Avustralya'da Sağlık Sistemi

Aile Hekimliği Sistemi
Avustralya'da da Türkiye'deki gibi 'aile hekimliği' sistemi uygulanıyor. Aile hekimliği, devlet tarafından verilen sağlık hizmetinin ilk ve en önemli başlangıcı. Hastaların sistem içerisindeki bütün işlemlerini aile hekimleri yapıyor. Aile hekiminizin yönlendirmesi olmadan herhangi bir alandaki uzman doktora ya da hastaneye gidemiyorsunuz. Diyelim ki yönlendirildiğiniz uzman doktordan memnun kalmadınız. Başka bir doktora sevk edilebilmek için tekrar aile hekimine gitmeniz gerekiyor. Eğer durumunuz çok acil ve hastaneye gitmek zorunda kaldıysanız, hastanede yapılan tedavinizin sonucu direk ilgili aile hekimine gönderiliyor. Siz sonuçları aile hekiminizden öğrenebiliyorsunuz. Durumunuza göre izlenecek tedavi yöntemini de yine aile hekiminiz belirliyor. Buradaki sisteme göre hiçbir doktoru telefon ile arayamıyorsunuz. Çok basit bir soru sormak için bile doktorunuzdan randevu almanız gerekiyor. Telefonda asla bilgi vermiyorlar. Mesai saatleri dışında iseniz ve çok acil bir durumunuz varsa hastanede acil servise gidiyorsunuz. Orada da durumunuzun aciliyetine göre bekleme salonunda en az 2 saat bekletiliyorsunuz. Benim 3 saat bekleme salonunda bekletilip, üstüne içeriye alındıktan sonra da içeride 2 saat bekletilmişliğim vardır :) Acilde bekleme sürelerine itiraz etme gibi bir şansınız yok. Sizden daha acil hastalar olduğunu, beklemek istemiyorsanız gidebileceğinizi söylüyorlar. Cevap verme şansınız yok çünkü eğer konuşma tarzınızı beğenmezler ise anında polisi çağırıyorlar.Sağlık sistemi ile olan ilk ciddi sınavım
Midemdeki bir rahatsızlıktan dolayı aile hekimine gittim. Aile hekimim, sorunun kaynağını bulabilmek için endoskopi olmam gerektiğini söyledi ve hemen hastaneye talep gönderdi. Burada hastaneler, ilgili operasyon için gelen talepleri kendi içerisindeki aciliyet durumuna göre sıraya koyuyorlar. Sıranız yaklaştığında da adresinize mektup gönderiyorlar. Bekleme sürecinde hastaneyi arayıp bilgi alma şansınız yok. Acil bir durumunuz var ise aile hekimiz ile görüşmenizi istiyorlar. Kısacası, asla hasta ile direk muhattap olmuyorlar.1 yıl sonra gelen endoskopi sırası
Hastaneye yapmış olduğum talepten sonra beklemeye başladım. Aradan bir kaç ay geçti ama haber çıkmadı. Doktorum hatırlatma mesajı gönderdi ama yine ses çıkmadı. Gönderilen ikinci hatırlatma mesajından sonra hastaneden bir mektup geldi ve bana üç ay sonrası için gün vermişlerdi.Tam olarak 1 yıl endoskopi sırası beklemiş oldum. Buralarda olmaz diyorsunuz ama bilmediğimiz daha neler neler oluyor...
Sonunda operasyon günü geldi. Süreç çok rahat ve sorunsuz geçti. Buradaki devlet hastanelerin hepsi özel hastane kıvamında. Hepsi oldukça temiz ve modern. Sağlık personelleri oldukça kibar ve yardımcı. Operasyona girecek kişilerin rahat etmeleri için ellerinden geleni yapıyorlar. Kısacası, dış görüntü, ilgi ve alaka on numara.Ve tedavi sürecim başladı...
Operasyon sonucunda midemde helikobakteri olduğu ortaya çıktı.Peki helikobakteri nedir?
Helikobakteri, mideye yerleşen bir bakteri çeşidi. Tedavi edilmezse mide ülserine yada daha ilerisi mide kanserine dönüşebiliyor.
Doktorum antibiyotik tedavisi ile sorunu hemen çözeceğimizi söyledi. Bana yedi günlük yüksek dozajlı bir antibiyotik tedavisi verdi. Tedaviye başladıktan bir iki gün sonra ilaçların yan etkilerinden çok rahatsız olmaya başladım. Resmen günlük yaşantımı sürdüremez hale gelmiştim. Hemen doktora gittim ama bu durumun normal olduğunu ve ilaçları bitirmem gerektiğini söyledi. 7 gün nasıl geçti hiç bilmiyorum ama sonunda ilaçlar bitmişti. Bir süre sonra kontrol amaçlı bir kan testi yaptılar. Test sonuçlarına göre helikobakteri hala vardı. İlaçlar iyi gelmemişti. Aile hekimim, aynı ilaçlardan bir doz daha kullanmam gerektiğini söyledi . Ben, başka bir antibiyotik kullanmak istiyordum. Çünkü, kullandığım ilaçlar hem beni iyileştirmiyordu hem de yan etkilerinden dolayı resmen hasta oluyordum. Ama doktorum başka bir ilaç olmadığını ve aynı ilaçları tekrar kullanmam gerektiğini söyledi. Eğer ilaçları almak istemezsem sisteme 'hasta tedaviyi red ediyor' diye not yazıp tedavimi sonlandıracaktı. Ben de mecburen ilaçları almak zorunda kaldım. Ikinci kurun yan etkileri beni bir öncekinden daha kötü etkilemişti ama bu konuda doktora gitmenin de bir anlamı yoktu. Alacağım cevabı çok iyi biliyordum. O yüzden dayandım ve ilaçları bitirdim. İkinci tedaviden sonra, kendimi daha iyi hissettiğim için bir süre kontrol amaçlı bile doktora gitmedim. Ama malesef midemdeki rahatsızlıklar tekrar başladı ve yine aile hekimimin kapısını çalmak zorunda kaldım. Aile hekimim konuyu çözemediği için artık benim uzman doktora gitmem gerektiğini söyledi ve ilgili yönlendirmeyi yaptı. Bu noktada sağlık sistemi ile ilgili küçük bir ara bilgi vermek istiyorum. Burada, bütün hastalıklar ve tedavi yöntemleri sistemde yazılı. Aile hekimleri, tedavileri belli bir seviyeye kadar yapmak ile yükümlüler. Hasta, eğer aile hekiminin uygulamakla yükümlü olduğu tedavi sürecinde iyileşmez ise uzman doktora yönlendiriliyor. İşte, tam olarak bu sistemden dolayı bana iki kere aynı ilaç tedavisi verildi. İlaçların beni hasta ettiğini bile bile bunu yaptılar çünkü başka şansları yoktu. Sistemde yazılı olan tedaviyi uygulamak zorundalardı. Buradaki doktorlar, hastanın durumuna göre insiyatif kullanmıyorlar. Tedavi süreçlerinde, sistemde yazılı olan protokolü takip ediyorlar. Zaten aksi bir girişimde bulunurlarsa anında hukuksal süreç devreye giriyor.Uzman doktor ile tanışmam
Uzman doktor, bana, piyasada kolay bulunmayan iki antibiyotik verdi. Yeni ilaçların yan etkilerinin çok az olduğunu, hiç sorun yaşamayacağımı söyledi. Benim de zaten, doktora güvenmek dışında bir şansım yoktu, ilaçları içecektim. İki antibiyotik için $500 ödedikten sonra hafiflemiş bir şekilde tedaviye başladım :)
Devlet, uzman doktor ücretlerinin sadece bir kısmını karşılıyor. Gerisini, gittiğin doktorun ücretine göre kendi cebinden ödüyorsun. Devlet, ilaç masraflarını da karşılamıyor. Sadece bazı özel durumu olanlar için belli ilaçlarda destek veriyor.
Sözde hiç yan etkisi olmayan ilaçlar üçüncü günde beni öldürüyordu. Bir akşam ateşim çıktı ve nefes darlığı çekmeye başladım. Yerimden kalkamıyordum, sürekli uyuyordum, midem bulanıyordu, hiçbir şey yiyemiyordum ve daha da kötüye gidiyordum. İşin kötüsü hafta sonuydu ve doktora ulaşmak mümkün değildi. Biz de hemen acile gittik.


