Yurtdışında Çalışmak İsteyen Öğrencilere 5 Öneri

Öğrenciyken yurtdışında yaşamak ve gezip görmek çok güzeldir. Dilerseniz tura katılabilirsiniz, turu kendiniz de ayarlayabilirsiniz. Şimdi bahsedeceğim seçenekler ise yurtdışında çalışmanızı sağlayarak sadece gezmenizi değil, tüm dünya kültürünü ve kendinizi bir anda keşfetmenize yardım edecek türden. İşte öğrenciyken yurtdışında çalışabileceğiniz 5 program:

1. Work and Travel

WAT programı çalışma vizesi (J1) ile Amerika’da size çalışma imkanı sağlıyor. Otelde kat görevlisi, restoranda garson, su parkında cankurtaran olabiliyorsunuz. Program için başta büyük paralar ödeseniz de, işinize ve harcamanıza bağlı olarak Amerika’da daha fazlasını kazanmış oluyorsunuz. Toplam kalma süreniz 3-4 ay oluyor, çalışma yeriniz ve saatiniz seçtiğiniz işe göre değişiyor.

2. Workaway ve Helpx

Bu programların amacı yerli ailelerin bebeğine bakmak, çiftlik işlerine yardım etmek, kedilerine bakmak gibi küçük ihtiyaçlarının karşılığında size yemek ve konaklama sağlamasıyla oluşuyor.
20 Euro’ya üye olup profil oluşturabiliriz. Samimi ve açıklayıcı bir profil her zaman ilgi çeker. Sistemde filtrelediğimiz ülkelere göre işleri görebilir, size uygunluğuna göre seçebilirsiniz. Eğer kişiler sizi işine uygun görürse kabul ediliyorsunuz ve işlemler başlıyor. Dikkat etmemiz gereken nokta orada çalışandan çok her iki tarafın birbirine yardımcı olduğu samimi bir ortam oluşuyor. Gerçekten o işi severek yapacak mısınız diye iki defa düşünün derim.

3. Avrupa Gönüllü Hizmeti (AGH)

Avrupa sınırları içerisinde geçerli olan bu gönüllü çalışma hizmeti Ulusal Ajans tarafından desteklenmektedir. 1 yıla kadar gönüllü çalışma yapabilirsiniz. Diğer adı European Voluntary Service (EVS)’dir. Websitesinden gitmek istediğiniz yurtdışı akredite kuruluşu bulup motivasyon mektubu göndermeniz ve kabul durumunda yurt içi akredite kuruluş bulmanız, başvurunuzu yapmanız gerekiyor. Bu noktada motivasyon mektubu dikkat edilmesi gereken en önemli konu. Kalıp motivasyon mektubu örnekleri yerine samimi bir şekilde neden orada olmak istediğinizi yazmanızı öneririm.

Uçak bileti, yemek, sigorta, cep harçlığı program tarafından karşılanmaktadır. Gitme yolculuğu biraz çaba gerektiriyor. Bununla birlikte gidince en çok rahat ettiğimiz yollardan kendisi.

4. Kamp Amerika

Camp – USA programı yılın Mayıs-Ağustos aylarında yapılan 2-2,5 ayı çalışıp 1 ay seyahat edebileceğiniz bir programdır. Kamplar kamp danışmanı (çocuk bakımı gibi işler) ve destek ekibi (muhasebecilik gibi işler) olarak ikiye ayrılıyor. Gitmek için ortalama 500 dolar verip çalışırken ortalama 1500 dolar kazanıyorsunuz. WAT’a göre daha az para verdiğiniz daha az kazandığınız bununla birlikte daha az yorulduğunuz bir sistem bu. Ben çok çalışmak istemiyorum. Önemli olan orada olmak dilim gelişsin diyorsanız değişik ve az bilinen bir yol.

5. Gönüllü Çalışma Kampları

Türkiye’de temsilcisi Gençtur’dan başvuru yapabildiğiniz kampların en büyük artısı gönüllülük esasına dayalı olması ve her ülkeden en fazla iki kişinin katılabilmesidir. Yani şöyle düşünün para kazanmak için değil yardım etmek için oradasınız ve yanınızda en fazla bir Türk olduğu için diliniz de gelişiyor. Kamp dediğimize bakmayın aklınıza sadece çadır gelmesin Amerika’da kaldığım ev 8 odalıydı..

Temel amaç başka kültürleri tanımak, barış içinde yaşamak. Herkes orada kendi ülkesini ve kültürünü temsilen var. Kendi yemeklerinizi, geleneklerinizi, ülkenizi tanıtabildiğiniz tam anlamıyla ülkenizi temsilen var olduğunuz bir organizasyon.

Ben ne yaptım?

Ben üç senedir gönüllü çalışma kampına gidiyorum.
Hollanda ile başladım ve iki yaz Amerika’da çalıştım.
Bence en büyük artısı içinde bulunduğunuz ortam.

Gönüllü olmayı iş haline getirmiş tüm hayatlarına yaymış insanlarla çalışmak mükemmel oluyor. Zaten kar amacı gütmediği için kuruluşun maddi bir kaygısı olmuyor.
Sizin ülkenize size yardım etmek için gelen bir kişiyle ne sorununuz olabilir ki?
En sevdiğim özellik dünyanın her yerinden arkadaşım olması ve kültürlerini tanımak. Japon, Alman, Amerikan, İspanyol arkadaşlar edindim. Türkiye’yi temsilen yemeklerimizden denettirdim.
Şöyle düşünün; nazar boncuğu hediye ettiğim, 20 kamp arkadaşım artık nazar boncuğunun bize ait bir simge olduğunu biliyor.

Work and Travel Vize Görüşmeleri için Referans Mektupları

Work and Travel vize görüşmeleri bildiğiniz üzere başlıyor. Şimdiden girecek olan herkese başarılar dilerim. Umarım herkes vizesini cebine koyar ve güzel bir program dönemi geçirir. Sizlere küçük bir katkımız olsun diye Irmak Demir ile birlikte referans mektuplarını hazırladık. Kendinize göre uyarlayıp, kullanabilirsiniz.

Son sınıflar için okuldan veya öğretmenlerinizden alınmış örnek referans mektubu

”To Whom It May Concern,

I am pleased to introduce Mr./Mrs. (soyisim) as a succesful student in our department. I have known him/her for 2/4/5 years. I am her/his advisor. At the moment, He/She has a 3.00/4 GPA.

I have observed mr./mrs. (soyisim) to be dedicated and hardworking student who takes a disciplined and responsible attitude towards her/his work in a highly satisfactory manner.

I strongly believe that mr./mrs. (soyisim) has the capacity and ability to fulfill the requirements of the Work and Travel program, and therefore I am pleased to recommend her/him without reservation.

If I can be of any further assistance, please do not hesitate to contact with me.

Your sincerely,

(Ögretmen ünvan – İsim soyisim)

Üniversite adı

İletişim bilgileri

İş yerinden, döndükten sonra çalışacağınıza dair örnek referans yazısı

U.S Embassy
Ankara, Turkey
/
U.S Consulate General
Istanbul, Turkey

April 15th 2019,

Dear Sir/Madam,

We would like (isim soyisim) to work in our company upon her/his graduation from x University. We would like her/him to start as a (pozisyon) on June 15th, 2019. However, he/she kindly asked us to postpone her start date due the fact that he/she would like to participate into Summer Work and Travel and he/she explained his/her desire clearly. We believe in this experience will be very helpful for improving her/his own langauge and getting work discipline.

Therefore we would like to inform you that she/he has our permission and we would like her/him to start to work as a (pozisyon) upon her/his return to Turkey,on October 15, 2019. We preferred her/him thanks to her/his education degree and succesful social relations, great attitude and communication skills. We always support our employee personal improvements both in Turkey and abroad, as this improvement will extend the horizon of our employee in many ways.

This letter is given upon to request of mr./mrs. (isim soyisim).

If I can be of any further assistance, please do not hesitate to contact with us.

Your sincerely,

(Kurum adı
Yönetici adı)

Çalışanlar için izin yazısı (Turist vizesi için de oynama yapılıp kullanılabilir)

2nd May 2019,

U.S Consulate of General
Istanbul, Turkey

To Whom It May Concern,

This letter confirms that (isim soyisim) who has been working as (pozisyon) in our company since 6th November 2017 will be travelling to United States of America on 5th of June, 2018 for Summer Work and Travel program and he/she will fly back to Turkey on 1st October, 2019 to get back to work on 5th of October, 2019. She/He taken the time off work for his/her trip.

We would like to inform you that she/he has our permission. We always support our employee personal improvements both in Turkey and abroad, as this improvement will extend the horizon of our employee in many ways.

It is kindly requested you grant him/her the required visa.

Your Faithfully,

(Şirket adı)
(Yöneticinin pozisyonu)
(Yöneticinin ismi)

————————————————————

  • Work and Travel yapacak olan arkadaşlarınızla paylaşmayı unutmayınız.
  • Lütfen soru ve görüşleriniz için Instagram üzerinden @macerarehberiniz ve ya @workandtravelswt hesaplarından iletişim sağlayabilirsiniz.

Charles Üniversitesi’nde Ücretsiz Tıp Eğitimi Hakkında Merak Ettiğiniz Her Şey

Çek Cumhuriyeti Avrupa’nın tam kalbinde yer alan, tarihi zenginlikleri ve kültürel yapısıyla dikkat çeken bir Avrupa Birliği ülkesidir. Çekya, yaklaşık 42,000 öğrenciye ev sahipliği yaparken, öğrencilerine 1348 yılından beri kaliteli ve ucuz eğitim fırsatları sunmaktadır. Üstelik bu fırsatlardan yararlanmak için üniversite giriş sınavlarına girmek zorunda değilsiniz. Charles Üniversitesi’nin bütün bölümleri YÖK tarafından tanınmaktadır. Yani Türkiye’de diploma denkliği gibi kaygılarınız olmayacak.

Çekya sağlık alanlarında birçok üniversitesi ile dünya sıralamasında ilk 500’e girmektedir. Ülke dünyanın en eski üniversitelerinden olan Charles Üniversitesi’ne ev sahipliği yapmaktadır ki Charles Üniversitesi’nin 5 ayrı Tıp fakültesi vardır. Bu da öğrencilere 5 ayrı Tıp fakültesine giriş için şans demektir. Çek Cumhuriyeti’nde üniversite okumanın en güzel yanlarından birisi ise kaliteli bir eğitimi çok uygun fiyatlara hatta ücretsiz alabilmeniz.

Türkiye’deki eğitim sistemi dolayısıyla birçok öğrenci çok istediği halde, yeterli üniversite yerleştirme puanını alamadığı için tıp eğitimi alamıyor.

Hayallerinize ulaşmak çok kolay!

Hem de dünyanın en iyi üniversitelerimden birinde eğitim alabilirsiniz. Peki bu nasıl olacak?

Burada üniversite kazanamayan bir öğrenci, Einstein’ın eğitim aldığı üniversitede nasıl eğitim alacak? Bu soruları duyar gibiyim. Türkiye ve Çekya’da eğitim sistemi farklı olduğu için bu sistemde istediği bölümde eğitim alamayan bir öğrenci, çok daha iyi üniversitelerde sadece yetenekleri doğrultusunda eğitim alacağı için zorlanmayacaktır.

Öğrenciler Charles Üniversitesi’nde eğitim almak için Türkiye’de sınava girmek zorunda değildir. Özellikle Çekçe tıp eğitimi almak isterse hiç bir ücret ödemeyecek ve yaklaşık 80.000 € maliyetten kurtulmuş olacaksınız. Üniversitenin tıp fakültesinin giriş sınavını geçmek yeterlidir. Bu konuda tüm detaylı bilgilere Charles Üniversitesi bağlantısından ulaşabilirsiniz.

Ayrıca, aşağıda paylaştığımız Charles Üniversitesi’nin tıp eğitimi videosunu izleyebilirsiniz:

Çek Teknik Üniversitesi’nde Uçmak Hayal Değil!

Çek Teknik Üniversitesi (CTU), Avrupa’nın en büyük ve en eski teknik üniversitelerinden biridir. Prag’da bulunan Çek Teknik Üniversitesi’nin içlerinde; İnşaat Mühendisliği, Makine Mühendisliği, Elektrik Mühendisliği, Nükleer Bilimler ve Fiziksel Mühendislik, Mimarlık, Ulaştırma Bilimleri, Biyomedikal Mühendisliği ve Bilgi Teknolojisi dahil 8 fakültesi bulunmaktadır. 480 farklı çalışma alanının bulunduğu üniversitede yaklaşık 18.000 öğrenci bulunmaktadır.

Çek Teknik Üniversitesi, modern uzmanları, bilim insanlarını ve yöneticilerini, dinamik, esnek ve pazarın gereksinimlerine hızlı bir şekilde adapte olabilen yabancı dil bilgisine sahip öğrenciler eğitmektedir.

2018 yılında Çek Teknik Üniversitesi, 4500’ün üzerinde dünya üniversitesini içeren QS Dünya Üniversite Sıralamasında; İnşaat ve Yapısal Mühendislik 101-150; Mekanik, Havacılık ve İmalat Mühendislik 151-200; Bilgisayar Bilimi ve Bilişim Sistemleri 201-250 ; Elektrik ve Elektronik Mühendisliği 201-250; Matematik 251-300; Fizik ve Astronomi 151-200; Doğa Bilimleri 220; Mimarlık 151-200; Mühendislik ve Teknoloji 220 üniversite içinde yerini almıştır. 2019 yılı QS Dünya Üniversitesi Sıralaması genelinde ilk 500 üniversite içindedir.

Çek Teknik Üniversitesi’nde Profesyonel Pilot eğitimi alın, hayallerinizi gerçekleştirin.

Çek Teknik Üniversitesi, Profesyonel Pilot Eğitimi ile de özellikle uluslararası öğrencilere büyük avantajlar sağlamaktadır. Bu bölüme giriş için İngilizce, matematik ve sağlık sertifikası gerekmektedir. Bölüm sadece 3 yıl sürmekte, 1 yıl da hazırlık eğitimi aldığınızı düşünürsek 4 yılda eğitiminizi tamamlayabilirsiniz. Bu bölümü bitirdikten sonra pilot olabilirsiniz. Mezun olduğunuzda European Aviation Safety Agency (EASA) sertifikası alırsınız. EASA sistemine sadece Avrupa Birliği üyeleri dahil olabilir. EASA lisansı alan öğrencileri Avrupa kabul ettiği için Türkiye de kabul ediyor. Yani ailelerin denklik ve çalışma koşulları için endişe etmesine gerek kalmamaktadır.

Uçuşlarınızı önce iç hatlarda, sonra da uluslararası hatlarda yaparak gerekli saatleri tamamladığınız takdirde bütün dünyada uçabilirsiniz.

Sizlere bahsetmek istediğim bir diğer avantaj ise Çek dilinde eğitimin ücretsiz olması. İngilizce olan bölümleri de Türkiye’ye kıyasla çok daha uygun maliyetlidir. Üniversite başvuruları, Profesyonel Pilot bölümü ve Çek Teknik Üniversitesi ile ilgili detaylı bilgiye Çek Teknik Üniversitesi linkinden ulaşabilirsiniz.

Work and Travel Mağduru Olmayın!

Work and Travel programı aslında birçok insanın düşündüğü gibi dört dörtlük harika bir program değildir. Program sizlere fırsatlar sunar ve bu fırsatlardan yararlanmak tamamen sizin elinizdedir.

Ne yazık ki birçok Work and Travel danışmanı programı anlatırken öğrencilere muhteşem gelir elde edip, İngilizce seviyesinin çok ilerleyeceğini, ortamdan ortama girip süper eğleneceğini ve hatta Amerika’nın dört bir yanını gezip, alışverişin dibine vuracağını belirtip, adayları hayali bir dünyaya sürüklemekte.

Öncelikle Work and Travel programına katılacak olan kişi ilk etapta şunları bilmesi gerekmektedir.

1. Work and Travel programına gittiğinizde büyük şehirlerden daha çok küçük kasabalara yerleşirsiniz.

Gidip görebileceğiniz en büyük kasabalar genel olarak su veya eğlence parklarının olduğu şehirler ve sahil kenarı küçük kasabalardır. En büyükleri için bile 10.000-15.000 nüfuslu yerler diyebiliriz. Hatta öyle lokasyonlar vardır ki 200-300 kişinin yaşadığı bölgelerde bile Work and Travel yapabilirsiniz ve bu çok avantajlı da olabilir.

2. İlk etapta çalışmaya gidersiniz.

Amerika’da çalışmak aslında Türkiye’ye oranla çok daha kolaydır fakat hayatı boyunca hiç çalışmamış birisi için çok zor bir durum haline gelebilir.

3. Öğrenci ne istediğini iyi bilmelidir.

Önceliği para kazanmak ise çok fazla efor sarf etmesi gerektiğinin farkında olmalıdır ve genel olarak Work and Travel’da çok iyi para kazandırabilen lokasyonlarda Türk katılımcı sayısı da fazla olduğundan dolayı İngilizce öğrenmeyi diğer lokasyona oranla daha arka plana atacaktır.

Öğrenci hiç unutamayacağı harika bir yaz tatili geçirmek istediği takdirde, maddi kazancı arka plana atmak zorunda kalkacaktır. Türk öğrencilerin olmadığı bir lokasyona gitmek isterse de genel olarak muhtemelen maddi kazanımı daha düşük olan bir bölgeye gidecektir.

Yani Work and Travel’a katılmadan önce ne istediğinizi iyi bilmelisiniz. Maddi kazanım – İngilizce seviyesi – Amerikan Kültürü – Ortam – Seyahat – Alışveriş vb. gibi faktörler arasından seçimler yapıp nokta atışı tercih yapmalıdır. Ne yazık ki bunların hepsinin bir arada olacağı bir lokasyon bulmak çok zordur.

4. Öğrenci iş seçmemelidir.

Hem maddi hem de manevi anlamda programdan faydalanmak isterseniz kesinlikle girişken, çalışkan ve ısrarcı olmalısınız. Bu sayede hem çevre hem de kazanım elde edebilirsiniz.

5. Work and Travel programında şans çok önemlidir.

Örnek vermek gerekirse; ben çok çalışkanımdır fakat tesiste benden daha çok çalışkan ve dili daha yeterli olan başka öğrenciler de vardır. Mesai almak isterim fakat onlar daha mantıklı seçenekler olduğundan dolayı menajer onları tercih edebilir veya tam tersi tesiste çalışanlar çok tembel insanlar olabilir. Bu sayede tüm mesai bana kalabilir. Kimse birlikte çalışacak olduğunuz insanların ruh halini önceden bilemez. Bunun gibi yüzlerce örnek gösterebilirim.

6. Gideceğiniz yeri iyi araştırın.

Daha önce gitmiş-gelmiş kişilerle irtibat kurun. Sosyal olun ve araştırın.

Bir sonraki yazımda ; Work and Travel iş seçimi yaparken nelere dikkat etmemiz gerektiği hakkında yazacağım.

Lütfen soru ve görüşleriniz için iletişim kurmaktan çekinmeyiniz.

Instagram : @MaceraRehberiniz

Amerika Birleşik Devletleri’nde “Başarıya Giden Yolunuz”

Amerika Birleşik Devletleri, uluslararası öğrenciler için bir numaralı hedef olmaya devam ediyor. “Uluslararası Öğrenci Değişimi Programlarının 2017 Raporu”na göre, ABD’de önceki yıla göre öğrenci sayısını % 3,5 artarak 1.078.000’in üzerinde uluslararası öğrenciye ev sahipliği yapmıştır. Uluslararası öğrenciler ABD ekonomisine yaklaşık 40 milyar dolar katkıda bulunmaktadır.

ABD üniversiteleri dünyanın dört bir yanından gelen uluslararası öğrencileri ağırlamaya devam ediyor. Bugün, uluslararası öğrenciler ABD yüksek öğreniminde tüm öğrencilerin % 5,3’ünü oluşturmaktadır. Uluslararası öğrenciler küresel sınıflar, kampüsler ve uluslararası topluluklar oluşturmaya katkıda bulunuyorlar.

Öyleyse ABD neden bu kadar popüler bir destinasyondur?

Cevap oldukça basit, uluslararası öğrencilere en iyi yatırım getirisini sunar. Amerika, öğrencilere en yüksek eğitim kalitesi ve dünyanın en büyük ekonomisinde değerli bir kariyer deneyimi kazanma fırsatı sağlar. ABD üniversitelerinde lisans ve yüksek lisans derecesi, Amerika Birleşik Devletleri’nde ve bütün dünyada başarılı bir kariyere giden pasaporttur.

• ABD, 1,2 milyondan fazla aktif uluslararası öğrenciye sahip uluslararası öğrenciler için en iyi lokasyondur.

• ABD, dünyanın en iyi eğitim sistemine sahiptir. The Times “2019 World University Ranking” deki 41 üniversite Amerika Birleşik Devletleri merkezlidir.

• 4.500’den fazla akredite kurumla ABD, uluslararası öğrencilere en geniş yükseköğretim seçeneklerini sunar.

• Nitelikli uluslararası öğrenciler, Amerika Birleşik Devletleri’nde birçok liyakate dayalı burs fırsatını güvence altına alabilir. Bunlar, eğitim alma maliyetini önemli ölçüde azaltabilir.

• Dünyanın en büyük ekonomisine sahip olan ABD, dünyadaki en büyük, en başarılı şirketlerden bazılarında değerli kariyere ulaşmak için en iyi fırsatı sunuyor. Müfredat Uygulamalı Eğitim (CPT) ve İsteğe Bağlı Uygulamalı Eğitim (OPT) ile mükemmel gelir fırsatları sunabilir. Birçok uluslararası öğrenci, eğitimini takiben çok başarılı bir kariyere sahip olma imkanına sahiptir.

• STEM sertifikalı programları takip eden uluslararası öğrenciler (Bilim, Teknoloji, Mühendislik, Matematik) OPT programlarına ek iki yıllık çalışma fırsatından yararlanarak kariyer deneyimi ve kazanç elde etmek için büyük bir fırsat sunar. Uluslararası öğrencilerin neredeyse % 50’si STEM sertifikalı programlara devam etmektedir.

Erasmus+ Projelerine Katılmak için Yapmanız Gereken 7 Şey

Hepimizin merak ettiği Erasmus Plus Projelerine katılma süreci hakkında bilmeniz gerekenleri anlattım. Olumlu sonuçlar veren bu maddelere hazırsanız başlayalım.

1. Karar verin.

Ne yapmak istediğinize ve hayatınız ile alakalı tercihte bulunmanız gerekmektedir.

2. Pasaport çıkartın.

Yurt dışında katılacağınız projeler için bir pasaporta ihtiyacınız var. Pasaportunuz olmadan bir adım atamazsınız

3. Araştırma yapın.

Birbirinden farklı alanlarda bulunan proje türlerini incelemelisiniz.

Gençlik Değişimi, Eğitim Kursu, Gönüllü Hizmeti veya Seminerlere mi katılmak istediğinizi netleştirin.

4. Projeyi inceleyin ve doğru projeyi bulun.

Proje kriterlerini ve ne olduğunu önce öğrenmelisiniz (Infopack). Ev sahibi kuruluş ne tarz bir proje gerçekleştirecek. Şartları nedir ? Bunları detaylı bir şekilde incelemelisiniz.

5. Projeye başvurun.

Projeyi inceledikten sonra, motivasyon mektubu ve CV hazırlamanız gerekiyor. Her proje için farklı bir başvuru süreci gerekiyor.

6. Kontrol edin ve başvurun.

Başvuru sürecinizi en baştan itibaren adımlarını kontrol ederek projeye başvurunuzu gerçekleştirin.

7. Proje takibi yapın.

Başvurduğunuz projeyi takip edin. Size olumlu veya olumsuz geri dönüş yapılmadıysa iletişim adresiyle kontağa geçin. Projenin akıbetini öğrenin. Bu süreçte beklemeyin, yeni projeleri araştırın ve onlara başvurun.

Konu hakkında daha detaylı bilgi için videomu izleyebilirsiniz :

Anne-Babalar Çocuklarını Work and Travel’a Göndermeli mi?

Böylesi önemli bir konuya değinmek ciddi bir sorumluluk gerektiriyor. Ben de kendi ailemin dahi okuduğu bu mecrada diğer anne-babalara çocuklarını Work and Travel’a gönderip göndermemeleri konusunda bilgilendirmek istiyorum. Hazırsanız başlayalım.

Evladınızı yaban ellere tek başına göndermek zordur.

Dili farklı, insanı farklı, kültürü farklı. Oralarda gözünüzde asla büyümeyen küçücük bebeğiniz ne yapacak, nerede kalacak, ne yeyip ne içecek?

Öncelikle Work and Travel, devlet destekli ve sadece orta ve üzeri dil becerisine ve not ortalamasına sahip üniversite öğrencilerinin aracı bir firma ile katılabileceği bir programdır. Her parayı veren düdüğü çalamaz. Eğer çocuğunuz programa katılmaya hak kazandıysa derin bir nefes alın ve gurur duyun evladınızla.

Amerika’ya gitmenin en uygun ve kolay yolu Work and Travel programıdır.

Ve bunu yalnızca öğrenciyken yapabilirler! Bırakın yapmadıkları için pişman olacaklarına yaptıkları için pişman olsunlar. Çocuklarınız orada başıboş değillerdir; orada yaşadığı problemleri ile hem anlaşma yaptığınız firmalar hem de Amerika’daki sponsorlar ve işverenler ilgilenir. Bu yüzden, firma seçerken çok dikkat etmeniz gerekir.

Work and Travel firması seçerken nelere dikkat etmelisiniz?

1. Firma kaç senedir sektörde?

Uzun yıllar ayakta kalabildiyse referansları güzeldir, Amerika’daki ağını genişletmiştir ve bu sayede çok fazla iş seçeneği olur. Ayrıca konsolosluk firmayı senelerdir tanıdığı için vize görüşmesine arkanızda sağlam bir sponsor ile gitmiş olursunuz.

2. Firmanın anlaşmalı olduğu Amerika sponsoru hangisi?

Örneğin CIEE, Amerika’nın en büyük sponsorudur. Sponsor orada evladınızın eli/ayağı olacaktır ve tüm zorluklarda pratik bir çözüm için en büyük rolü onlar oynarlar.

3. Yılda kaç öğrenci gidiyor?

Firmayı tercih eden çok fazla öğrenci varsa bir bildikleri vardır.

4. Danışman ne kadar ilgili, işini ne kadar seviyor ve allayıp pullamak yerine olumsuzlukları söylüyor mu?

Sonuçta firmadan da öte danışmanınızla iletişime geçeceksiniz. Ayrıca her şeyi tozpembe hayal ederseniz oraya gidince bocalayabilirsiniz.

5. Firmanın adı konsolosluk sitesinde yer alıyor mu?

Görüştüğünüz firmanın İstanbul ABD Başkonsolosluğu web sitesinde yazan Work and Travel şirketleri listesinde olduğundan emin olun. Ne olduğu belirsiz merdiven altı bir firmalardan lütfen uzak durun.

Rahat olun ve evladınıza güvenin.

Firmayı seçtikten sonra gerisi bir şekilde hallolur inşallah. Bırakın kendi ayakları üzerinde dursunlar ve birer birey olsunlar. Yurtdışına bir kere çıktılar mı hep gezmek isteyecekler, öz güvenleri artacak, dilleri gelişecek ve daha mutlu-umutlu olacaklar. Bırakın kendilerini keşfetsinler. Farklı bir ülkede yaşayıp diğer ülkelerin yaşam koşullarını görsünler. Farklı olsunlar. Öğrenciyken çalışsınlar ki paranın nasıl kazanıldığını, alın teri dökerek kazandıkları paranın ise nasıl tatlı olduğunu anlasınlar.

Yurtdışına çıkıp da değişmeyeni daha görmedim. Hep iyiye doğru değişmeleri ve değişmeyi asla bırakmamaları dileklerimle… Sağlıcakla kalın!

En Çok Kullanılan İngilizce Kısaltmalar

Sosyal medyanın üzerimizdeki etkisinin artmasıyla beraber günlük kullandığımız kelimelerin biraz evrildiğini söylemek çok da yanlış olmaz. Özellikle de genç kitle tarafından oynanan bilgisayar oyunları, yabancı dizi ve filmler ve bunlara ek olarak global dünya ile yabancı uyruklu kişilerle iletişim ağlarının gelişmiş olması bu kelimeleri yazışma literatürümüze soktuğunu söyleyebiliriz. Bu kısaltmalar arasından en çok kullanılanları sizler için araştırarak, yazımızda değerlendirdik.

Bu yazıyı okuduktan sonra sizler de birçok kişinin gerçekten ne demek istediğini anlayacaksınız. Şimdiden iyi okumalar dilerim.

1. ASAP : As soon as possible

En yakın zamanda

Örneğin : ”I look forward to see you ASAP.”

2. LOL : Laugh out loud

Yüksek sesle gülmek.

Örneğin : ”LOL. I can’t stop laughing.”

3. BTW : By the way

Bu arada

Örneğin : ”By the way, miracle happens.”

4. AFK : Away from keyboard

Bilgisaraydan uzak olmak. (Klavyeden uzak olmak)

Örneğin : ”Protect me for a minute, I am going to be AFK.”

5. TBT : Throwback Thursday

Perşembeye geri dönüş (Ah o eski zamanlar)

6. IDK : I don’t know

Bilmiyorum.

Örneğin : ”IDK who you are!”

7. XOXO : Hugs and Kisses

Kucaklar dolusu sevgiler ve öpücükler

Örneğin : ”You know I miss you baby, XOXO.”

8. YOLO : You only live once.

Hayata bir kez geliyorsun.

Örneğin : ”Do not let people make you feel terrible. YOLO”

9. DIY : Do it yourself

Kendin hallet.

Örneğin : ”As my mother always says : just D.I.Y ”

10. BRB : Be right Back

Hemen döneceğim.

Örneğin : ”I will BRB. Stay here please.”

11. OMG : Oh my god !

Aman tanrım!

Örneğin : ”OMG! I can’t believe that!”

12. FAQ : Frequently Asked Questions

Sıkça sorulan sorular

Örneğin : ”Hello. Welcome to my Youtube channel. I am going to talk about the FAQ today.”

Diger Popüler Bazı Kısaltmalar

  • TY : Thank you / Teşekkürler
  • NP : No problem / Önemli değil
  • ACE : A cool experience / Süper tecrübe
  • JK : Just kidding / Şakaydı
  • GF – BF : Girlfriend – Boyfriend / Kız arkadaş – Erkek arkadaş
  • BFF : Best friend forever / Daima en iyi arkadaş
  • P.S : Dipnot

Peki ya siz aralarından kaç tanesini biliyordunuz ? Görüşlerinizi bizlere bildirmeyi unutmayınız.

Yazımızı okuduğunuz için çok teşekkür ederim. Bu ve benzer içerikleri Instagram blogum olan @MaceraRehberiniz ‘de bulabilirsiniz.

İngilizce Geliştirmek için Dizi ve Film Önerileri

İngilizce seviyenize göre hangi dizi ve filmleri izlemeniz gerektiğini kısa kısa açıkladım. Umarım İngilizce geliştirmeniz için faydalı olur.

1. Yeni başlayanlara bu dizileri öneririm.

Eğer seviyeniz yeterli değil, fakat azimliyseniz ve ben bu İngilizceyi öğreneceğim diyorsanız sizlere hem kolay kelimeler tercih eden hem de yavaş konuşan şu dizileri tavsiye ederim ;

Stranger Things, Titans, Arrow, Flash, The 100, The Walking Dead, Teen Wolf, Hannibal, Fargo.

2. Kelime eksiğiniz varsa bu dizileri izleyin.

Basit konuşmaları rahatlıkla anlıyor fakat konu derinliğini yakalayamayıp, biraz kelime bilgisine ihtiyaç duyduğunuzu mu düşünüyorsunuz? O zaman o diziler tam da burada 🤗

Friends, How I Met Your Mother, Gossip girl, Gotham, Vikings, Supernatural, The Vampire Diaries, The Originals, Fringe, Da Vinci’s Demons, Lucifer, The Last Kingdom, Rome, Prison Break.

3. Bunlar ise biraz zorlanarak izleyebileceğiniz iyi diziler.

İngilizce biliyorum ama konu akışını yakalayamıyorum. Kendimi zorlayarak öğrenmek istiyorum mu diyorsunuz? Peki bakalım sizin listeniz de şu şekilde ;

Sherlock, Game of Thrones, Spartacus, Dexter, South Park, The Simpson, Family Guy, Doctor Who, Merlin, Shameless.

4. Dizi izlemeye zamanınız yoksa bu filmleri mutlaka izleyin.

Eğer dizi izleyecek vaktim veya ilgim yok diyorsanız ve ben tam film insanıyım diye düşünüyorsanız kesinlikle izlemeniz gereken baş yapıtlar:

Başlangıç : Forrest Gump, Titanic, Twilight : Alacakaranlık, Toy Story, The Queen, Hunger Games, Finding Nemo, Buz Devri, Madagascar.

Orta Düzey : The Hangover : Felekten Bir Gece, Social Network, Men in Black, Nothing Hill, Green Mile, Yüzüklerin Efendisi, Inception, Cesur Yürek, Geleceğe Dönüş.

Akıcı Düzey : Karayip Korsanları, Lord of Rings, Star Wars, Jurassic Park, Harry Potter.

Bonus: Diğer dillerden bu dizileri izlemenizi tavsiye ederim.

– La Casa De Papel (İspanyolca)
– Kuhnya – The Kitchen (Rusça)
– Extra – French (Fransızca)
– Türkisch für Anfänger (Almanca)

Peki ya sizin önerileriniz nelerdir ? Bu diziler arasında favoriniz hangisi ? Yorumlarınızı iletmeyi unutmayınız.

Yeni Trend: İrlanda’da Work and Study Programları

İrlanda’da dil eğitimi almak son dönemlerde öğrenciler arasında popüler hale gelen yurt dışı eğitim konularından biridir. Bunun sebebi öğrencilerin 25 hafta ve üzeri dil okulu kayıtlarında hak kazandıkları çalışma izni olarak gösterilmektedir. Bu yazımızda size İrlanda’ya gitme serüveni ve bu çalışma izni nasıl elde edilir onu anlatacağız.

1. Öncelikle dil okulu seçimi büyük önem taşımaktadır. Dil okulunun MEI (Marketing English in Ireland) üyesi olmasına özen gösteriniz. Vize alma sürecinde evraklarınız arasında okulunuzdan alacağınız bu evrak dosyanıza eklenecektir.

2. İrlanda için uzun dönem öğrenci vizesi almak diğer ülkelere göre daha kolay olabilmektedir. Bunun sebebi herhangi bir mülakata katılmamanız ve dosyanızın yeterli görülmesi durumunda vizenizin onaylanması olarak bilinmektedir. Ayrıca okul ücretlerinin vize öncesi ödenmesi de vizenin yüksek oranda (sorunsuz ve eksiksiz dosyalar için) olumlu sonuçlanacağını göstermektedir.

3. İrlanda uzun dönem öğrenci vizesi için en önemli 3 belge:

  • MEI üye belgesi (okuldan)
  • Okul fiyatı ödendi makbuzu (okuldan)
  • Swift para transferi makbuzu (bankadan)

4. İlk aşamada vizeniz yalnızca 3 aylık verilecektir. Bununla birlikte İrlanda’ya vardığınızda GNIB kart başvurusu yaparak kalan 5 ayınızı bu kartla orada geçirebilirsiniz. Okula yapacağınız 25 haftalık kayıt sonrasında öğrencilere 8 haftalık tatil imkanı verilmektedir. Bu 8 hafta boyunca herhangi bir okul kaydınız bulunmadan ister tatil yapabilir ister tam zamanlı çalışabilirsiniz. Öğrenciler eğitim aldıkları 25 haftalık süreçte yarı zamanlı çalıştıkları işlerde kalan 8 hafta boyunca tam zamanlı çalışarak ek gelir elde etmektedir.

5. Yarı zamanlı çalışan öğrencilerimiz aylık ortalama 600-850 Euro arası gelir elde edebilmektedir. Tam zamanlı çalışan öğrencilerimiz de bu ücret saatlik ücretle doğru orantılı olarak artmaktadır.

6. İrlanda; okul, yaşam maliyetleri ve çalışma izni hakkı göz önünde bulundurulduğunda öğrenciler arasında en çok tercih edilen ülkeler arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Yaşam kalitesi ve doğasıyla da öğrencilerin kalbinde eşsiz bir yer tutan İrlanda serüveni hem kariyer hem de dil eğitimi açısından size büyük fayda sağlayacaktır.

İtalya’da Tıp Eğitimi Almanız için 10 Sebep

Birkaç yıl öncesine kadar İtalya’da İngilizce Tıp Eğitimi yoktu. Sadece İtalyanca eğitim verilmekteydi. Son yıllarda İngilizce dilinde tıp eğitimi üniversitelerde yaygınlaştı ve İtalyanlar haricinde farklı ülkelerin insanlarına da kapılar açılmış oldu.

Bu devrimsel bir değişim ile uluslararası ortamda bir tıp doktoru olabilmek, tamamen İngilizce anlatılan derslerle ve Avrupa’da alınan eğitim, geçerli bir MD derecesi ile oldukça mümkün hale geldi. Fazla uzatmadan gelin İtalya’da neden tıp eğitimi almanız gerektiğini sıralayalım.

1. İtalya’da Tıp Fakültesi’nde eğitim almak daha basittir.

Türkiye’de üniversite sınavında baraj puanını aşmak ve İtalyan Milli Eğitim Bakanlığı’nın organize ettiği (IMAT) sınavında başarılı olmak İtalya’da İngilizce Tıp Eğitimi almak için yeterli. Evet, görülebileceği üzere bu kadar basit.. Eğer İtalyancanız var ise İtalyanca Tıp Eğitimi de alabilirsiniz. Dünya başarı sıralamaları oldukça iyi olan 11 devlet okulunda da çok düşük harç ücretleriyle İngilizce eğitim alabilirsiniz.

2. Fiyat kalite oranına göre İtalya’da eğitim daha uygundur.

İtalya’da genel olarak üniversite eğitimi ve özel olarak da tıp eğitimi almak, Türkiye’de özel veya devlet üniversitelerinde eğitim almaktan oldukça mantıklıdır.

Okul başarı listeleri ve okul ücretleri kıyaslandığında İtalya’da eğitimin fiyat / kalite oranına göre avantajları olduğu çok nettir.

3. İtalya’da üniversite harçlar aile gelirine göre belirlenir.

İtalya’da lisans ve yüksek lisans programlarında okul ücretleri aile gelirlerine göre belirlenmektedir. Aile gelirinizi beyan ettikten sonra okul size ödemeniz gereken harç miktarını söyler.

4. İtalyan hükümeti tarafından yabancı öğrencilere burs imkanları vardır.

İtalya yabancı ülkelerden gelen öğrencilere burs imkanı da tanımaktadır. Her geçen yıl bursların kriterleri zorlaşsa da, Türkiye’den İtalya’ya giden bir öğrencinin 5000 Euro’ya kadar burs alma şansı bulunmaktadır. Ancak öğrenci burslara çok da güvenmemelidir.

5. İtalya, Türkiye’ye uçakla sadece 2 saatlik bir mesafededir.

Coğrafi ve kültürel olarak bize uzak olmayan İtalya, ülkemize sadece 2 saatlik bir mesafe uzaklıkta olması, İtalya’yı Türk öğrenciler için çekici hale getirmektedir.

6. Türkiye’de başarı seviyesi yüksek okulların öğrencileri İtalya’yı tercih etmektedir.

İstatistikler gösteriyor ki, birçok başarılı lise öğrencileri için son zamanlarda İtalya, adeta bir cazibe merkezi haline gelmiştir.
(Italy is the new popular!)

7. Diğer Avrupa ülkelerine kıyasla yaşam masrafları daha makul seviyededir.

İtalya’da yaşam, diğer batı ülkelerine nazaran daha makuldür.

8. İtalya’daki Tıp Fakülteleri oldukça başarılıdır.

İtalya’da eğitim veren çoğu üniversitenin başarı sıralamaları Türkiye’ye nazaran oldukça yüksektir ve hemen hemen her okulun bünyesinde klinikler ve hastaneler bulunmaktadır.

9. IMAT Sınavı 2018 yılı itibariyle artık Türkiye’de de yapılmaktadır.

IMAT Sınavı ile öğrenci alan İtalya’daki Tıp Fakülteleri, artık bu sınavı İstanbul’da da yapmaktadır. Her yıl Eylül ayının 2. haftasında bu sınav yapılmaktadır. 2 hafta içerisinde de sonuçlar açıklanmaktadır.

10. Mavi Diploma, Bologna Deklarasyonu ve Kaliforniya Akreditasyonu vardır.

Mavi Diploma ile Avrupa’nın her yerinde geçerli diploma hakkı, Türkiye’ye dönen öğrencinin herhangi bir sınava girmeksizin diplomayı onaylatıp pratisyen hekim olma imkanı ve İtalya’daki bazı okulların Kaliforniya Akreditasyonu olması da ekstra cazip kılmaktadır.

Dünyanın en gelişmiş 8 ülkesi arasında yer alan, Avrupa yüksek eğitim sisteminde merkezi bir rolü olan, Denizin ve Alplerin çevrelediği olağanüstü bir ülkede eğitim almayı düşünen öğrencilere bu yolda başarılar dileriz.

Gündelik Türkçe Dublaj İzlenimleri

Türkçe dublaj konusunun hayatında bir kere olsun kulağını çınlatmayan yoktur aramızda. Bu sefer her iki açıdan bakıp kutuplaşmadan azıcık Türkçe dublaj değil Türkçe mizah yapalım istedim..

1. Muhabbetin dönmediği yerde Türkçe dublajı kötüleyin, mutlaka iş yapıyor benden söylemesi. En azından havadan sudan ya da annengiller muhabbeti konuşmaktansa film izlenimlerinden bahsetmek veya fikir sahibi olmuş gibi gözükmek daha çok iş yapar. İzlediğiniz filmler sadece “Fifty Shades Of Grey” olsa dahi serbest piyasa sallayın efendim.

2. Aile komedisi veya animasyonlar haricinde filmin veya dizinin bütün hissiyatını bozan, Leonardo DiCaprio’yu mahallenin ağabeysi yapan kimi zaman çekilmez kafa boşaltmak için ideal olan seyir türü. Kafan çok mu yoğun geldi al eline mısırını, aç dublajlı filmini sana sunulanla saatlerce vakit geçir.

3. Fakat “Buz Devri” ile “Asteriks ve Oburiks: Görevimiz Kleopatra” filmlerinde birer efsane halini alan dublaja boynumuz kıldan ince. Buz Devri’nde Sid’in Mamut’a ithaf ettiği “ah bu hayat çekilmez. sen olmazsan mamut, ah bu hayat çekilmez” şarkısını bir nesil nasıl unutsun ya da Asteriks & Oburiks serisindeki laz müteahhit performansı unutulacak gibi değil. (Erkan Can’a sevgiler)

4. “Yıl olmuş 2018 Türkçe dublaj izleyenler var mı hala yaaaaaa” mantığını da anlamış değilim. Her ne kadar özünden uzaklaştırsa da herkesin hayatına kimse karışamaz demişler. O da öyle seviyor. Hep bir kutuplaşma hep bir “haterlik” nedir bu arkadaş?

5. Ayrıca hepimiz için bir konuya daha açıklık getireyim ; Çeviri yapılınca film orjinalini kaybetmiyor, o film yok olmuyor, yani oyuncular ölüp dublörler geçmiyor yerine sakin olalım. Eğer benim yanlışım varsa yarın helva döktürüyorum..

6. Naçizane fikrim çeviriden çeviriye dev fark var. Örneğin ben Amerikan aksanını çok kaba buluyorum ve birazcık Amerikan İngilizcesini anlamakta sıkıntı çekiyorum. Keşke bütün Amerikan filmlerinin çevirisi olsa ben çok mutlu olurum. Hem çeviri hem orjinalini izler hiç kimseyi kırmadan yoluma bakarım. İlgililere duyurulur.

7. Bazı dublörlerimizin işe kendiliğinden mizah kattığını da isim vermeden geçiştirerek fark ettiğimizi belirtmek isterim. E tabi onlar da haklı, komedyenlere verilen işten komedi ürünü çıkar tabi. Şahsen bu durumdan rahatsız değilim ama komedi veya animasyon. (sanırım bu cümle kendimi belli etmemi sağladı gidelim Gaffur)

Yeri gelince dublaj izleyen, “animasyonda dublaj tercihimdir, filmde orijinal dil” diyen; veya bunu demese bile (hatta hiç dublaja dokunmasa, sevmese, hatta dublajdan nefret etse bile) dublajlı izlemeyi tercih eden kişileri görünce kendince ezmeye çalışmayan; mamafih bu konuda mütevazı olan kişilere hiçbir sözüm yoktur. Söz meclisten dışarı yani. Ben sadece işin mizahındayım ama ortamlar böyle benden söylemesi.

Keyifli günler dilerim, ben de artık buralardayım. Bilginize..

Kuzey İtalya ve Güney İtalya Farkı

Kuzey ve Güney İtalya çizgisi Roma baz alınarak çizilir. Ancak güneyinde de olsanız, kuzeyinde de olsanız, Roma’da da olsanız en sık duyacağınız kelimedir, “Alloraaa…” İşte bu bağırtıyı duyduğunuz zaman anlamını bilmeseniz de “Hoş geldiniz İtalya’ya” olarak kabul edebilirsiniz.

Roma işte bu şirin Akdeniz ülkesini ortadan ikiye bölüyor, bu bölünme sadece Kuzey-Güney diye değil, insanı, tabiatı, mimariyi, sosyal yaşantıyı, ekonomiyi her şeyi ama her şeyi etkiliyor. Mesela güneye indikçe hava da -insanların sıcakkanlılığı, misafirperverliği gibi- sıcacık oluyor. Mesela fiyatlar ucuzluyor, mesela mimari şekil değiştiriyor… Siesta en çok ve en yaygın Güney İtalya’da uygulanıyor. Bizim düğün salonlarını andıran makarnacıları, aşevi çalışanları gibi makarna servisi yapan ustaları, kapı önlerinde boyunlarındaki altın kolyeleriyle kendilerini hemencecik belli eden mafya babaları… İşin garip yanı Güney İtalya’da Mafıusu yani mafya babaları diye ortalıkta gezen adamların tamamı ‘babacık’tır, çünkü gerçek söz sahibi Mafıusa yani kadındır! Terk edilmiş, metruk yapıları, tamamlanmamış inşaatları, çöp yığınları, insanın bir kenardan bakarken bile içine korku salan ıssız sokakları, kalabalık meydanları… Bizim Sulukule’yi aratmayacak çamaşırların yüzeyini tamamen kapladığı apartmanları… Bu ve benzeri birçok şeyi bolca görebilirsiniz Güney İtalya’da.

Kuzey İtalya tam bir Avrupa Beyefendisi, Güney İtalya ise Akdeniz’in hovarda çocuğu… Kuzey’in insanları Güney’e kıyasla daha soğuk, daha ukala, daha düzenli ve bir o kadar da kibar ve yardımseverler.

Güney İtalya denince yine akla ilk gelen güneş, kum, deniz… Gezip gördükten sonra deniz kenarında sarp kayalar üzerine kurulan şehirlerine ve sıcak Akdeniz insanının muhabbetine bayılacaksınız. Tabi bir de mafya mevzusu var, yukarıda da kısmen bahsettim ama yine de es geçmeyeyim.

Sokaklarda yığılı duran çöpleri göreceksiniz, işte bu çöpleri gördüğünüzde şaşırmayın. Çünkü devletle mafyanın anlaşamadığı meselelerin başında gelir bu çöp meselesi. Temeli paraya dayanan bu mesele yüzünden çöpler dönemsel olarak toplanmıyormuş. Mafyanın turistlerden ziyade yerel halk ve devletle sıkıntıları var. En azından Sicilyalılarla yaptığım bazı konuşmalardan anladığım bu oldu, durumu bize bu şekilde anlattılar… Gezerken içiniz rahat olsun, turistlere karşı gayet kibar ve misafirperverler…

Sicilya’da Arap Etkileri

Roma’dan aşağı doğru Napoli kıyılarından Sicilya’ya ulaştığınızda Arap etkisinin giderek arttığını göreceksiniz. Ne alaka demeyin çünkü bir dönem Arap medeniyeti tarafından yönetilmiş. Bunu mimaride ve sosyal yaşantıda görmeniz mümkün. Sicilya’ya yolunuz düşerse Palermo’ya Katanya’dan daha fazla zaman ayırmanızı tavsiye ederim. Palermo’nun masmavi denizinden (Bir otobüs ile 20 dakikalık mesafede) çıkıp sımsıcak kumların üzerine uzandığınızda zamanın geçmemesini belki de durmasını isteyeceksiniz. Ancak huzur kokan, cetvelle çizilmişcesine düz, düzenli, tarihi, eğlenceli sokaklarında dolaşmanın da, yöresel yemeklerin sunulduğu restoranlarında lezzetleri tatmanın da deniz ve kumdan aşağı kalmadığını fark edeceksiniz.

Palermo-Catania arası ulaşımın en kolay yolu tren. Tren penceresinden omuz omza dizilmiş dağlar, dereler, tek tük ağaçlar, geniş bozkırlar, uçsuz bucaksız Akdeniz, sıcacık kumlarla çevrili kıyıları, Catania ve Etna!

(Etna’ya terlik, incecik yazlık kıyafetlerle çıkma gafletinde bulunduğumuz yazı yakında sizinle olacak.)

Dipnot: Güney İtalya’da hırsızlık fazla oluyor dikkat etmenizde fayda var. Özellikle zenci mahallelerinde ve kalabalıkta daha çok dikkatli olunuz. Çünkü zenciler teşkilatlanmış bir şekilde bu işi yapıyorlar. Mesela başımıza geldiği için paylaşıyorum, siz bir sokağa ya da caddeye girdiğiniz zaman hemen etrafınızda türüyorlar, biri yanınızdan geçerken çantanızın fermuarını açıyor, siz fark etmiyorsunuz, yanınızdan geçip gidiyor, sonra bir başkası gelip bir parça alıp gidiyor, bir başkası bir parça daha… Özetle dikkatli olunuz! Mafyadan değil zencilerden korkunuz!

Avrupa Beyefendisi (Kuzey İtalya)

Kuzey İtalya’yı gezdiğinizde ise Avrupa’da olduğunuzu fark edeceksiniz. Hava güneye nazaran daha kasvetlidir. Sokaklar, binalar, arabalar en önemlisi insanlar aklınıza gelen birçok şey düzenlidir. Sokakta yaşayan kediler, köpekler… Sokakların ya da caddelerin düzeninden örnek vermek gerekirse; sokakların, caddelerin yapılış tarihleri tabelalarının altında yazıyor. 1800’lü yıllarda bir cadde yapılmış mesela 4 şerit gidiş 4 şerit geliş ortada 3-4 şerit kadar yeşil alan, kenarlarda 2’şer şerit park, bisiklet ve yürüyüş alanı var.

Yine dünyanın en yaygın sokak kafelerini burada görmeniz mümkün! Bu mükemmel şehir Torino. İtalya’ya giden hemen herkesin unuttuğu ya da Roma, Pisa, Floransa, Milano vs gibi şehirlerin gölgesinde kalmış harika şehir! Biri bana Avrupa’da nerede yaşamak istersin diye sorsa düşünmeden Torino derim. Çünkü unutulan bu şehir, büyüleyici olarak hafızamın bir köşesine kazındı.

İtalya, Sanatın Başkenti

İtalya, mimarinin başkenti olarak sizi şaşkına çevirmekle kalmayacak başınızı döndürecektir. Giden hemen herkesin ağzına sakız olmuş bir söz vardır İtalya için, ‘Açık Hava Müzesi…’ Bu geleneği ben de bozmuyorum ve haykırıyorum! İtalya dünya ülkeleri arasında gerçekten bir Açık Hava Müzesi… Eğer siz de benim gibi doğayı, mimari yapıları, sanatı, müzeleri, kültürü ve sokakları seviyorsanız İtalya tam size göre.

Bizim Kuzey ve Güney İtalya gözlemlerimizin dışında bu farklılığı İtalya’da yaşayanlar da söylüyor. Kuzey İtalyalılar ile Güney İtalyalılar birbirinden pek haz etmiyorlar. Kuzeyliler Güneylileri hor görürken, Güneyliler ise Kuzeylileri kendilerini beğenmiş ve sevimsiz buluyorlar.

Türkiye ve Yurtdışında Dil Öğrenmek Arasındaki 7 Fark

Dil öğrenmek isteyenlerin aklını karıştıran en büyük soru işaretlerinden biri de nerede dil öğrenmek gerektiğidir. Ben de sizin için yurtdışında ve Türkiye’de dil öğrenmek arasındaki farklardan bahsetmek istiyorum. Biliyorum ki herkesin yurtdışına çıkma gibi bir imkanı olmuyor. Bu yüzden birçok kişi Türkiye’de bir dil okuluna gitmek zorunda kalıyor. Ancak yurtdışında dil kursuna gitmek gibi bir şansınız olursa size sunduğum sebeplerden ötürü değerlendirmeyi düşünebilirsiniz.

İyi okumalar!

1. Yurtdışında yabancı hocalardan eğitim alırsınız.

Öncelikle yurtdışında dil eğitimi alırsanız hocanız kesinlikle yabancı olacaktır. Yabancı olması demek de o hocanın dil üstünde hakimiyeti ve aksanı olması demektir. Türkiye’de -İngilizce’yi örnek olarak verirsek- bize dilin önce dil bilgisi kısmını sonra fırsat kalırsa konuşma kısmını öğretiyorlar. Türkiye’deki dil okullarında sadece dil bilgisini öğrenmek yetmediğinden, konuşma dersleri için ana dili İngilizce olan hocalar almaya çalışıyorlar.

2. Derslerde Türkçe duymaktan ve konuşmaktan kaçının.

İkinci olarak, yine hocalarla ilgili bir durum diyebileceğimiz bir sorunla karşı karşıyayız, dersi Türkçe anlatma. İngilizce dilini Türkçe konuşarak, Türk mantığını anlayarak öğrenmek imkansızdır. Bunun için derslerde hem hocaların hem de öğrencilerin Türkçe konuşması yasak olmalıdır. Fakat yurtdışında dil eğitimi alırken Türkçe konuşmanız neredeyse imkansızdır. Neredeyse diyorum çünkü orada illaki bir Türk’le karşılaşıyorsunuz. Siz siz olun yurtdışında Türkler’den uzak durun!

3. Yurtdışında günlük hayatınızda yabancı dile maruz kalırsınız.

Üçüncü olarak, pratik yapma konusunu ele alabiliriz. Türkiye’de dil eğitimi aldığınızda o dilin pratiğini yapmakta zorlanırsınız. Çünkü pratik yapabileceğiniz bir çevreniz olmuyor. Dersten çıktıktan sonra Türkçe konuşmaya başlarsınız ve günlük hayatınızı Türkçe devam ettirirsiniz. Ama yurtdışında hele ki dilin sık konuşulduğu bir şehirdeyseniz dersten çıksanız bile günlük hayatınızı devam ettirmek için o dili konuşmak zorunda kalırsınız. Ana dili İngilizce olan arkadaşlar edinin. Sürekli konuşarak hem akıcılığınız artar hem de İngilizceyi çok daha iyi öğrenirsiniz.

4. Türkiye’de eğitim alırsanız yabancı dili akıcı konuşmakta zorlanırsınız.

Akıcılık demişken, Türkiye’de yabancı hocadan dil öğrenseniz bile günlük hayatta sık sık kullanmadığınızdan dolayı İngilizceyi akıcı konuşmanız çok zorlaşır. Ama yurtdışında konuşmak zorunda kalacağınız için o dili daha kolay ve daha keyifli öğrenirsiniz. Tabi Türkiye’ye döndükten sonra akıcılık kazandığınız dilde bir yavaşlama olduğunu fark edeceksiniz. Çünkü Türkiye’de İngilizceyi orada konuştuğunuz gibi konuşmayabilirsiniz.

5. Yurtdışında dil öğrenirken o ülkenin kültürünü yakından tanırsınız.

Yurtdışında dil okuluna gitmenin avantajlarından bazıları; o ülkenin – şehrin kültürünü öğrenmek, gezmek, yeni arkadaşlar edinmek. Bu konuyu örnekleyerek anlatmak istiyorum. Mesela Erasmus+ programıyla Polonya’ya gittiğimde, gider gitmez çeşitli etkinliklerle bize kültürlerini tanıtmaya çalıştılar. Yemekleri, yöresel dansları, dilleri her şeyiyle bizi oraya adapte etmeye çalıştılar. Dil okulunuz belki daha kısa sürecek olabilir ama eminim ki gittiğiniz okulda tanıştığınız insanlarla birlikte kültürünü, yemeklerini, dillerini öğreneceksiniz. Türkiye’de öğrenseniz, öğrenmeye çalışacağınız tek şey dilleri olacaktır. Çalışacağınız diyorum çünkü Türk mantığıyla o dili öğrenmekle o dili ana vatanından, ana dilini konuşan insanlardan öğrenmek dilin yanında pek çok şey öğretiyor.

6. Dil öğrenirken farklı şehirleri gezersiniz.

Bunların yanı sıra, farklı şehirleri gezme imkanınız olacak. Açıkçası sırf bu yüzden yurtdışında dil okuluna gidebilirim.

7. Yurtdışında dil öğrenmek daha zevklidir.

Yurtdışında dil öğrenmek zevkli bir şeyken Türkiye’de o dili öğrenmeye çalışmak eziyet haline geliyor. Çünkü, benim gördüğüm kadarıyla bir döngü oluşuyor. Şöyle ki, kursa gidiyorsunuz, derse giriyorsunuz, sonra ödev veriliyor, bir sonraki ders kontrol ediliyor, sınav yapılıyor falan derken insan o dilden soğuyor.

Ben dilin, ana dil olarak konuşulduğu ülkelerde – şehirlerde eğitiminin alınması taraftarıyım. Umarım size vermiş olduğum bilgiler yeterince faydalı olur. İyi günler dilerim!

Bizim Eller; Balkanlar Hakkında Az Bilinen Gerçekler

Neredeyse tüm Balkanlar’da Türkçe’ye ihtiyaç duymadan gezebilirsiniz. İngilizce konuşma ya da anlaşma konusunda sıkıntı yaşıyorsanız ilk tercihiniz burası olabilir. Fiyatları, Avrupa Birliği üyesi ülkelere ve bizim ülkemize kıyasla çok daha uygun. Son durumda kur farkından dolayı belki ülkemizle eşitlenmiş olabilir.

Vize istemeyen Balkan ülkeleri arasında Arnavutluk, Makedonya, Kosova, Karadağ, Sırbistan, Bosna Hersek gelmektedir.

Her kasabada, her şehirde bizden bir parçaya rastlıyorsunuz. En ücra köşede dahi 1300 senelerinden kalma camilere, köprülere, hamamlara, tekkelere rastlamak mümkün.

Gençlerin belli kısmı Türkçeyi anlasa da konuşamıyor, lakin anlaşıyorsunuz.

Balkanlarda Ulaşım

Ulaşım konusunun sıkıntılı olduğunu özellikle belirtmek istiyorum. Akşamları çok erken saatlerde büyük şehirlere dahi otobüsler bulunmuyor. Örneğin; 5 de Prizren’den Priştine’ye otobüs bulamayabilirsiniz.

Otostop mevzusuna gelirsek belki ayrı bir yazıda paylaşmak gerekir ama kısa bir özet geçmek istiyorum. Arnavutluk ve Sırbistan haricindeki ülkelerde otostop denenebilir. Hatta özellikle Kosova ve Makedonya’da 15 – 20 dakikadan fazla beklemezsiniz. İnsanları çok yardımsever ve misafirperver. Arnavutluk’ta otostop çektiğinizde nezaketen sizi alsa da sonunda para istiyorlar. (Arnavutluk aslında Shkoder’nın dışında genel olarak böyle sanırım veya bize bu şekilde denk geldi.) Sırbistan’da ise ırkçılıktan dolayı sıkıntı yaşayabilirsiniz uyarısını yapmak istiyorum.

Ruhunuzu Dinlendirin

Atatürk’ün gezdiği sokakları arşınlayıp, Yahya Kemal’in çocukluğunu yaşadığı Üsküp’ü soluyup, Balkan Türkülerinin tınısını kulağınızda hissederek zamanın keyfini çıkarmalısınız.

Birçok Avrupa ülkesi gezmiş biri olarak Balkan ülkelerini gezerken aldığım huzur “insanın ruhuna kadar işliyor” diyebilirim. “Balkan” eski Türkçe’de “Orman” anlamına gelmesinin nedenini şehirler arası geçtiğimiz yollarda keşfettim. Doğası Karadeniz’den farksız. Her yer yemyeşil. Ruhunuz da gözünüz de ağaca, ormana ve yeşile doyuyor. Bu mükemmel tabiat ise Karadağ’da denizin mavisine kavuşuyor.

Erasmus Bir Kere Yaşanır, Özgürce Yaşa!

Yeni bir hayata merhaba diyorsun. Farklı bir ülke, farklı bir şehir, farklı diller, farklı kültürler, farklı dinler, farklı yaşam tarzları ve yepyeni unutulmaz dostluklar… Kısacası yepyeni bir hayata Erasmus ile başlıyorsun.

Önceki alışkanlıklarının yerini bambaşka alışkanlıklar ile değiştiriyorsun. Her gün farklı ve yeni bir güne uyanıyorsun. Her günün en güzel günün oluyor. Farklı bir ülkede farklı bir güneşin doğuşuna ve batışına şahitlik ediyorsun ve bunlar gerçekleşirken aslında sen de farklı birine dönüşüyorsun.

Farklılıklar bana göre farklı yönlerimi bulmam demektir. Öncesini ya da sonrasını bilemem ama şu anki yaşadığım zaman dilimi çok önemlidir ve her zaman anı yaşamak isteyenlerden olmak istiyorum. Öncesini zaten geri getiremeyiz, sonrasının da ne olacağını bilemeyiz, o zaman şuan Erasmus’un tadını çıkarmak gerekir. Yani anı yaşamalıyız.

Bana göre Erasmus bütün bir yapboz oyunu ve bu yapbozu kolay ve düzgün bir şekilde tamamlamak için sahip olman gereken önemli noktalar var. Birlikte öğrenmeye ne dersiniz?

Erasmus Puzzle Oyunu’nda hayat kurtaran terimler

Mentor

Eğer Erasmus yapacağınız üniversite köklü bir üniversiteyse kesinlikle ESN kulüpleri vardır ve bu kulübün her Erasmus öğrencisi için ayarladığı bir mentor öğrenci vardır. Bana göre mentor hayat kurtarır. Daha siz şehre gelmeden sizi mutlu eder, bütün sorunlarınızla ilgilenmeye çalışır. Şehre ilk geldiğinizde ilk onunla tanışırsınız, sizi yurdunuza kadar yerleştirir, birlikte alışverişinizi yaparsınız ve bundan sonraki zamanlarınızda bile sizin yanınızda olmaya çalışır. Ben çok şanslı bir Erasmus öğrencisiyim çünkü benim mentorum dünyanın en iyi ve en tatlı mentorlarından birisidir ve Polonya’daki en yakın arkadaşımdır. Resmiyette mentor ama benim kalbimde tatlı mı tatlı bir arkadaş, bir kız kardeştir kendisi.

Bana göre size şehri sevdiren o şehrin insanlarıdır. Şehri sevmek için önce insanlarını sevmek gerekir ve ben samimi davranışıyla bana bu şehri sevdiren mentoruma en içten sevgilerimi iletmek istiyorum.

ESN nedir ?

Değişim öğrencilerinin yararına çalışan ve onları yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde temsil eden gönüllü bir kuruluştur. Avrupa komisyonu tarafından desteklenmektedir.

Mentor nedir ?

ESN kulübü dediğimiz kuruluşun gideceğiniz ülkede üyesi olan gönüllü öğrencidir. Değişim öğrencilerinin ülkeye uyum sağlamalarına yardımcı olurlar. Gezi, parti gibi organizasyonlar ve çeşitli etkinlikler ile iletişimi daha kolay bir şekilde sağlamaya çalışırlar. Ülkeye gelip ayrıldığınız güne kadar her türlü sorununuzla ilgilenen yardımcı meleklerdir.

Oda Arkadaşı

Bana göre Erasmus zamanın boyunca en önemli şeylerden birisi de oda arkadaşıdır. Günün çoğunu beraber geçireceğiniz için oda arkadaşınızın da iyi olması çok önemli ve ben bu yönden de çok şanslıyım. Oda arkadaşımla farklı ülkelerdeniz, farklı geleneklere, farklı dinlere, farklı dillere, farklı yaşam tarzlarına sahibiz ama bunlar bizim için bir eksi değil tam tersine artı bir özelliktir. Farklılıklarımızdan farklı şeyler öğrenip farklı anılar paylaşıyoruz.

Erasmus oda arkadaşlığı sadece odayı paylaşmak değildir. Birbirinizin mutluluğunu ve acısını beraber paylaşmak demektir. Beraber gezip görmek ve beraber güzel anılar biriktirdikçe hayatı ve dostluğu paylaşırsınız.

Bana göre oda arkadaşı, mentordan sonra hayat kurtaran ikinci kişidir. Ben Erasmus’a ilk geldiğimde odada kimse yoktu ve ben oda arkadaşımın kim olduğunu bilmiyordum. O zaman yalnız kalınca boşluğa düşmüştüm ve günlerimin hep böyle geçeceğini sanmıştım ama Elena odaya samimi ve içten gülümsemesiyle girip oda arkadaşım olduğunu söyleyince dünyanın en mutlu insanı olmuştum. Böyle sevimli ve iyi kalpli bir oda arkadaşım olacağını asla tahmin edemezdim. Elena şu an benim kız kardeşim gibi ve beni kendi ülkemden kendi dilimden insanların anlamasını beklerken Elena’nın daha iyi anlaması beni aşırı mutlu ediyor.

Oryantasyon Haftası

Nicolaus Copernicus Üniversitesi’nin değişim öğrencilerinin ortama, ülkeye, üniversiteye ve birçok şeye alışıp uyum sağlamaları için ayarladığı en önemli zaman dilimidir. Erasmus’u Oryantasyon Haftası olmadan asla düşünemezdim.

Birbirinden farklı dostluklar, birbirinden farklı eğlenceler, biriktirilen en güzel anılar ve tabi ki hayat kurtaran bilgiler… Bunların hepsi Oryantasyon Haftası’nda gizliydi. Bu haftadan bahsetmeseydim haksızlık etmiş olurdum galiba… Oryantasyon Haftası olmasaydı, bir Erasmus öğrencisi bunların üstesinden tek başına nasıl gelebilirdi? Ülkeye nasıl alışabilirdi? Bu kadar güzel ve eğlenceli dostlukları nasıl bulabilirdi?

Benim Erasmus Puzzle oyunumda en önemli parçalardan birisi Oryantasyon Haftası’dır. Zaten Oryantasyon Haftası’nı eksiksiz tamamlarsak Erasmus Puzzle Oyunu kendiliğinden tamamlanacak ama ben bu Erasmus Puzzle Oyunu’nu hiç tamamlamak istemiyorum.

Work and Travel Yapmak için 10 Harika Neden

Amerika’dan döner dönmez Work and Travel yapmak hakkında kısa bir bilgilendirme yapmak istedim. Work and Travel’ı ilk kez duyan ve Amerika’ya gitmekte kararsız kalan birçok kişiden biri sen olabilirsin. Bu yüzden bu programa neden katılman gerektiğini aşağıda anlattım.

1. Ana dili İngilizce olan insanlarla tanışıp dilini daha iyi geliştirme şansın var.

Amerika’da İngilizceni geliştirmek hiç zor olmayacak. Ana dili İngilizce olan birçok insanla tanışacak ve pratik yapmak için sürekli yeni bir fırsat bulacaksın. Bu yönden, Erasmus’tan daha avantajlı olduğu kesin! Çünkü Erasmus’ta herkes kendi aksanıyla kendi İngilizcesini geliştirmeye çalışıyor. B ile V harflerinin telaffuzlarını karıştıran İspanyollar ile her kelimeyi melodik bir şekilde seslendiren İtalyanlardansa, anadili İngilizce olanlardan en doğru telaffuzu/en uygun kelimeyi ve en uygun cümle kalıplarını öğrenmeyi kim istemez?

2. ABD aşırı ucuz ve sen de buraya para kazanmaya geliyorsun.

Amerika’da para kazanmaya başladıktan sonra sana da artık birçok şey daha ucuz gelecek. Türkiye’de yüksek fiyatlara mal olan birçok marka ürünü (telefon, laptop, kulaklık, kıyafet, ayakkabı vb) kolaylıkla satın alabilirsin. Zaten kendi alın terinle kazandığın parayla aldığın her şey çok değerli, çok sevilesi <3

3. Çılgın partiler seni bekliyor!

Kim parti sevmez ki, di mi ama? 🤪 Cankurtaran olarak geliyorsan her ay gerçekleşen cankurtaranlara özel partileri kaçırma! Amerikan ev partileri de bu açıdan en büyük eğlencelerinden biri olacak. Sabahları işe gitmek için kalkarken “Yeter ulan! Bir daha partiye gitmicem. Tek istediğim şöyle yayıla yayıla uzanmak!” desen de akşam kendini dans pistinde koparken bulman aşırı mümkün. Tecrübe konuşuyor 🙂

4. Evet belki de Amerika’ya istediğin zaman gelebilirsin.

Önünde niicee yıllar var gezip tozabileceğin belki de. Peki neden bunu henüz öğrenciyken aracı şirkete sırf burada “amelelik” yapmak için dolarlar ödeyerek yapasın ki? Çünkü hiçbir şey için endişelenmene gerek yok: Nasıl giderim, vizeyi alabilir miyim, nereye gitmeliyim, ucuza uçak bileti nasıl bulurum, ya hasta olursam veya bi kaza gelirse başıma (sağlık sigortası), kalacak yeri nasıl bulurum, gezmek için parayı nereden temin ederim, tek başıma nasıl yaparım… oyh! Sadece şirkete 2100$-2300$ ver toplamda ve bırak her şeyi senin yerine onlar düşünsün. Senin tüm yapacağın da yaz tatilinin tadını çıkarmak olsun 😎

5. Kısaca çalışma şartları ve hakların hakkında bilgi sahibi olup çalışırken edindiğin tecrübeler yanına kar kalacak.

Tüm birikimini kendi ülkenle kıyaslayıp bazı konularda farklılık yaratabilirsin. Mezun olmadan iş hayatını öğrenmiş olacaksın. İnan bana, WAT yaparken edindiğin tecrübeler sana başarılı bir iş hayatı için rehberlik edecek! Kendi ayaklarının üzerinde durmanın verdiği haklı gurur ise paha biçilemez!

6. Dünyanın öbür ucuna geliyorsun!

Her şey kelimenin tam anlamıyla farklı! İnsanlar, sistemler, gelenek görenekler, yazılı ve yazılı olmayan kurallar… Tam bir kültürel şok! Uzaylı gibi hissetmeyi bir daha nasıl tadacaksın? 🤪  Toplamda 19 ülke görmüş biri olarak söyleyebilirim ki; daha önce kendimi bir ülkede hiç bu kadar yabancı hissetmemiştim.

7. Gerçek özgürlüğü iliklerine kadar hissedeceksin!

En mükemmel his ♥️ Seni yargılayacak bir toplum ya da aile bireyleri olmadan nasıl bir kişiliğin var? İstediğini yapabildiğin, istediğin kişi olabildiğin ve kimsenin garip karşılamadığı “Peh! Sadece bir turist. Kendi ülkesinde bu davranış normal olmalı” diye tınlamadığı bir yer hayal et. Peki sen gerçekte kim olduğunu keşfetmeye hazır mısın?

8. Bir dünya meydan okuma seni bekliyor!

Kendi ayakların üzerinde durman lazım burada. Çamaşırlarını yıkayacak, yemeğini/ temizliğini yapacak kimse olmayacak. Sorumluluk alma zamanı! Üstesinden gelebilir misin? Ne kadar güçlüsün? Kimse kolay olacak demedi, değil mi? 🙃 Hadi sınırlarını keşfetme zamanı!

9. Bu programla Amerika’yı daha uzun süre gezebilirsin!

Amerika’yı keşfetmek için yeterli paran ve zamanın olacak. Ben Güney hariç (kasırga çıktı şansıma), Batı-Doğu ve Kuzeyi gezdim. Üzerine Meksika’ya bile gidebildim. Ne büyük şans!

10. Sonuncu ve en önemlisi; zamanla ailen gibi olacak ve sonsuza kadar sürecek muhteşem dostluklar kazanacaksın!

Tüm zorlukların üstesinden birlikte geldiğinizde kardeşten farkınız kalmayacak. Ev arkadaşları ve iş arkadaşlarınızdan ziyade çok fazla Amerikalıyla da iletişimde olacaksınız. Her zaman iletişimde kalacağınız bu dostluklar sürekli dil pratiği için de paha biçilemez!

Herkese en az kendiminki kadar mükemmel WATlar diliyorum!

Çok Daha Düşük Maliyete ABD’de Üniversite Okumak | Community College

Amerika’da üniversite okumak isteyenler için ekonomik bir alternatif olan Community College hakkında bilmeniz gerekenleri hazırladık.

1. Community College nedir?

Community College, Amerika’da üniversitelerin ilk 2 yılını çok daha uygun fiyatlara okuyabileceğiniz eğitim kurumlarıdır. Amerika genelinde 1167 Community College bulunurken toplamda 12.4 milyon öğrenciye hizmet vermektedirler. Amerikalı öğrencilerin %68’inin ilk aşamada tercih ettiği Community College sisteminin asıl amacı öğrencileri 4 yıllık üniversitelere transferini sağlamaktır. Community College eğitimini 2 yılda tamamlayan bir öğrenci transfer olduğu kurumda yalnızca kalan 2 yılını okuyarak 4 yıllık diploma alma hakkı elde eder.

2. Community College için kimler başvurabilir?

Birçok farklı ülkeden öğrencilerin bulunduğu bu okullara başvuru yapabilmek için lise mezunu olmak yeterlidir. Liseden mezun olmuş herhangi bir öğrenci başvuru dönemleri içerisinde Community College başvurusunda bulunabilir.

3. Community College fiyatları nedir?

Amerika’da ortalama bir üniversitenin fiyatı $10.000-$35.000 arasında değişirken Community College sisteminde bu $5.000-$9.500 arasında değişkenlik gösterir. Bu fiyatlarda 2 yıl eğitim almanın maliyeti Türkiye’de bir özel üniversiteden eğitim almakla hemen hemen aynıdır.

4. Community College’da ne eğitimi alınabilir?

Community College’lar üniversiteler gibi tüm alanlarda eğitim vermektedirler. İşletme, mühendislik, eczacılık, moda tasarımı gibi birçok bölümde eğitim alabilirsiniz. Henüz alanına karar vermemiş öğrenciler içinde büyük bir avantaj sağlayan Community College’larda ilk senenizde alan dersi almadan yani bölüm seçmeden eğitiminizi sürdürebilirsiniz.

5. Community College’da ne kadar süre okunmalı ve mezun olmak mümkün mü?

Community College’ların ortalama tamamlanma süresi 2 yıldır. 60 kredisini tamamlayan her öğrenci Community College’dan mezun olma veya 4 yıllık bir üniversiteye transfer olma hakkı elde eder. Amerika’nın yabancı öğrencilere uyguladığı yasa gereği her bir öğrenci dönem başına en az 12 kredi almakla yükümlüdür. Community College’da dönemde 15 kredi alarak eğitiminizi 2 sene içerisinde planlayabilirsiniz. Yazın ders alacak öğrencilerin maksimum alabileceği kredi sayısı 8’dir. Yazın da eğitim almak isteyen öğrenciler Community College serüvenini 1.5 yılda tamamlayabilirler.

6. Community College’lardan hangi üniversitelere transfer olunabilir?

MIT, UCLA, Stanford ve daha birçok üniversiteye sınavsız direkt geçiş imkanı sağlayan Community College’ların tercih edilmesindeki en büyük sebeplerden biri budur. Öğrenciler Türkiye’den direkt bu üniversitelere gitmek için girilmesi gereken sınavlar haricinde birçok aşamadan geçmektedirler. Her bir Community College ortalama 65-70 arası üniversite ile anlaşmalıdır. Bu üniversitelerden herhangi birine not ortalamanız 2.00 üzerinde olması durumunda geçiş yapabilirsiniz. Amerika’da hiç bir kurumdan 2.00 altında bir not ortalama ile mezun olamayacağınızı unutmayınız.

7. Üniversitede ne kadar daha eğitim alınacak?

Kalan 60 krediniz yani 2 yılınız üniversitede tamamlanacaktır. Bu eğitimin ardından son mezun olduğunuz kurumun 4 yıllık lisans diplomasını almaya hak kazanırsınız.

8. Community College kabul şartları nelerdir?

  • Lise diploması
  • İngilizce yeterlilik (TOEFL iBT: 45-61 / IELTS: 4,5-6,0)

Unutulmaması Gerekenler:

  • Community College’dan üniversiteye transfer olduktan sonra mezun olmanız durumunda 1 senelik OPT (Optional Practice Training) adı altında tam zamanlı bir çalışma iznine sahip olursunuz.
  • Community College okurken veya transfer olduktan sonra bölüm değiştirebilir ve başka bir alanda eğitim alabilirsiniz.
  • Community College eğitimi maliyetinizi %60 oranında düşürerek size maddi katkıda bulunduğu gibi eğitime başlama sürecinizi de kısaltır. Direkt bir üniversite eğitimi alacak öğrenciler TOEFL ve IELTS için yüksek skor alması gerekirken bu skorlar Community College için kolay erişilebilir puanlardır.
  • Üniversite eğitimini tamamladığınızda Amerika’nın en iyi üniversitelerinden 4 yıllık lisans diploması alırsınız.

Amerika’da Uber Yapmak Hakkında Bilmeniz Gereken 4 Şey

Amerika’da birçok iş fırsatının yanı sıra kendi işinizin patronu olmanız da bir o kadar kolaydır. Bunlardan en popüler olanları Uber ve Lyft (Rideshare) uygulamalarıdır.

Bildiğiniz üzere ülkemizde son zamanlarda Uber kendinden sıkça söz ettirmektedir. Bu uygulamaların çalışma prensibi son derece basit.

1. Uber nasıl çalışır?

  • Yolcu mobil telefonundan Uber uygulamasını açar.
  • Yolculuğun başlangıç ve bitiş noktalarını girer.
  • Yolculuk etmek istediği araç kategorisini belirler. Her araç kategorisinin kendine özel fiyatlarını seçmeden önce görebilir, bütçenize göre araç çağırabilirsiniz. Yolculuğunuzun ücreti; mesafe, süre, yoğunluk gibi etkenlere göre değişiklik gösterir. (Uber X, Uber XL, Uber Black, Uber Premium olarak sıralanır. Anlayacağınız üzere basit Sedan araçtan Lüks SUV araçlara doğru sıralanır.)
  • Yolcu seçimi onayladıktan sonra en yakin Uber şoförünün telefonuna bildirim gelir. Şoför yolculuğu kabul ettiği taktirde otomatik olarak haritalar uygulaması yolcunun adresini navigasyon eder ve yolculuk baslar.
  • Yolculuk bittikten sonra her iki tarafta birbirlerini 1 ile 5 yıldız arasında oylar. Sürücü 5 üzerinden 4.5 yıldızın altına düşmesi durumunda hesabı askıya alınabilir.

3. Nasıl Uber şoförü olunur?

Eyaletten eyalete istenilen belgelerde değişiklikler olabiliyor. Fakat hepsinde ortak olarak istenilen özellikler şunlardır;

  • Amerikan Ehliyeti
  • Social Security Number
  • 2005 veya yeni model 4 kapılı araç
  • 21 yaş ve üstü olmak
  • Sicil kaydından geçtiğiniz sürece Uber şoförü olup saatlik 15-25$ arası kazanç elde edebilirsiniz.

3. Uber’in avantajları nelerdir?

  • Çalışma saatleri esnektir.
  • Tatmin edici kazanç elde edersiniz.
  • Yüzlerce yeni yüz görmenizi ve yeni insanlar tanımanızı sağlar.
  • Yeni yerler görme fırsatınız olur.
  • Aracınızı temiz tutabilirsiniz.
  • Çalışırken istediğiniz müziği veya podcast dinleme şansınız olur.


4. Uber’in dezavantajları nelerdir?

  • Arabayı bir anlamda Uber uğruna feda edersiniz.
  • Uzun sureli araç kullanmak zorunda kalırsınız.
  • Kaza riski her zaman vardır.
  • Bazı insanların ne kadar salak olduğuna inanamayabilirsiniz.
  • Sarhoş insanlarla uğraşmak zorundasınız.
  • Çalışma arkadaşınız olmadığı için bazen canınız sıkılabilir.

Sözün özü eğer hali hazırda herhangi bir yerde çalışıyorsanız Uber size aracınızı çok fazla eskitmeden ekstra para kazanma şansı veriyor. Onun dışında tam zamanlı olarak da çalışabilirsiniz.

Amerika’da araç satın almak ucuz ve kolay olduğu için, Uber yapmak Work and Travel ile gelip Amerika’da kalan arkadaşların genel olarak tercih ettiği bir meslek dalıdır. Aklınıza takılan es geçtiğim bir nokta olursa profilimdeki sosyal medya hesaplarımdan bana ulaşabilirsiniz.

https://partners.uber.com/i/rdvcbjrds

Yukarıdaki linkten kayıt olup ilk ay bonus kazanabilirsiniz.