Yükleniyor...
Yükleniyor...

Uzun ve heyecan dolu bir bekleyişin ardından sonunda Amerika'ya geldim. Yaklaşık 2 haftadır Orlando'dayım ve bu benim ilk yurtdışı seyahatim. Buraya 10 aylık bir eğitim için Amerika tarafından sağlanan bir burs ile geldim.
Orlando'da hayat çok güzel ve sessiz. Bence insanın kendini dinleyebileceği bir yer. Buraya ilk geldiğimde açıkcası hem mutlu hem de biraz hüzün vardı içimde. Çünkü ailemden ilk defa ayrı kalıyordum. Ama şu anda kendimi daha iyi hissediyorum çünkü mutluyum. Kendi ayaklarımın üstünde durabiliyorum ve yapabileceklerimin farkındayım. Harika bir koordinatorüm var ve CCI (Community Collage) takım arkadaşlarım harika! Hepsi farklı ülkeden insanlar ve aramızda harika bir bağ oluştu şimdiden. Gelin Amerika'da neler yaptığımıza birlikte göz atalım.

Orlando’da hava bir başka güzel ve bir o kadar belirsiz! Şu anda hava güneşli ise 1 dakika sonrası gök gürültüsünü duyabilirsiniz (çok ciddiyim).

Ortam o kadar güzel ve huzur dolu ki… Buraya Orlando’nun kalbi diyorlar, gerçekten de öyle.

Gerçekten de manzaraya uzun uzun baktığım anlardan biri. Resimden de gördüğünüz üzere manzara muhteşem…

Devasa bir dönme dolabın etrafında gerçekten kendimi kaybettiğim anlardan biriydi (fotoğraftan da anlaşılacağı üzere). Orlando’nun Gözü olarak bilinen bu yerde birçok güzel mekan var. İnsanlarin açık alanda oturabileceği, gezebileceği huzur dolu bir yer.

Çevrede Türk restoranın olduğunu duyunca çok heyecanlandım ve bizzat kendim görmek istedim. Yemekleri muhteşemdi(biraz pahalı olsa da buna değdi). Kendimi İstanbul da gibi hissettim bi an.
Orlando’daki Cafe İstanbul’da hasret giderdik. Cafe Istanbul’u gerçekten çok beğendiğimi söyleyebilirim. Mekan gerçekten çok hoş dekore edilmiş. Osmanlı resimlerinden tutun da, nazar boncuğuna kadar her şey var. Gerçekten de kendimi İstanbul’da bir kafede oturuyormuş gibi hissettim.

Fiyatlara gelirsek pahalı olduğunu söyleyebilirim ki(menüde göreceğiniz üzere) ve bu bence normal. Sonuçta Amerika’da ”Turkish Restaurant” açıyorsun, belli bir değeri olacak değil mi? Yalnız Amerika’da şöyle bir sistem var: hesabi ödedikten sonra bahşiş (tip) bırakman gerekiyor. Zorunlu değilsin ama hani mecburmuşsun gibi hissettiriyorlar diyebilirim.

Second Harvest, evsizlere, maddi durumu kotu olanlara yardim eden bir kuruluş. En çok etkilendiğim şey bu firmanın başında duran bayan eskiden o evsizlerden biriydi. Ve şu an bu firmanın başında ve binlerce insana yardımcı oluyor.

Binaya ilk girdiğimde duvarda böyle bir tablo ile karşılaştım. Ne olduğunu öğrendiğimde gerçekten çok etkilendim. Bu gördüğünüz rakamlar dakikada bir artıyor. Her gün, her saat, her dakika, her saniye yapılan yardımlar ihtiyaç sahiplerine ulaştığında bu rakamlar otomatik olarak artıyor. O kadar hızlı bir artış söz konusu ki gerçekten gözlerimi alamadım.

Şimdi size yaptığımız işten bahsetmek istiyorum. Resimden de gördüğünüz üzere birçok insan gönüllü olarak çalışmak için burada. Bu inanılmaz bir şey! Hep beraber erzakları hazırladık, poşetledik ve dağıtım için yollandı. Erzakların dağıtımını numaraların artışından izledikçe ”Keşke Türkiye’de de böyle şeyler olsa” dedim.

Gerçekten karşılıksız yapılan en güzel işti diyebilirim. Second Harvest mükemmel bir şirket, mükemmel insanlar ve takım çalışması var. Orlando’da gönüllü olarak çalışabileceğiniz yüzlerce dernek, organizasyon var. İşte o gün bunlardan birindeydik.

Çalışma alanına ilk girdiğimde gerçekten çok şaşırdığımı söyleyebilirim. Açıkçası bu kadar fazla kişinin gönüllü olarak çalışacağını düşünmemiştim. Böyle bir projede birçok insanla beraber yer almak gerçekten gurur verici bir şey. Takım çalışması, takım gücü inanılmaz!

Böyle renkli bir projenin içinde olmak ve gönüllü olarak çalışmak gerçekten çok güzel bir deneyim oldu benim için. İşi eğlenceli bir hale getirip, gerçekten böyle güzel yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştığına şahit olmak o kadar güzel bir his ki. Keşke diyorum her yerde böyle projelerin sayısı artsa.
Siz de araştırın ve böyle gönüllü projelerde yer alın. Fulbright’tan böyle bir eğitim burs kazandığım için çok mutluyum. Herkese tavsiye ederim.

Yurtdışına çıkmak ve yeni kültürleri keşfetmek her ne kadar keyifli bir aktivite olsa da, henüz bu deneyimi yaşamayanların kafasında çeşitli soru işaretleri oluşturabiliyor. Yurtdışına çıkmak isteyen...

Londra gibi her sokağı sizi ayrı büyüleyen bir şehri ziyaret etmişken bol bol fotoğraf çekmek ve anı biriktirmek, eminim hepimizin yapmak isteyeceği bir şeydir. Özellikle benim gibi fotoğrafçılıkla da...

İsviçre'de bir organizasyon tarafından cep telefonu ve internet aracılığıyla yapılan bir oylama sonucunda, dünyanın 7 harikasına alternatif olarak seçilmiş olan dünyanın yeni 7 harikası 2007 tarihinde...
270.897 görüntülenme