

Belgeleri Gönderdik. Sonra ?

Belgeleri gönderdikten sonra size Case Number içeren I-797 Form unuzu gönderecekler.

Bu kod ile https://egov.uscis.gov/casestatus/  sitesinden vizenizin onaylanıp onaylanmadığını kontrol edebileceksiniz.

Vize Süreci

USCIS’e belgelerimizi gönderdiğimiz günden itibaren genel olarak 4-6 ay içerisinde açıklanıyor. Fakat bu süreç bazen 9 ay’a kadar sürebiliyor. Bu süre içerisinde bazı okullar sizden para kazanmak için okula başlamanız gerektiğini söyleyecekler fakat öyle bir zorunluluğunuz yok isterseniz vizeniz gelene kadar bekleyebilir vizeniz onaylandıktan sonra okulunuza başlayabilirsiniz. Genelde bu süre içerisinde çalışıp okul için para biriktirmeye devam ediliyor.

(J1 vizeniz bittikten sonra çalışmanız yasal değil)

Vize Onaylandı !

Vizemiz onaylandıktan sonra okula başlamak zorundayız arkadaşlar. Okula devam etmediğimiz takdirde kaçak durumuna düşüyoruz ve yukarda anlattığım prosedürlerin hepsi boşa gider. Okullar genelde 3+1 aylık dönemlerden oluşur. 3 ay kursun ardından 1 aylık tatiliniz olur. Okula ücret ödediğiniz sürece vizenizi istediğiniz kadar uzatabilirsiniz.

Statü Değişikliğine Başvurduktan Sonra Amerika Sınırlarından Dışarıya Çıkmak

Mümkündür fakat geri gelmek mümkün değildir. Çünkü siz sadece statünüzü değiştirmiş olacaksınız Pasaportunuza vize damgası vurulmadığı için tekrar amerikaya gelmek isterseniz yeniden vize başvurusunda bulunmanız gerekecek. En büyük dezavantajıdır.

Umarım yardımcı olmuşumdur. Daha anlatılacak çok şey var ama daha fazla uzatmak istemiyorum. Ayrıca sorularınızı özel olarak sorabilirsiniz. Elimden geldiğince cevaplamaya hazırım. Herkese Başarılar diliyorum. Görüşmek Üzere.

Amerika Vergi İadesi için Ekstra 1000$ Alabileceğinizi Duydunuz mu?

J1 vizesiyle ABD’ye gelmişseniz ABD yasalarıyla uyum ve fazladan ödemiş olduğunuz vergileri talep etmek için bir vergi iadesinde başvurmanız gereklidir. Ancak TALEP ETMEMENİZ gereken bir ekstra 1000$ olduğunu unutmayın.

Arkadaşlarınız ABD vergi iadenizin bir parçası olarak ekstra 1000$ alabileceğinizi söylüyor olabilir, bu doğru değil. Bu American Opportunity Tax Credit (AOTC) olarak bilinir ve iadesi talep edilmemelidir.

ABD J1 Eğitim kredileri

Bu krediyi “1000$ değerindeki bir bonus” olarak alabileceğinizi söyleyenler olabilir, bu doğru değildir.

İkamet etmeyen bir J1 öğrencisi olarak bunu talep etmeniz YASA DIŞIDIR.

Çok sayıda öğrenci riski anlamadan yasal olarak hak ettiklerinden daha fazla para iadesi almaya çalışmaktadır.

Genellikle bu amaçla kullanılan vergi kredileri yalnızca ABD’de eğitim alan ve ABD’de ikamet eden kişilere yöneliktir. Yasa dışı olarak vergi iadesi başvurusunda bulunur ve IRS denetimine tabi olursanız sadece bu parayı IRS’e geri ödemekle kalmaz aynı zamanda bir ceza ödemek zorunda kalırsınız, ayrıca gelecekteki ABD vize başvurularınız da bu durumdan etkilenebilir.

Taxback.com ile başvurduğunuzda ücretsiz ve sizin için herhangi bir yükümlülük oluşturmayan tahmini vergi iadesi miktarı tarafınıza sunulur, herhangi bir ön ödeme yapmanıza gerek yoktur ve hak sahibi olduğunuz tüm iadeler doğrudan banka hesabınıza gönderilir. Yapılan 1 milyonun üzerinde vergi iadesi başvurusuyla geriye kalanlardan emin olabilirsiniz, sizin adınıza doğru ve uyumlu bir vergi iadesi başvurusunda bulunacağız.

Maksimum yasal iadeyi almanızı sağlamak üzere Taxback.com temsilciniz ve vize sponsorunuzla birlikte çalışır. Ayrıca kötü niyetli bir vergi şirketiyle yaşamış olduğunuz kötü bir deneyiminiz varsa endişelenmeyin, Taxback.com size yardımcı olabilir!

Sizin adınıza başvurunuza ek yapabilir, dürüst olmayan şirketler tarafından yapılan kötü vergi iade başvurularını düzeltebilir ve IRS ile karşı karşıya olduğunuz her türlü borç ay da alacak sorununu çözebiliriz. O halde ne kadar iadeye hak kazandığınızı öğrenmek için hemen bugün buradan Taxback.com ile başvurun!

Ve unutmayın arkadaşlarınız ekstra 1000$ alabileceğinizi söylese dahi ikamet etmeyen bir J1 öğrencisi olarak bunu yapmanız yasa dışıdır.

J1 öğrencileri için aldığımız ortalama ABD vergi iadesi 800$’dır.

Hemen başlayın!

Ayrıca, Amerika vergi iadesi hakkında diğer önemli noktaları öğrenmek için Work and Travel: Vergi İadesi Hakkında Bilmeniz Gereken 4 Şey bağlantısına mutlaka göz atın.

Yurtdışına Çıkmak İstiyoruz Ama Ne Kadar Çabalıyoruz?

Her 5 insandan mutlaka 3’ü yurtdışına çıkmak ister. Peki bunu istiyoruz ama ne kadar çaba gösteriyoruz. Bence biz Türk insanları yeterince çaba göstermiyoruz çünkü Türk insanı rahatına aşırı derece düşkün. Her şey ayağına gelsin ister ve benimde ayağıma bir fırsat geldi, bende değerlendirdim ve hiç pişman değilim. Peki nasıl bir fırsat bu?

Neden AIESEC ile yurtdışına çıktım ?

Aiesec, çoğu insanın bilmediği bir kurum. Benim hayatımı değiştirdi diyebilirim. ”Aiesec nedir?” diye soranlar elbet olacaktır. Bunu bir başka makale içinde açıklamak istiyorum.

Ben daha önce yurtdışına çıkmamıştım ve herkes gibi bende istiyordum. ”Yurtdışına çıkmak acaba nasıl olur? Nasıl yaparım?” diye düşünüyordum sürekli. Ancak ne yapacağımı hiç bilmiyordum. Biraz araştırma yaptım. Work and Travel karşıma çıkmıştı ama yeterince İngilizce seviyesine sahip olmadığım için bu yüzden kabul almamıştım. Umutlarımı azıcık yitirmiştim diyebilirim ama pes etmedim. Daha sonra ”Aiesec kurumu ile karşılaştım acaba olur mu? Kabul alır mıyım?” korkuları vardı. Yine de denemek istedim ve denedim. Aiesec Ukrayna’ya başvurdum ve tekrardan kabul almadım. Yılmadan tekrar denedim Aiesec’le. Bu sefer Aiesec Mısır’dan kabul aldım.

Neden Mısır ?

Yurtdışına çıkma hayallerim gerçekleşiyordu ama ben Mısır’ı gerçekten istiyor muydum? Peki neden Mısır’a başvurdum. Daha önceden beri hiç bilmediğim bir ülke. Sadece Piramitlerin adını duyduğum bir ülke. Hiç emin değildim kime sorsam Mısır’ı bana kötülüyorlardı ama ben yurtdışı serüvenine bir şekilde başlamak istiyordum. ”Neden Mısır?” çünkü İngilizce seviyem düşüktü ve üst düzey İngilizce istemeyen bir ülkeydi. Aiesec ile çıkacağımdan İngilizce seviyemi geliştirebileceğime inanıyordum. ”İngilizce seviyesi düşük bir ülkede nasıl İngilizce geliştirilebileceğine inanıyorsun?” diye sorabilirsiniz. Bunu Aiesec’i anlatacağım zaman daha iyi anlayabilirsiniz. Bu arada kesinlikle orada yaşadıklarımı da anlatacağım.

Yurtdışına neden çıkmalıyız ?

Bence her insanın bu zevki tatması gerek. Bu hangi ülke olursa olsun hiç fark etmez. Farklı kültürler arasında kendi kültürünüzü harmanlayarak değerlendirebilir, kendinizi daha yakından tanıyabilirsiniz. Değişik bakış açıları yakalayıp, hayatımıza yenilikler katmalıyız. Kesinlikle yurtdışına çıkma deneyimine herkesin sahip olması gerekir. Kendinizi geliştirmek istiyorsanız en az bir defa bile olsa yurtdışı tecrübesi yaşamanız gerekli diye düşünüyorum.

Hadi ne duruyorsun eğer hayatına biraz heyecan katmak istiyorsan birazcık çabalamaya başla.

Amerikalılar ve Türkler Arasındaki Farklar

Hayatı daha kaliteli hale getiren şeyler nedir? Amerikan rüyası gerçek mi? Gerçekten Amerika Türkleri kıskanıyor mu?

Alım Gücü

Yeni bir araba, yeni bir ev, yeni bir telefon almak sizce ne kadar zor olabilir? En basit örneği ile Iphone X almak için kaç ay çalışmalıyız? Bu konuyu anlamak için öncelikle şurada hem fikir olmayız. Amerikan insanı çalışır dolar kazanır ve dolar harcar, Türk insanı çalışır, Türk Lirası kazanır ve Türk Lirası harcar. Anlaşıldığı gibi adil bir durum söz konusu. Para birimi olarak ele alalım.

Türkiye’de günde 8 saat çalışarak asgari maaş alınabilecek ücret 1604 TL’dir. Amerika’da ise bu ücret eyaletlerle değişmekle birlikte ortalama 1950 $’dır. Bir Türk insanı Iphone X için ödemesi gereken miktar 6100 TL. Amerikalı’nın ise ödemesi gereken miktar 1000 $’dır. Yani Türk insanı yeni bir Iphone X alması için yaklaşık 4 ay çalışması gerekirken, Amerika’da ise 1 ay çalışarak neredeyse 2 iphone X alabilir.

100 birim para ile kaç litre benzin alınabilir? Türkiye’de benzinin litre fiyatı şu an itibariyle ortalama 5,66 TL iken, Amerika’da bu fiyat galonu (3.78 litre) 2.72 dolardır. 100 birim para ile Türkiye’de ortalama 18 litre benzin alınırken, Amerika’da 138 litre benzin alınabiliyor.

İnsan İlişkileri

Amerika’ya gidip gelen her insanın dediği bir cümle vardır ”yolda yürüdüğün yerde herkes sana selam veriyor.” Evet bu doğru. Birbirini tanımayan herkes ”günaydın, merhaba, nasılsın” kelimelerini sıklıkla kullanır ama bunun ardındaki şeye kimse bakmaz. İnsanlar birbirine karşı samimiyetle yapmazlar bunu. Sanıldığının aksine Amerika rüyalar ülkesi değildir ve çetelerin, hırsızların, kaçakçıların bir hayli fazla bulunduğu bir ülkedir. İnsanlar birbirine selam verirken şu izlenimi bırakmak isterler. ”Bak ben sana selam veriyorum, hal hatır soruyorum benden sana zarar gelmez.”

Eğitim

Bir ülkenin en önemli demirbaşları arasında eğitim gelir. Mükemmel yer altı zenginliklerine sahip olunsa bile, askeri güç sıralamasında en yüksekte yer alınsa bile, zenginlik açısından bir numara olunsa bile ”EĞİTİM” olmadan hiçbir şey olmaz. Öncelikle şunu demek istiyorum. Eğitim eleştirmenliği yapacak akademik bir düzeyde değilim. Türk eğitim sisteminden gelmiş biri olarak doğruyu yanlışı ayırt edebiliyoruz. Bizim eğitim sistemimizin ezbere dayalı olduğu, robot gibi sadece seçenekler var ve onları seç anlayışının olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Örnek verecek olursak ilk okul 4. sınıfta başlayarak lise sonuncu sınıfa kadar 9-10 sene İngilizce eğitim alıyoruz. Peki neden sadece %3’müz İngilizce konuşuyor?

Amerika için de her şey toz pembe değil tabii ki. En büyük problemler arasında eğitim yer alıyor. Çünkü halkın eğitim hayatını gerçekleştirmesi için çok ciddi paralara ihtiyaçları var. Türkiye’de olduğu gibi eğitimin tamamı devlet tarafından karşılanmıyor ve bu da büyük problemleri beraberinde getiriyor.

Saygı

İnsan ilişkilerinde çok büyük rol oynadığı gibi, insanın doğaya, kurallara vb. Türk insanları birbirini sever, korur, destek çıkar falan filan, Ama iş eleştiriye gelince her türlüsüne kapalıyız. Kusurları görmek istemeyiz mükemmel olduğumuzu düşünürüz. Hepimiz de bunun açıkça farkındayız ki kurallar biz Türk insanını sıkar. Örneğin trafikte beklerken daha yeşil yanmadan sarı da kornaya asılıyoruz. Doğaya karşı çok büyük bir sorumluluğum olduğunu bildiğimiz halde şehirlerimiz beton yığınlarından ibaret.

Peki Amerikan insanları birbirine saygılı mı? 2017’nin yazında Amerika’da bulunmuş bir Türk genci olarak objektif olarak değerlendireceğim. 4 ay kadar süre içerisinde insan ilişkilerine çok dikkat ettim. Altını çizerek söylemek istiyorum ki Amerika’lılar biz Türk’lerden saygılılar. İnsan ilişkilerinde sanki bir film içerisinde gibi hep bir hoşgörü var. Onun dışında insanlar doğaya saygılılar. Düşünsenize New York gibi metropol bir şehrin göbeğinde kocaman park var ve insanlar orayı o kadar temiz kullanıyorlar ki. Türkiye’de böylesi şehirlerde bu kadar büyük bir park yok ; olsa bile ilk haliyle kalır mıydı?