Amerika’da Büyüleneceğiniz Bir Eğlence Parkı: Universal Studios Hollywood

Amerika’da Büyüleneceğiniz Bir Eğlence Parkı: Universal Studios Hollywood

Amerika maceram boyunca beni tüm atmosferiyle büyüleyen, her anıyla beni heyecanlandıran ve belki de en çok etkilendiğim yerlerden biri de Universal Studios gezimdi. Amerika’da hem Orlando’da, hem de Los Angeles Hollywood’da bulunan Universal Studios parkı, fırsatınız ve zamanınız varsa, bana göre görülmesi gereken en önemli yerlerin başında geliyor. Her yaştan insanın hayran kalacağı türden bir yer.

Ben her iki şehirdeki parkı da önceden araştırdım. Aralarında çok az fark vardı, o yüzden arkadaşlarımla Hollywood’daki parka gitmeye karar verdik. Biletleri kapıdan 120 dolar civarında, 1 günlük giriş olarak aldık. 20 dolar farkla, 2 gün süreli bilette vardı fakat zamanımız olmadığından onu almadık. Tek hatamız bizim gittiğimiz gün park çok erken kapanıyormuş, o yüzden kısıtlı zamanımız oldu ve doya doya gezemedik. O yüzden Universal Studios’a gideceklere ilk tavsiyelerim şöyle:

  • Biletlerinizi alabiliyorsanız kredi kartıyla internetten alın, daha indirimli oluyor.
  • Zamanınız varsa kesinlikle 2 günlük bilet alın.
  • Gideceğiniz günün açılış ve kapanış saatlerine ve o gün park içinde yapılan ekstra etkinliklere biletinizi almadan bakın.
  • Gideceğiniz zaman rahat rahat gezebilmek için erken saatlerde gidin.

Parka giriş yaptığınızda bir park haritası ve aktivite saatleri için broşür almayı unutmayın. Parkta ilk olarak, yol boyunca uzanan hediyelik eşya satan mağazalar ve cafeler ile karşılaşıyorsunuz. Hepsi bir birinden ilgi çekici ve insanın hepsine girip gezesi geliyor. Daha sonra Stüdyoların ve tema parkların olduğu alana yaklaşıyorsunuz.

Burası o kadar büyük ki içinde kaybolmamak mümkün değil. Etrafınızda her filmin kendine özgü aktiviteleri, trenleri, rideları ile karşılaşıyorsunuz. Her yerde ekranlar var ve bu ekranlarda aktivitelerin saatleri yazıyor. O saatlere göre hangi aktivitelere katılacağınızın planını yapabilirsiniz ama ilk önce Studio Tura katılmanızı öneririm.

Studio Tur ile filmlerin çekildiği stüdyoları, filmler için hazırlanmış özel 3D şovları görmenizi sağlayan çok etkileyici bir tur. Yaklaşık 1 saat sürüyor. Yanları açık arabalarla geziliyor, turu anlatan komik bir rehber ve ekrandan da size Jimmy Fallon eşlik ediyor 🙂

Tur ilk başta büyük kapalı stüdyolardan başlıyor, daha sonra yan yana Transformers, Fast and Furious, Jurrasic Park, Çakmaktaşlar Geleceğe Dönüş gibi filmlerde kullanılan arabalarla devam ediyor.

Daha sonra karşımıza sel felaketini yaşatan bir stüdyo geliyor, her yerden bir anda sular gelmeye başlıyor. Rehber de bu arada o moda giriyor ve sanki gerçekten sel oluyormuş gibi davranıyor. Adeta gerçek gibi yaşamıştık 🙂

Sonrasında o meşhur babalarımızın Pazar günleri televizyonda izlediği Eski Western kovboy filmlerinin çekildiği yerleri görüyoruz 🙂

Ardından bir anda tünel gibi bir yere giriyorsunuz ve rehber korkmuş şekilde King Kong’un yakınlarımızda olduğundan bahsediyor, sonra sizden başta vermiş oldukları 3D gözlükleri takmanızı istiyor. Bir anda kendinizi ormanın içinde buluyorsunuz ve King Kong önünüze çıkıp arabayı sallamaya başlıyor.. Bunu nasıl yapmışlar diyeceksiniz, mükemmel bir 3D deneyimiydi.

Başnuşuyor ve sonra yine size mükemmel bir 3D deneyimi olarak kendinizi Fast and Furios’un içinde buluyorsunuz. Film karakterleri sizle hologram şeklinde korkunç bir 3D deneyimi yaşatıyorlar.

Bunlardan sonra deprem filminin stüdyosuna geliyoruz. Bir anda 8.5 şiddetinde depremi yaşatıyorlar. Üstünüze arabalar devriliyor, yer parçalanıyor, her yer patlıyor. Bu gösteriler karşısında heyecanlanmamak mümkün değil. Mükemmel bir deneyimdi.

Gezerken aklıma gelmeyecek kadar çok dizi, film stüdyosuyla karşılaşıyorsunuz. Yan yana Desperate Housewives evleri, çocukken çok sevdiğim Grinch filminin stüdyosu gerçekten beni çok etkilemişti. Bunlardan sonra karşımıza kocaman göl ve bir kumsal çıkıyor. Bu gölde birden patlamalar oluyor daha sonra karşımıza meşhur Jaws çıkıyor 🙂

Turun sonlarına doğru Dünyalar Savaşı filminin stüdyosuna geliyoruz. Burada gerçek ve kocaman bir parçalanmış uçak, etrafta yıkık dökük evler ve arabalarla karşılaşıyoruz. Çok şaşırdığım olaylardan biri de buydu. Gerçek bir uçağı 60 bin dolara satın almışlar ve buraya kurmak için 150 bin dolar harcamışlar. Üstelik sadece 5-10 dakikalık bir sahne için 🙂

Stüdyo turdan aklımda kalanlar bunlardı ama daha unuttuğum bir çok şey var ve üstelik her sene farklı şeyler ekliyorlar. Eğer şanslıysanız bu stüdyolardan geçerken o an çekilen filmlere ve oyunculara bile rastlayabilirsiniz 🙂

Muhteşem Studio Tur’dan sonra sıra sıra saatlerine bakıp filmlerin aktivitelerine gitmeye başladık.

İlk olarak gelmeden önce çok merak ettiğim The Wizarding World of Harry Potter’a gittik. Park’ta en çok etkilendiğim yer burasıydı. Çocukluğumdan beri izlediğim Harry Potter filmlerinin içindeydim sanki. Her şey filmdeki ile bire birdi. Hogwarts şatosu, sokakları, Hogwarts treni, her yerde pelerin ve asa satan dükkanları, filmde gördüğünüz her şeyi yapmışlar.

İlk olarak Hogwarts’ın içine girdik. İçerde her saniye ağzım açık gezdim. Oynayan tabloları, gizemli duvarları, Dumbledore’un odası. Her şey mükemmeldi. Gezerken bir odaya girdiğinizde bir anda karşınızda Harry, Ron ve Hermonie’nin hologramıyla karşılaşıyorsunuz. Sanki karşınızda konuşuyorlarmış gibi birbirleriyle sohbet ediyorlar. Adeta gerçek gibiydi.

Hogwarts’ın içinde bulunan Harry Potter and the Forbidden Journey adlı 3-D bir ride var. Hayatınızda yaşayabileceğiniz en güzel şeylerden biri olabilir. Ayaklarınız yere değmeyen bir koltuğa oturuyorsunuz ve süpürgeyle uçuyor gibi geziyorsunuz. Bazen karşınıza ruh emiciler çıkıyor, bazen kendinizi Harry ile uçarken buluyorsunuz. Anlatamayacağım kadar çok güzeldi. O gün defalarca bu trene bindim. Hepsinde de ayrı heyecan yaşadım.

Harry Potter dışında Simpsons, Jurassic Park, Transformers, The Mummy, Minions, Shrek ve aklınıza gelemeyecek kadar filmin ayrı aktiviteleri, trenleri var.

Bunlardan en etkilendiğim ikinci şey ise The Walking Dead atraksiyonuydu. Dizinin ilk bölümü gibi yıkık, dökük ve her yerin kanlar içinde olduğu bir hastaneye girerek başlayan tur, en son peşinizden zombi kılığında insanlar tarafından kovalanmaya kadar gidiyor. Çok gerçekçi ve bir o kadar da çok korkunçtu. Ben de dahil herkes çığlık çığlığaydı 🙂

Videosunu izlemek istiyorsanız tıklayın.

Park’ın gösteri salonunda da, her güne özel efekt şovları oluyor. Bunlarda parkta ki her şey gibi çok etkileyici ve görülmesi gereken şovlardan. Bir de parkın her yerinde gezinen film karakterleriyle fotoğraf çektirebilirsiniz. Ben de çok sevdiğim Beetle Juice ile fotoğraf çektirdim 🙂

Universal Studios benim için çok güzel ve özel bir deneyimdi. Bir daha Amerika’ya gidecek olursam, tekrar görmek istediğim yerlerin en başında geliyor. Belki bazılarına biletleri pahalı gelebilir ve gitmek istemeyenler olabilir ama bence zamanı, fırsatı olan herkes paraya kıyıp bu mükemmel deneyimi yaşamalı. Amerika’ya bir kere gidiyorsunuz, tadını çıkarmaya bakın! 🙂

Universal Studios ile ilgili bu içerikleri de mutlaka okuyun!

YAZAR HAKKINDA
Eda Derman

EDUMAG Editörü