Work and Travel İngilizcemi Geliştirir mi?

Work and Travel programına katılım için en önemli kıstaslardan biri olan İngilizce dil bilgisi, öğrencilerin kafasında yer alan en büyük soru işaretlerinden biridir. Peki bu konuyla ilgili en çok merak ettiklerinizi birlikte ele alalım.

Work and Travel programına katılan bir öğrenci dilini geliştirir mi?

Bu sorunun cevabı kesinlikle evet! Fakat bu gelişimin sağlanabilmesi için öncelikli olarak katılımcı öğrencinin bir dil altyapısının olması gerekmektedir. Temel düzeyde bir İngilizce bilgisi maalesef bu program için yeterli olmayacaktır. Program kapsamında daha Amerika’ya gitmeden önce belli başlı mülakatlara gireceğiniz için hem danışman kurumlar hem de program sponsorları öğrencilerden minimum B1 (Intermediate) seviyede dil bilgisine sahip olmasını istemektedir ama bazı işler için bu seviye bile yeterli gelmemektedir.

Amerika’ya gittikten sonra dilimi nasıl geliştiririm?

Sonuçta gideceğiniz ülkenin anadili İngilizce olacağı için eğer içinize kapanık biri değilseniz ve sosyalleşme konusunda bir probleminiz yoksa çok rahat bir şekilde var olan İngilizce bilginizi pratiğe dökebilirsiniz.

Work and Travel programı kapsamında insan yoğunluğunun az olduğu yere bile gitseniz diliniz gelişecektir. Çünkü buralarda çalışacağınız yerdeki iş arkadaşlarınız, o yerlere gelen müşteriler ve daha birçok kişi ile her daim iletişim halinde olmak zorunda kalacaksınız. Bu durum da program süresi dahilinde dilinizde gözle görülür bir ilerlemeye yol açacaktır.

Yaptığım iş İngilizce geliştirmeme ne kadar katkı sağlar?

Work and Travel öğrencilerinin merak ettiği en önemli konulardan biri olan “yaptığım işte dilim gelişecek mi?” kısmında da yine mecburen İngilizce konuşmak zorundasınız. Bilinen en büyük yanlış bilgilerden biri de “Housekeeper olarak çalışan İngilizce konuşmaz, restoranlarda çalışanlar çok İngilizce konuşur” düşüncesidir. Sonuçta yapılan işler hizmet sektöründe olacağı için gelen müşterilerle, takım arkadaşlarınızla her daim İngilizce konuşmak durumundasınız.

Nasıl olsa mülakatları geçtim Amerika’ya gidince dilim gelişecek!

Her ne kadar işlerin mülakat zorluk derecesi farklı olsa da mülakatlarda sorulan sorular genelde benzerdir. Birçok öğrenci mülakatlara girmeden önce cevapları ezberleme gafletine düşmektedir ve Amerika’ya gitmeden önce İngilizce hazırlıklarını sekteye uğratmaktadır. Bu yapılan en büyük hatalardan biridir. Türkiye’de çok iyi İngilizce konuşan biri bile olsanız Amerika’ya gittiğinizde aslında dilinizin ne kadar yetersiz olduğunu göreceksiniz. Hatta ve hatta dilini geliştirmeyen öğrenciler iş yerlerine gittiklerinde sorunlar yaşayabilmektedir. Bu duruma düşmemek için oraya gidene kadar dil hazırlıklarınızı yeterince yaptığınızdan emin olun.

Dilimi geliştirmek için neler yapmalıyım?

Aslında dil geliştirmek için birçok yöntem olmasına rağmen bu kişisel olarak değişebilmektedir. Kimisi defter ve kitap açıp dil geliştirebilirken kimisi de dizi ve film izleme yoluyla bu gelişimi sağlamaktadır. Burada en önemli kriter size hangi yolun daha doğru olduğunu bulup ona göre hareket etmenizdir. Bu şekilde programınız başlayana kadar var olan dil bilginizi daha iyi seviyelere çekebilirsiniz.

Olmaz Demeyin, Yurtdışına Giderken Sağlık Sigortanızı İhmal Etmeyin!

Mezun olduktan hemen sonra yurtdışına gitme kararı aldım. Çeşitli değerlendirmeler sonucunda kararım Kanada/Vancouver’da 6 aylık dil okuluna gidip sonrasında da aklıma yatan bir college’da sertifika programına yazılmaktı. Başta her şey çok güzeldi bir sürü arkadaşım olmuştu, her gün bir yere gezmeye gidiyor, etkinliklere katılıyordum. Okulum harikaydı. Gideli 7 hafta olmuştu. Jetlag’ı atlatmış ve ortama baya bir uyum sağlamıştım. Sonra bir pazar günü 2 Fransız, 1 Koreli, 1 İspanyol ve bir de ben buz patenine gitme kararı aldık. Malum Kanada’dayız!!!

Arkadaşlarla sözleştiğimiz saatte buluşup puz pistine gittik.

Ayakkabılarımızı giyip piste indikten yaklaşık 15 dakika sonra aniden düştüm ve sonra bir daha kalkamadım. Görevliler beni dışarı çıkardıktan sonra alanda yer alan biri, o meşhur 911’i aradı. Yaklaşık 2 dakikada gelen ambulansla kendimi St. Paul Hastahanesi’nin acilinde buldum. Her şey o kadar hızlı gelişiyordu ki başta anlayamadım. Şaka sandım, ciddiye bile almadım küçük bir ezilme burkulma diye düşündüm. Ta ki, ambulans şoförüm elini 2 işareti yapmış bana doğru gelip 2 kemiğin birden kırılmış, durum vahim dedikten sonra kısa çaplı şokun ardından kendimi doktorumun ameliyatı salı günü mü yoksa çarşamba günü mü vereyim ikna çabalarıyla boğuşurken buldum.

Olmaz demeyin! Sağlık sigortanızı gitmeden yaptırın.

Evet yanlış duymadınız, evimden 10bin km uzakta dünyanın gerçek anlamda öbür ucunda, yalnız başına hastahane de doktorun ameliyat günü verme çabasıyla buldum kendimi. Gitmeden önce dil okulunun anlaşmalı olduğu sigorta şirketinden sigorta yaptırmıştım. Ancak neyi kapsayıp neyi kapamadığını bilmiyordum. Çünkü sözleşmesini bile okumamıştım. Sigortayı danışmanımın ısrarı üstüne yaptırmıştım, bende herkes gibi ne olacak ki düşüncesindeydim. İyi ki yaptırmışım !!

Akabinde doktorlara ailem olmadan ameliyat olmak istemediğimi ve sağlık sigortamın neyi kapsayıp kapsamadığını söyledim. Onlarda aileme hemencecik haber vermem gerektiğini, ayağımın ameliyatsız düzelemeyeceğini söylediler. Ayağım geçici alçıya alınmış, çeşitli ilaçlar verilmişti. Tabi ki işlemler için para vermedim o anda ama sizin bilgileriniz alınıyor hastahanede sonradan geliyor bütün faturalar eve, kullandığınız ambulans dahil !

Homestay’im beni hastahaneden aldı eve götürdü.

Ta daaaaaaaa; ailemi arama vakti gelmişti. Aradım ve durumu yavaş sakin ses tonuyla anlatsam da küçük çaplı krizler oldu, ailem çıldırdı. Sonrasında da Türkiye’ye dönme kararı aldım. Çünkü ailemin gelmesi, vize alma, hazırlık vs. süreçleri çok uzun zaman alacaktı. Ama benim bir an önce ameliyat olmam gerekiyordu. Benim dönmem daha kısa zaman alacağı için alel acele arkadaşlarım bavullarımı toparladı. Ancak 3 gün sonrasına bilet bulabildik tabi. Çarşamba oradan yola çıktım, Perşembe günü Türkiye’deydim. Havalimanında gözü yaşlı bir anne ve baba vardı beni bekleyen. Ee şimdi kırık ayakla nasıl geldin o kadar yolu normal insan dayanamıyor sen nasıl dayandın dediğinizi duyar gibiyim: görevlilerle konuştum zaten havalimanlarında özel servisler var size bebek gibi bakıyorlar kimse uçağa alınmadan siz biniyorsunuz, tamam dedikten sonra diğer yolcular alınmaya başlanıyor ve en son siz iniyorsunuz kimse size çarpıp düşürmesin canınızı yakmasın diye. Birde kabin ekibinin insiyatifiyle business class’dan bir yolcunun bileti ile benim economy class biletim değiştirildi. Yani uçuş sırasında yata yata geldim.

Türkiye’de 3 tane ameliyat oldum; ayağımın içine 12tane platin takıldı.

Yani Kanadalı doktorum haklıymış, ameliyatsız bu ayak sadece alçı ile düzelmeyecekmiş. Tabi ben bu süreçte Türkiye’deyken oradaki evime hastahane faturalarım gitmiş. Ambulans, alçıya alma işlem ücreti, takılan serumlar vs. derken bana yaklaşık 3bin dolarlık bir fatura gelmişti. Normal şartlar altında ambulans ücreti özel sigortalar tarafından karşılanmıyormuş. Ama ben hastahaneye kendi başıma gidebilecek durumda olmadığımdan ötürü sigorta benimkini kapsama içine dahil etti. Yani ayağım değil de kolum kırılsaydı ve ben ambulans çağırsaydım 960 dolarlık ambulans parasını kendi cebimden ödemek zorunda kalacaktım. O yüzden siz, siz olun ambulans çağırmayın tabi eğer sizin kendi başınıza gitmenize engel bir durum yoksa.

Diğer faturaların ödeme işlemleri de normalde şu şekilde yapılıyor:

siz gidip o faturaları ödüyorsunuz sonrasında bu ödenen faturaları sigorta şirketine beyan edip onlardan talep ediyorsunuz ödediğiniz ücreti. Ancak ben orada öğrenci olduğumu ve yanımda o kadar para olmadığını ve ödeyemeyeceğimi söyledim. Ve faturaları onlara direk gönderip ödemelerini rica ettim. Sigorta şirketindeki bayan çok tatlı olduğu için kabul etti ve benim cebimden 1kuruş dahi çıkmadı. Ancak bana bu iyiliği yapmalarının sebebi orada ameliyat olmak yerine kendi ülkemi seçmekte olabilir tabi. Sonuçta ameliyat ücretinin yaklaşık 20bin dolar tutacağı fatura yerine 3bin dolarla işi bitirmişlerdi(tabi bu Türk kafası da olabilirJ) orada yaşayanlardan öğrendiğim kadarıyla da eğer o faturalar ödenmeseydi de bana doğrudan bir şey olmayacağıydı. Ödenmeyen faturaların bir devlet kurumunda arşivlendiği, ilerde Kanada’ya giriş çıkışım konusunda bazı sorunlar yaratabileceğiydi. Ama onlara yabancı olduğumu ve prosedürleri bilmediğimi söylediğimde bir şekilde çözüme kavuşacağını söylediler.

Kimsenin önemsemediği şey: Sağlık Sigortası !

Sizlere tavsiyem şudur ki: kesinlikle ama kesinlikle o sigortayı yaptırın gittiğiniz yer neresi olursa olsun !!!!!!  Özellikle de okulunuzun antlaşması olan veya olmayan yabancı bir sigorta şirketine yaptırmanız. Belki daha fazla ödüyorsunuz ama daha emniyetli oluyor buna emin olun. Yani eninde sonunda size yardımcı oluyor ve insiyatif alıyorlar. Tabi, Türkiye’de de birçok sigorta şirketi var. Ancak kapsamlarını içeriklerini bilmediğim için bu konuda fikrim yok. Ama ne olursa olsun yaptırın, yaptırın, yaptırın !!!

Amerika’da Öğrenci Vizesine Geçiş Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey

Merhaba arkadaşlar, bu yazımda Work and Travel veya turist vizesiyle Amerika’yı ziyaret etmek isteyen arkadaşların vizelerini öğrenci statüsüne nasıl çevirebileceğinden bahsedeceğim.

Kısaca Work and Travel vizesinden bahsedelim. Work and Travel, yaz döneminde Amerika’da hem çalışıp hem seyahat etme imkanı tanıyan, dünyanın en gelişmiş ve en popüler “Uluslararası Kültürel Değişim” programıdır. Bu programa katılabilmek için en önemli şart üniversite öğrencisi olmak, orta derecede İngilizce bilmektir.

Work and Travel programında çalışma süresi minimum 12 haftatır, katılımcılara program sonunda programın “Travel” kısmı için 1 ay daha Amerika’da kalma hakkı verilir.

Turist vizesi ise; Amerika Birleşik Devletleri’ne geçici olarak iş, zevk, turistik veya tıbbi tedavi amaçlı giriş yapmak isteyenler için ayrılmıştır.

Bu iki vize türünden herhangi biri ile Amerika’ya giriş yapmış kişiler vizelerinin tarihi geçmediği sürece Amerika Birleşik Devleti sınırları içerisinde statü değiştirerek dil okuluna, üniversiteye veya master programlarına katılabilmektedir.

Statü Değişikliği Adımları

* Statü değişikliğine başvurabilmek için ilk olarak akreditasyonu olan bir dil okuluna veya üniversiteye kayıt olarak I-20 formunu alıyorsun. (Amerika’daki akreditasyonu olan okullara buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

* Yeni gelen sistemde Amerika devleti senin ABD topraklarında vizesiz kalmanı istemediği için F-1 başvurunu yaparken aynı zamanda, B2 Turist vizesi için de başvuru yapmanı istiyor.

* Bu iki vize başvurusu için ayrı ayrı başvuru formu olan I-539 formunu doldurup USCIS’e gönderiyorsun. Ayrıca son güncelleme ile parmak izi zorunluluğu da getirildi. Parmak izi ücretini de başvuru ücretiyle beraber gönderiyorsun. Formu çok dikkatli bir şekilde doldurmanız surecin sonunda Onay almanız ile doğru orantılıdır. Linkten formun boş haline ulaşabilirsiniz.

* Formu gönderdikten sonra onay gelmesinin beklemeye geçiyorsunuz. Gecen senelerde 9-12 ay içerisinde açıklanan dosyalar son zamanlarda 3-5 ay içerisinde onaylanmaya başladı.

* Bu sure zarfında F-1 başvurunuz onaylanana kadar Amerika sınırları içerisinde yasal bir şekilde yaşıyor, okula gitmiyor ve ücret ödemiyorsunuz.

* Vize onayınız elinize ulaştıktan sonra 30 gün içerisinde vizenizin iptal olmaması için okulda derslere girmeye başlamış olmanız gerekmektedir.

* Size gelen vize okula ne kadar kayıt olduysanız o kadarlık veriliyor. Fakat okula devam ettiğiniz sürece statünüz otomatik olarak uzayacaktır. Vizesini F-1 a çevirip dil okulu sonra üniversite sonra Master yaparak green karta kadar giden arkadaşım var. Vizeniz onaylandıktan sonra istediğiniz zaman farklı bir okula, üniversiteye hatta master programına transfer olabilirsiniz.

  • Maliyet

I-539 Başvuru Formu            $370

Parmak İzi Ücreti                   $85

SEVIS Kayıt Ücreti                $350

Okul Kayıt Ücreti                   $100

  • Başvuru Adresi

Evet, son adım olarak başvuru formunu ve diğer tüm evraklarımızı bir dosya haline getirip Göçmenlik ofisine göndereceğiz. Aşağıda kullanacağınız posta şirketine göre dosyanızı göndermeniz gereken adresleri bulabilirsiniz.

  • U.S. Postal Service (USPS) için;

USCIS

P.O. Box 660166

Dallas, TX 75266

  • FedEx, UPS, and DHL Posta şirketleri için ise;

USCIS

ATTN: I-539

2501 S. State Highway 121 Business

Suite 400

Lewisville, TX 75067

Amerika Dil Okulları

Amerika dil okullarını English as a Second Language (ESL) olarak Google’da aratarak bulabileceğiniz, genelde fiyatları aylık $400 dan başlayıp $1500’a kadar çıkabilen öğretim merkezleridir. En bilindik ve pahalı dil okullarının başında EF ve Kaplan dil okulları geliyor. Dil okullarında yabancı dil becerilerinizi geliştirebilir, dünyanın dört bir yanından farklı kültürden arkadaş edinme fırsatı yakalayabilirsiniz.

Amerika dil okulları hakkında bilgiler zaten Amerika’da Dil Eğitimi Rehberi içeriğinde detaylı bir şekilde mevcut. Bu yüzden konuyu çok dağıtmadan Amerika üniversiteleri ile devam edelim.

Üniversiteler

Amerika’da üniversiteler ikiye ayrılıyor.

1. Community College

Community College’lar Amerika’nın her county(ilçe)’de bulunan 2 yıllık üniversitelerdir. Hangi bölümü okumak istediğinize siz karar verirsiniz. YGS LYS gibi sınav zorunluluğu yoktur.

2 yıl sonunda istenilirse 4 yıllık üniversiteye transfer alarak 3. sınıftan devam edebilirsiniz.

Ayrıca, Community Collegelar’ın fiyatları 4 yıllık üniversitelere göre oldukça uygundur. Bu yüzden Amerika’da eğitim ücretlerini kendi karşılayanlar çoğunlukla bu okulları tercih etmektedir.

Community Collegelarda okurken Cirrucular Practical Training (CPT) yani 20 saatlik çalışma iznine sahip olursunuz. Daha detaylı bilgiyi aşağıdaki linkten bulabilirsiniz.

–    https://studyinthestates.dhs.gov/sevis-help-hub/student-records/fm-student-employment/f-1-curricular-practical-training-cpt

Buna ek olarak, mezun olduktan sonra ise Optional Practical Training (OPT) yapma şansına sahip oluyorsunuz. OPT size 1 yıllık okuduğunuz alanda çalışma izni veriyor.

–    https://studyinthestates.dhs.gov/sevis-help-hub/student-records/fm-student-employment/f-1-optional-practical-training-opt

2. Üniversite

Amerika’da undergraduate degree olarak adlandırılan Türkiye’de iste 4 yıllık üniversitelere karşılık gelen okullardır.

Genellikle özel ve pahalı okullardır. Amerika’da üniversite okumak genel olarak pahalı olduğu için ya çok çalışkan burs kazanmış ya da zengin ailelerin çocuklarının tercih ettiği okullardır.

Bu okullarda STEM yani (Science, Technology, Engineering and Mathematics) bölümlerinden herhangi birinden mezun olduğunuz taktirde 1+2 yıl OPT yapma hakkına sahip olursunuz. 3 Yıllık çalışma izniniz boyunca çalıştığınız firma sizinle devam etmek isterse sponsor olarak Yeşil Kart (Green Card) başvurunuzu yapabiliyor.

Ülkeye giriş çıkış izni

Bu işlemler sizin Amerika sınırları içerisinde yasal olarak eğitim görmenizi sağlar fakat pasaportunuza herhangi bir vize mührü basılmaz. Çünkü Amerika sınırları içerisinde Amerikan konsolosluğu yoktur. Bu yüzden ülkeden çıkarsanız geri dönmek için konsolosluktan F-1 vize başvurusunda bulunmanız gerekmektedir. (Kanada, Meksika ve belirli ada ülkelerine 30 günden fazla olmamak kaydıyla giriş çıkış yapabilirsiniz.)

Kısaca, Amerika’da vize değişim sürecinden ve başvurabileceğiniz eğitim kurumlarından bahsetmek istedim. Ayrıca, aklınıza takılan anlamadığınız noktaları sormak için mahmut.gemici@icloud.com email adresinden bana ulaşabilirsiniz.

Okuduğunuz için teşekkürler. Sevgiyle kalın!

Yurtdışında Staj İmkanı Bulabileceğiniz 10 Web Sitesi

Öğrenciler için yurtdışı staj bulabilecekleri siteleri derledik. Çok çeşitli alanlarda staj ve iş imkanları sunan faydalı sitelerden biri de size göre olabilir.

Internqueen.com

Yurtdışında staj yapmak isteyen bu programlardan yararlanmak isteyecek öğrencilerin başvuracağı dünyanın en iyi sitelerinden biridir. Amerika’da oldukça faal olan bu site Los Angeles, New York gibi şehirlerde tasarım, işletme finans alanlarında öğrencilerin staj yapmaları için imkan yaratır. Bu sitede, stajlar hakkında bilgi veren blog yazıları, online staj fırsatları, uzman tarafından hazırlanan özgeçmiş hazırlama ile ilgili alanlar mevcuttur.

Looksharp.com

Amerika Birleşik Devletleri’ne ait çoğu ilan bu sitede yayınlanmaktadır. İlan sayısı 50.000’leri geçen Looksharp sitesinde hazırlanmış özgeçmiş taslakları, motivasyon mektubu ve şehir bazı alınarak başvuru ilanları arama kolaylığı bulunmaktadır.

Coolworks.com

Bu sitede genellikle Kanada ve Amerika’da bulunmakta olan ilanlar yer alır. Yurtdışında staj yapmak isteyen insanların yaz sezonunda değerlendirebileceği önemli bir fırsat sunan bu siteye ziyarette bulunabilirsiniz.

Hercampus.com

Üniversitede öğrenci olan kadınlara yönelik blog yazılarının ve daha çok staj ilanının ağırlıkta olduğu bu site kadınlara yönelik bir sitedir. Staj arama ve başvuru sitesidir.

Collegelifestyles.org

Üniversite öğrencilerine hizmet sunan bu sitenin geniş bir yelpazesi vardır. Öğrenciler bu siteyi ziyaret ederek bir sürü iş ilanı ve iş başvurusu seçeneklerini kariyer planı yaparken değerlendirebilirler.

Levo.com

Genç profesyonellerin hizmet alacağı bu site tam aradıkları bir sitedir. Levo’da staj ilanlarından faydalanıp kariyer ile ilgili makaleleri bulabileceklerinden emin olabilirler. Ayrıca birçok profesyonel şirketin ilanını bu sitede bulup iletişime geçebilirsiniz.

Goabroad.com

Yurtdışında staj ve işe girmeyle ilgili planlarınız varsa bu site başvurabileceğiniz harika bir kaynak olacak. Düşünüyorsanız yurtdışında eğitim bölümleri için de faydalanabileceğiniz bu site aradığınız kaynak olacaktır.

Careersushi.com

Dünyadaki en genç beyinlerin en profesyonel iş adamlarıyla buluşturulmasını slogan yapan bu sitenin içerisinde staj ilanları ve iş ilanlarına ulaşabilirsiniz.

Aftercollege.com

Hayallerinizi süsleyen yurtdışında eğitim ve staj programları için oldukça ilanı bulunan site tam aradığınız site olabilir. Bilişim bilgi teknolojileri ve yazılım programlarıyla yoğunlukta olan sitede yüzbinlerce ilan bulunmaktadır.

Internships.com

Kendi özelliklerinize uygun staj programlarından yararlanmak istiyorsanız bu siteye başvurabilirsiniz. Bünyesinde 124.000 staj ilanını güncel olarak paylaşmaktadır.

Amerika’da Ehliyet Almanın Önemi ve Aşamaları

Amerika’ya gelmeden önce birçok kişi gibi benimde aklıma gelen ilk sorular “Acaba Amerika’da Türk ehliyeti ile araba kullanabilir miyim? veya Amerika’da araba kiralayabilir miyim? Hatta araba satın alabilir miyim?” olmuştu.

– EVET. Hepsini yapabilirsiniz.

Türkiye ehliyetinin Amerika’da hangi eyalette olduğunuza göre 3- 6 ay arasında geçerliliği vardır. Genel olarak 6 ay boyunca sorunsuz kullanabilir, araba kiralayabilirsiniz. Fakat eyaletlerin kurallarını araştırmanızda fayda var. Çünkü ehliyetiniz geçersiz olduğu an araba kullanırken ceza yiyebilirsiniz. Ama her ne kadar Türk ehliyeti 6 ay geçerli olsa da benim herkese tavsiyem ehliyetinizi ilk ay içinde mutlaka almanız olacaktır. Çünkü bazı eyaletler vizesi 60 gün ve daha az süre kalan kişilere ehliyet vermiyor maalesef.

Not : Merak etmeyin ehliyet almak için Türkiye’deki gibi astronomik ücretler ödemiyorsunuz. Eyaletten eyalete değişmekle birlikte New Jersey eyaletinde sadece $10 sınav ücreti var.

Amerikan ehliyeti nasıl alınır?

Öncelikle bulunduğunuz eyaletin şartlarına buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Amerika’da ehliyet almak için gerekli evraklarınızla beraber en yakın Department of Motor Vehicles ofisine veya yaşadığınız eyaletin motorlu taşıtlar merkezine giderek ehliyet başvurusunda bulunabilirsiniz. Eğer evraklarınız da eksik yok ise fotoğrafınızı çektikten sonra yazılı veya bilgisayar ortamında gerçekleşen 30-50 sorudan oluşan sınava girmeniz için permit kağıdı verecekler. Bazı eyaletlerde sınava başvurduğunuz gün yazılı sınava girebilirken, bazı eyaletlerde yazılı sınava 1-2 gün sonra girebilirsiniz. Sınava daha önceden çalışmak bu bağlamda çok önemli, yoksa 2. defa girmek zorunda kalabilirsiniz.

Eğer direksiyon sınavına da girmek zorundaysanız öncelikle yazılı sınavı geçmek zorundasınız. Yazılı sınavı geçtikten sonra size direksiyon sınavı için randevu verilecektir. Direksiyon sınavında sizden araçla ilgili temel bilgilerinizi uygulamanız ve trafik kurallarına uymanız beklenecektir. Ayrıca aracınızı uygun bir şekilde 3 ayrı pozisyondan park etmeniz beklenecek, hız ihlali, sinyal vermemek gibi kural ihlali yapmanız halinde sınavınız geçersiz sayılacaktır. Üzülmeyin bu sınavdan kalırsanız tekrar girme şansınız vardır. Geçtiğiniz takdirde ehliyetinizi almaya hak kazanacaksınız. Bazı eyaletlerde hemen aynı gün ehliyet basılırken bazılarında ise adresinize posta ile gönderilmektedir.

Amerikan ehliyeti için gerekli belgeler

  • Pasaport
  • J-1 iseniz DS 2019 / F-1 iseniz I-20 formu
  • I-94 Formu
  • Sosyal Güvenlik Numarası (SSN)
  • Adresinizi gösteren herhangi bir belge (banka ekstresi, fatura)

Amerikan ehliyetinin faydaları

  • Eğer araba satın alırsanız sigortası daha ucuza gelir.
  • Araba kiralarken ucuz fiyata kiralarsınız.
  • Amerika’nın her yerinde ID olarak kullanabilirsiniz. Pasaport taşımanıza gerek kalmaz.
  • Amerika’da öğrenci vizesine geçmek için vize değişikliğine başvurursanız, vizeniz onaylanana kadar geçen sürede ehliyete ihtiyacınız olacak ve geçerli bir vizeniz olmadığı için bazı eyaletler haricinde ehliyet almanız mümkün olmayacaktır. Öğrenci vizesine nasıl geçildiğini merak edenler buraya tıklayarak ilgili makaleyi okuyabilirler.
  • Türkiye’ye döndüğünüz zaman hatıra olarak saklayabilirsiniz. Hatta polis durdurduğunda Amerikan ehliyetinizi gösterebilirsiniz belki ceza yazamazlar 🙂
  • En önemlisi ise ehliyetiniz olursa Amerika’da uber, lyft ve benzeri işleri yapabilirsiniz. Bu konuda bilgi almak için Amerika’da UBER & LYFT nasıl yapılır? makalemi okuyabilirsiniz.

Umarım bu bilgiler faydalı olur. Bana sorularınızı aşağıdaki sosyal medya hesaplarımdan sorabilir, yazmamı istediğiniz konuları iletebilirsiniz. Şimdiden hepinize güvenli ve iyi sürüşler!

Hangi Work and Travel İşleri Sana Göre?

Amerika’ya gitmek için kayıt yaptıran Work and Travel öğrencileri yoğun bir süreçten geçiyor. Tabi ki bu süreç iş seçme süreci..

Bu süreç biraz zorlu, stresli ve bir o kadar da eğlenceli bir süreçtir. Amerika’ya gittiğinizde hepiniz çalışma ortamının çok güzel olmasını, çalışırken aynı zamanda eğlenceli vakit geçirmek hepinizin en büyük isteği.

Work and Travel’a kayıt yaptıran ve iş listeleri hakkında yeterli bilgiye sahip olmayan sizlerin aklındaki ”Work and Travel’da ne tür bir iş seçmem gerekiyor? Tercihlerim ne olmalı?” şeklindeki sorularınıza yanıt olabileceğini düşündüğüm iş önerilerini hazırladım.

İngilizce seviyelerine göre Work and Travel işleri

İlk olarak şunu belirtmem gerekiyor, Work and Travel işleri seçerken malum herkes İngilizce seviyesine göre seçim yapması gerekiyor. Intermediate seviyesindeki bir öğrenci garsonluk, kasiyerlik işlerinde çalışamıyor. Onun için İngilizce seviyenize göre size iş önerisinde bulunacağım. Hazırsanız başlayalım.

1. Intermediate seviyedekilere iş önerileri

Intermediate seviyesinde iseniz seçebileceğiniz işler arasında ilk olarak housekeeping var. Neden mi? Anlatayım..

İlk olarak, seçtiğiniz işin merkezi bir yerde olmasına özen gösterin. Bunu ne iş olursa olsun, ne seçerseniz seçin merkezi bir yerde olması iş seçiminde en önemli faktördür, hatta hiçbir şeye bakmadan ilk konumuna bakın ve lütfen ondan sonra işi değerlendirmeye alın.

İkincisi, eğer ki housekeeping olursanız işten en geç çıkma saatini 5’tir. Bütün işler arasında hoousekeeping’in çalışma saati en net olan iştir. Çünkü otellere müşteriler öğleden sonra 3-4-5(değişiklik gösterebilir) gibi alındığı için mecburen sizin işinizin en geç bu saatlere kadar bitmesi gerekiyor. E peki bu ne gibi avantaj sağlıyor? Şöyle ki etrafınızda ek iş yapacak çalışma alanları var ise yani merkezi bir yerde iseniz akşam için ikinci işi çok rahat bulabilirsiniz. Zaten restoranların en çok elemana ihtiyaç duyduğu saatlerde siz işten çıkıyorsunuz. Bundan daha büyük avantaj ne olabilir ki! Üstelik siz diliniz iyi olmadığı için housekeeping seçiyorsunuz ve bunu mükemmel bir şekilde avantaja dönüştürüp hem dilinizi geliştirmek için hem daha iyi para kazanmak için güzel bir fırsat sizin için.

2. Upper-Intermediate seviyedekilere iş önerileri

Upper-Intermediate seviyesinde iseniz böyle turistik bir adada bisiklet veya bot kiralama işi seçebilirsiniz. Hem olan İngilizcenizi bu işlerde çok daha üst seviyeye çekebilirsiniz hem de çalışırken daha çok mutlu çalışırsınız. Çünkü Amerikalılar konuşmayı gerçekten seviyorlar ve sıkılacağınızı hiç düşünmüyorum. Diğer yandan lunapark çalışanı olabilirsiniz. Kızlar için cankurtaranlık işini öneririm gerçekten yorulmuyorsunuz, yoruldum ben diyen de çok yüzmüştür. Sadece cankurtaranlıkta 1 hafta bir eğitim süreniz oluyor. Ben bu 1 haftanın çok kayıp olduğunu düşünmüyorum. Yine tekrarlıyorum, merkezi bir yerde iseniz ikinci işi kesinlikle arayın gittiğiniz gibi. Yaklaşık 4 ayınız var arkadaşlar, ne kadar dolu geçirebilirseniz o kadar iyi.

3. Advanced seviyedekilere iş önerileri

Advanced seviyesinde iseniz zaten önerebileceğim tek iş garsonluk. Özellikle akşamları alacağınız tipler sizi fazlasıyla mutlu edecektir.

Umarım mükemmel bir yaz geçirirsiniz. Görüşmek üzere!

Work and Travel’ın Gizli Cenneti : Cape Cod

Bu sene Work and Travel yapmaya karar verdiniz, belki de gideceğiniz eyaletleri çoktan araştırmaya başladınız, bir yandan da diyorsunuz ki “Şöyle uzaklara gideyim, bir Amerikan sahil kasabasına. Her sabah gözlerimi masmavi okyanusa açayım. Ayak basılmamış sahillerde kamp ateşi yakıp, dünyanın en güzel gün batımını seyredeyim. E gitmişken biraz da para kazayım…  ”

O zaman gelin sizleri, haritadan bakıldığında bükülmüş bir kolu andıran, boş zamanlarınızda balina izleme turlarına katılabileceğiniz kadar ilginç, rahmetli başkan John F. Kennedy’nin bile hayranı olduğu yarımada Cape Cod’a götüreyim.

Nerede bu Cape Cod ?

Cape Cod, Massachusetts eyaletinin (Boston’ın olduğu eyalet olarak da bilinir) doğu kısmında yer alan, Atlantik Okyanusu’na açılan bir yarımadadır. Ana kara ile bağlantısını 2 köprü ile sağlar. Güneyinde komşu olduğu 2 muhteşem ada nedeniyle literatürde “Cape Cod and Islands” olarak da geçer. İngilizlerin ilk ayak bastığı ve yerleştiği yerlerdir buralar. Çoğunlukla müstakil İngiliz evlerinden oluşan kasabalar sizleri adeta bir masalda gibi hissettirir.

Ben ise 2 sene Cape Cod’ın en ucunda bulunan Provincetown’da çalıştım. Hyannis ile birlikte en hareketli 2 town’u diyebiliriz bölgede. Bunun dışında irili ufaklı pek çok kasabası vardır. Ama buralar maalesef pek hareketli değildir. Genel olarak yaşlı kesim bölge halkını oluşturur ve off-season’da yani sonbahar, kış mevsimlerinde pek ziyaretçi almaz. Ama Mayıs ayından itibaren adeta bir turist akımı başlar ve özellikle zengin kesim bölgeyi ziyaret eder. Bu nedenledir ki konaklama fiyatları oldukça pahalıdır ve bulması biraz zor olabilir.

Neden Cape Cod’ta Work and Travel ?

Work and Travel camiasında herkesin bildiği bir tabir vardır : Size 1000 hikaye anlatırlar, 1001’inciyi yaşarsınız Work and Travel’da. “Ama emin olun en kötü tecrübeleriniz bile unutulmayacak, özlenecek birer hatıra olacak kalacaktır. Ben biraz şanslıydım ve çok güzel 2 sezon geçirdim. Şimdi Cape Cod’ın avantajlarına bir bakalım :

  • Öncelikle Cape Cod, Massachusetts eyaletinde olduğundan asgari ücret saatlik 12 dolardır. Bu miktar çoğu eyaletten fazladır. Haftada 40 saatten sonraki her saatte 1.5 katı maaş yani overtime alırsanız bu sizi gayet mutlu eder. Unutmayın bu sadece asgari ücret 🙂
  • Daha sonra, bölgede özellikle hareketli kasabalarda, eğer erken gelirseniz ikinci iş bulma şansınız oldukça yüksektir. Bulduğunuz ikinci iş, ilk işinize göre hem maddi hem de sosyal olarak sizi çok mutlu edecektir. Özellikle garsonluk, busserlik, dondurmacı gibi işlerde gayet yüksek miktarda bahşiş alırsınız. Zengin halk bahşiş vermekten hiç çekinmez 🙂
  • New York ve Boston’a birkaç saat içinde ulaşabilirsiniz. Benim burayı seçmemdeki en önemli etken bu olmuştu. Çalışırken boş zamanlarınızda otobüse atlayıp bir New York yapabilir, daha Work kısmında Travel’iniz doğu tarafını gezebilirsiniz.
  • Özellikle benim calıştığım Stop and Shop marketleri ve bazı birkaç işverenler size konaklama sağlıyor. Ve bunlar birkaç kasabada ve adalarda 25-30 gibi komik rakamlarda. Eğer böyle bir iş bulursanız çok iyi para biriktirirsiniz. Çünkü Cape Cod’da konaklamalar genelde haftalık 125 dolardan başlıyor.
  • Son olarak göreceli bir avantaj olarak düşünülse de etrafta aşırı bir Türk kalabalığı yoktur. Yani bir Wisconsin Dells değildir. Genelde başta Bulgaristan olmak üzere çoğu öğrenci Balkanlar’dan ve Rusya’dan gelir. Bu sayede çok Türkçe konuşmaz ve İngilizcenizi geliştirirsiniz.

Umarım bu bilgiler sizin için faydalı olur. Şimdiden hepinize harika bir yaz dilerim!

İrlanda’da Work & Study Hakkında Bilmeniz Gerekenler

İrlanda’dan herkese selamlar! İrlanda’nın son zamanlarda İngilizce eğitim için tercih edilmesinin en önemli sebeplerinden birisi de dil eğitimi alırken aynı zamanda çalışabiliyor olmanız. Bu yazımızda İrlanda’da Work & Study programı hakkında bir şeyler paylaşmak istiyorum.

İrlanda’da dil eğitimi almanın avantajları neler?

İrlanda dil okulu son yıllarda çok fazla tercih edilmeye başlanmasına rağmen hala ana dili İngilizce olan ülkeler baz alındığında Türk sayısının en az olduğu ülkelerin başında İrlanda geliyor diyebiliriz. İngiltere, Amerika gibi ülkelerde dil okuluna gelen öğrencilerin çalışma hakkı olmaması; İrlanda dil okulu bu ülkeler karşısında ön plana çıkarıyor diyebiliriz.

İrlanda dil okulu fiyatları ise diğer ülkelere göre kısmen daha uygun diyebiliriz ancak kalite anlamında İrlanda dil okulu da çok üst seviyededir.

İrlanda’da Work & Study yapmanız için gerekenler neler?

25 hafta ve üzeri ILEP’e kayıtlı bir dil okuluna, haftalık minimum 15 saatlik bir İngilizce dil eğitimi programına kayıt olmanız durumunda bu hakka otomatik olarak sahip oluyorsunuz. 25 haftalık dil okulları fiyatları 2200€ ile 5000€ arasında değişmektedir. Türkiye’deyken minimum 25 haftalık dil okulunuzu ve konaklamanızı ayarladıktan sonra, uzun dönemli öğrenci vizesine başvuruyorsunuz. Vize süreci yoğunluğa göre değişiklik göstermesine rağmen ortalama 2-4 hafta sürmektedir.

İrlanda dünyada en yüksek maaş veren ülkelerden biridir.

Her şeyden önce size önemli bir bilgi vermek isterim; İrlanda saatlik asgari ücret olarak dünyada en yüksek maaşı veren ülkelerden birisi. 2019 yılı için İrlanda’da saatlik asgari ücret 9.80€. İrlanda’da 25 hafta dil eğitimi programına dahil olmanız durumunda yarı zamanlı çalışma hakkına otomatik olarak sahip oluyorsunuz. Haftalık 20 saat çalışma hakkınız olduğundan yola çıkarak hesapladığımızda, aylık ortalama olarak 800€ kazanabilirsiniz. İş veren izin verdiği sürece 20 saatin üstüne çıkma veya saatlik asgari ücrette artış olması durumlarını da dikkate alarak ne kadar kazanabileceğinizi hesaplayabilirsiniz.

İrlanda’da çalışma izni ve vize prosedürü

Uzun dönem öğrenci vizesine başvurduğunuzda size ilk olarak 3 aylık bir vize verecekler ve İrlanda’ya geldiğinizde gerekli evraklarla birlikte göçmenlik bürosuna başvurarak GNIB (yeni adıyla IRP) kartınızı almanız gerekecek. Bu kart toplamda 25 hafta + 2 ay ( bu 2 ay önemli ) İrlanda’da kalmanızı sağlayacak. Genellikle bu kart elinize geçtikten sonra çalışmaya başlayabiliyorsunuz. Ancak asıl olarak çalışmaya başlayabilmeniz için PPS (Personal Public Service) kartını almanız gerekmektedir. Bu kart sizin kişisel vergi numaranız oluyor ve işe giriş ve çıkışınızı bu sisteme kaydetmeniz gerekiyor. Bu süreçler alacağınız randevu tarihlerine göre 1-1,5 ayınızı alabilmektedir.

İrlanda’da nasıl iş bulunur?

Bu tarz süreçleri geçtikten sonra artık İrlanda’da nasıl iş bulabilirim kısmına gelebiliriz. Öncelikle, İrlanda’da iş bulabilmenin en önemli şartı çevre diyebilirim. Bundan sonraki en önemli madde ise tabi ki sizin girişkenliğiniz. Ancak şunu belirtmeliyim ki; İrlanda’ya geldim iş bulamadım diyen birisi ya hiç iş araştırması yapmamıştır ya da iş beğenmiyordur.

Geldiğinizde hiç İngilizceniz olmayabilir ama girişkenliğiniz sayesinde dilinizi kullanmadan çalışabileceğiniz bulaşıkçılık, temizlik gibi işlerde çalışmaya başlayabilirsiniz. Dilinizi geliştirdikten sonra artık kendinize daha uygun işler arayabilirsiniz. Ayrıca, Facebook’ta “İrlanda’da Eğitim ve Yaşam“ grubundan da Türklerden yardım alarak iş bulabilirsiniz. Bu grupta birçok kişi iş ilanı paylaşıyor ve iş bulabiliyor.

İrlanda’da tam zamanlı çalışmak mümkün mü?

Yukarıda 25 haftalık dil okulunuza 2 ay eklendiğinden bahsetmiştim. Bu 2 aylık kısmı eğer Haziran-Temmuz-Ağustos aylarına getirirseniz İrlanda’da tam zamanlı olarak çalışabilirsiniz ve Türkiye’den gelirken harcadığınız paranızın tamamını olmasa da büyük bir kısmını çıkarabilirsiniz. Haftalık 40 saat çalıştığınızdan yola çıkarak saatlik 10€’dan haftalık 400€ ve 10 haftada 4000€ kazanabilirsiniz. Bu süreçte de yaşam giderlerinize 1500€ harcasanız, 2500€ sadece son 10 haftalık kısımdan cebinize kalmış oluyor.

İrlanda’da yaşam giderleri ne kadar?

İrlanda’da dil eğitimi sırasında yarı zamanlı çalışarak aylık 800€ kazanabilirsiniz demiştim. Peki yaşam giderlerim ne kadar olacak, masrafları karşılayabilecek miyim diye bir soru aklınıza gelebilir. Yaşam giderleri için de yakında ayrıntılı bir paylaşımda bulunmayı düşünüyorum bu nedenle burada kısa bir şekilde bahsedeyim. Benim şu anki aylık yaşam giderlerim 600-700€ arasında değişiyor ve şu an tamamen kendi kendimi geçindirebiliyorum.

Bonus: İrlanda’da Work & Study hakkında bilgi verdiğim videomu izleyin:

İrlanda’da dil okuluna giderken aynı zamanda para kazanacağınız program hakkında bütün detayları bulabileceğiniz bu videomuzda, İrlanda dil okullarının şartlarını da bulabilirsiniz.

Umarım sizler için faydalı bir yazı olmuştur, İrlanda hakkında merak ettiğiniz bütün sorularınızı sorabilirsiniz.

Thanks a million!

Work and Travel Yapanlar İngilizce Öğreniyor Mu?

Work and Travel programı hakkında size edinmiş olduğum ufak tecrübelerden bilgi vereceğim. Aslında bu makaleyi yazma amacımın temel nedeni Amerika rüyasının sizin için bir kabusa dönüşmemesini istediğimdendir.

Gelelim konumuza. İngilizce geliştirme hayaliyle Amerika’ya gitmek isteyen arkadaşlar için birkaç sözüm var. Work and Travel programı, İngilizce için kesin sonuç doğuran bir program kesinlikle değildir.

Work and Travel programı, olan dilinizi geliştirme programıdır. Eğer bu zamana kadar hiçbir İngilizce altyapıya sahip olamadıysanız Amerika’ya gidip mükemmel bir İngilizce ile dönmeniz mümkün değildir.

Benim WAT yaptığım otelde benimle beraber çalışan 9 Türk vardı. Bu zamana kadar gramer, kelime vs altyapı ile gelen arkadaşlar gayet güzel bir şekilde olan İngilizce altyapılarını pratiğe dönüştürüp Türkiye’ye döndüler. Ama bir de benim gibi İngilizce altyapısı sıfıra yakın arkadaşlar ise sadece olmayan İngilizceyi iteleye iteleye konuşmaya çalıştık. Ama gerçekler dünyasından baktığımız zaman kesinlikle yetersiz bir gelişim ile geri döndük.

Şimdi siz gitmeden önce büyük hayallere kapılıp Work and Travel’da çok güzel bir İngilizce ile döneceğinizi bir kenara bırakın ve ne kadar bir İngilizce birikiminiz var onu test edin. Eğer güzel bir altyapıya sahip iseniz çok güzel bir şekilde İngilizcenizi geliştirip döneceğinizi şimdiden garanti veriyorum.

Amerika’da kaldığım süre zarfındaki güzel anılarımı da sizinle paylaşacağım. İlk makalemin bu konu hakkında olmasını istedim çünkü bende dahil bütün Work and Travel hayaliyle adım atan birçok arkadaşım bu konu hakkında maalesef yeteri kadar bir bilgiye sahip değil. Bir sonraki makalemde görüşmek üzere.

Bir Amerika Rüyası: Work & Travel

Amerika’ya gitmek birçoğumuzun hayalidir. Bu yazıda size bu hayalinizi gerçekleştirmek için katılabileceğiniz bir programdan yani Work and Travel’dan bahsedeceğim. Ben hazırlıkta okurken bu programı duydum ve sınıfın ikinci döneminde araştırmaya başladım. Konu hakkında araştırma yapmış olanlar az çok bilir bu programa katılmak için sayısız şirket var. Ben bunca şirketin arasından Studyzone’u tercih ettim çünkü CIEE gibi büyük ve alanında ün salmış bir Work and Travel sponsoru ile çalışan birkaç şirketten biri.

Herkesin merak ettiği program ücretiyle ilgili bilgi vermek istiyorum.

Başka şirketlerden başka fiyatlar duyabilirsiniz ben kendi ödediklerimden bahsedeyim. Programa kaydolmak için 300 Dolar Studyzone’a ödedim. Daha sonra Work and Travel danışmanım bana uygun gördüğü birkaç iş ile ilgili bana mail attı. Birincisi Denver’da bir otelde, ikincisi Kaliforniya’da bir restoranda üçüncüsü, Virjinya’da bir eğlene parkında. Denver’ı tercih etmeme sebebim gezilecek fazla yer olmamasıydı. Kaliforniya ise yaşamak için çok pahalı bir yer oraya işinizde belli bir miktar para kazandıktan sonra sadece gezmek için gitmenizi öneririm. Ayrıca eğlence parkında çalışmanın en güzel yanı istediğiniz roller coaster ve benzeri oyuncaklara bedava biniyorsunuz. Kendinize uygun işi seçtikten sonra yaklaşık 1500 Dolar daha ödemeniz gerekiyor daha sonra kağıt işlemleriniz başlıyor. Bu işlerin neredeyse hepsini danışman şirketler hallediyor sadece size söylenen vize gününde konsolosluğa gidip mülakata girip vize almanız ve pasaport çıkartmanız gerekiyor. Pasaport ücretleri alacağınız süreye göre değişiyor vizenin ücreti ise 195 Dolar. Ayrıca birçoğunuz uçak biletinin nasıl ayarlandığını da merak ediyordur. Benim danışman şirketim onu da ayarlamıştı. Gidiş dönüş bileti için yaklaşık 900 Euro ödedim. THY gibi şirketlerden kendiniz araştırırsanız sadece gidiş bileti ücretlerinin 5000 TL olduğunu göreceksiniz ama bu gözünüzü korkutmasın dediğim gibi danışman şirketler ellerinden geldiğince size az para harcatıyorlar. Gözlemlediğim diğer bir soru ise Amerika’ya ne kadar para götürmek yeterli olur. Ben 1000 Dolar götürdüm yanımda çalıştığım yer şehir dışında olduğu için kalacak yer veriyordu o yüzden bu tarz bir iş bulursanız 750 Dolar götürmeniz yeterli çünkü en çok para kalacağınız yere harcanıyor. Yanınızda bu kadar para götürmenizin sebebi ise çalışmaya başlar başlamaz ücret alamıyorsunuz çünkü paranızı alabilmeniz için sosyal güvenlik kartı çıkartmalısınız. Ben çalışmaya başladıktan bir buçuk ay sonra çıkartabilmiştim.

Çalışma ortamından bahsedecek olursam.

Oraya vardığımda çalışacağım iş, yiyecek ve içecek departmanı olarak geçiyordu yani işim tam olarak belli değildi. Vardıktan 3 gün sonra şirket oryantasyonuna katıldım. Oryantasyonda çalışabileceğimiz yerleri, nasıl sosyal güvenlik kartı alacağımızı ve nasıl banka hesabı açacağımızdan bahsettiler. Oryantasyon sonunda dondurma satan sevimli bir dükkanı tercih ettim çünkü diğer işlerde kızartma tarzı yemeklerle uğraşmanız gerekiyor tahmin edebileceğiniz gibi oralarda çalıştıktan sonra üzerinize sinen koku hoş değil ayrıca üzerinize yağ sıçrama ihtimali de var yani pek güvenli bir iş değil. Şimdi aklınızdan geçiyordur yağ sıçrama ihtimaline karsı bir önlem almıyorlar mı diye. Alıyorlar ama yeterli değil kolunuzun belli kısımları ve yüzünüz açıkta kalıyor. Ayrıca iş ile ilgili merak ettiğinizi düşündüğüm bir konu da kazanılan para. Parayı çalıştığınız saate göre alıyorsunuz yani ne kadar emek o kadar ekmek. Saat başı 7.75 Dolar kazanıyordum çok fazla çalışmayı sevmediğim ve oraya gezmeye gittiğim için aylık 900 Dolar civarı kazanıyordum.

Size biraz da eğlenceli kısımlardan bahsedeyim.

Öncelikle kaldığım yerden bahsedeyim. İlk oda arkadaşlarım 1 Çek 1 Kolombiyalı bir Taylandlıydı. Kısacası temel fıkrası gibiydik. Daha sonra bir Türk arkadaşım geldiği için iki kişilik boş yeri olan bir odaya geçtik. Orada ise 2 Kolombiyalı, 2 Türk’tük. Farketmişsinizdir, oda arkadaşı dedim çünkü yurtta kalıyorduk ama bu size kötü bir konaklama yeri olarak gözükmesin çünkü eğer evde kalırsanız tahminen 4-5 kişi olacaksınız ama yurtta kaldığınızda etrafınızda 390 farklı insan oluyor ve bu insanlar belki on belki on beş farklı ülkeden geliyorlar. Şimdi nereleri nasıl gezdiğimden bahsedeyim. Haftanın en az 5 günü çalışmak zorunda olduğumuz için çalışırken sadece Virginia’yı ve Washington’ı gezebildik ayrıca şirketin yaptığı gezilere katılabildik. Sadece Virginia dememe bakmayın, koskoca eyalet gezilecek bir suru müze, anıt ve kocaman bir sahili var. Şirket gezilerinde ise Atlantic City, Niagara Falls ve Washington’ı gezdik. Atlantic City hakkında siz de benim gibi ”Fakir Vegas’ı” lafını duymuşsunuzdur. Gerçekten de öyle. 4-5 adet büyük kumarhane var, gerisi gecekondu gibi evler, vasat restoranlar ve barlarla dolu. Ama bu eyaletin sadece kötü yanları yok kocaman bir plajı ve hayatınızda görebileceğiniz en büyük alışveriş merkezlerine sahip. Washington’ı az çok tahmin ediyorsunuzdur. Her yer anıt, her yer tarih. Gerçekten etkileyici müzeleri var kesinlikle tavsiye ederim çünkü Amerikan kültürü hakkında birçok şey öğreniyorsunuz ayrıca burada Beyaz Saray ve Pentagon Memorial gibi görülmesi gereken birçok anıt var. Niagara Falls hakkında sizin bilmediğiniz bir şeyler yazmak gerçekten zor. Bildiğiniz gibi büyüleyici bir şelale ve gerçekten büyük mağaralarla dolu bir yer. Niagara Falls’da gezebilmek için 40 dolar ödemeniz gerekli. Görevliler bu ücret karşılığında size orada gezebileceğiniz yerlere girebilmeniz için bilet veriyorlar. Bu yerler dışında yani 40 dolara dahil olmayan geziler de var. Mesela ben helikopterle 100 Dolar gibi bir ücrete Niagara’yı gökyüzünden seyretmiştim.

Son olarak benim Work and Travel maceram neden kısa sürdü onu anlatayım.

Benim Work and Travel’ım normalden daha kısa sürdü çünkü Proficency sınavına geç kaldım. Eylüldekine girmem gerekiyordu, o yüzden Türkiye’ye 1 ay kadar erken döndüm. Yani iş bittikten sonra gezmek için zamanım olmadı. Eğer bana sorarsanız bir daha gitmek ister misin diye kesinlikle evet derim gerçekten güzel bir macera her ne kadar erken bitirmek zorunda kalsam da.

Aytunç Uz | ODTÜ İşletme

Kaynak: Glokalweb

AB Projelerinde Ortam Nasıl?

15 farklı ülkeden gelen 33 katılımcı ile gerçekleşen Gençlik Değişiminde ortam nasıl mı olur ?

Öncelikle Erasmus+ kapsamında yapılan Gençlik Değişimi nedir ? Bundan bahsetmek istiyorum. Daha sonrasında Eskişehir’de gerçekleşen Gençlik Değişimi projesinden bahsedeceğim.

Gençlik Değişimleri Nedir?

Erasmus+ Programı kapsamında düzenlenen Youth Exchanges (Gençlik Değişimleri) farklı ülke ve kültürlerden gençlerin, önceden belirlenmiş bir konu üzerinde fikir ve görüş alışverişinde bulunmalarına olanak sağlayan ve aşağıdaki özellikleri taşıyan bir uluslararası buluşma türüdür.

13-30 yaş arasında katılımcıların katılabildiği bu proje türü için, katılımcı sayısına ve proje ortak ülkelerine göre değişiklik gösterebiliyor. Genel olarak 4-5-6’şar katılımcı sayısı ve 1 grup lideri ile gerçekleşen proje 4-8 gün arasında sürüyor. Kısa sürede katılımcılar o kadar çok şey paylaşıyor ki, projenin sonunda ayrılmak herkese zor geliyor.

En güzel kısım ise katılımcıların konaklama ve yemek giderlerinin tümü proje bütçesinden karşılanır. Sizin tek yapmanız gereken gönüllü olarak bu projelere katılmanız.

Global First Step tarafından Eskişehir’de gerçekleşen bu projeye bende Türk takımı katılımcısı ve koordinatör olarak katıldım. 6 ortaklı projenin ortakları İsveç, Norveç, Danimarka, Polonya, Finlandiya, Türkiye’di. Proje 6 farklı ülkeden gelen olsa da bazı farklı ülkelere de ev sahipliği yaptı. Mesela Kolombiya, Sudan, Somali, Brezilya, Çin, Danimarka, Belarus, Pakistan, Litvanya, Macaristan, Slovakya, Türkiye, Norveç, İsveç, Polonya vatandaşlığı olan kişiler vardı.

Siz de bu fırsattan faydalanabilirsiniz. Sormak istediğiniz tüm sorularınızı aşağıdaki sosyal medya hesaplarımdan sorabilirsiniz. Birlikte gezip birlikte görmek için beni takip etmeyi unutmayın 🙂

Kanada West Üniversitesi’ni Tercih Etmeniz için 18 Neden

Kanada West Üniversitesi, yani diğer bilinen adıyla University of Canada West (UCW)’i neden tercih etmeniz gerektiğini aşağıdaki bazı maddelerle açıkladık.

Neden Kanada West Üniversitesi?

1. Kanada West Üniversitesi, Vancouver’in tam merkezinde, kariyer odaklı bir üniversitedir.

2. Vancouver, Kanada’nın en ılıman iklimine ve üst düzey eğitim-kültür oranına sahip şehridir.

3. İş olanakları Toronto kadar fazla olmamasına rağmen, rekabet çok daha düşük olduğu için iş bulmak (özellikle part-time iş) çok daha kolaydır ve işsizlik oranı daha düşüktür.

4. Şehir dışındaki izole kampüslerde eğitim almak istemeyen, aktif öğrenciler için ideal bir lokasyona sahiptir.

5. Merkezi konumu sayesinde, öğrenciler eğitimleri süresince part-time iş bulmakta hiç zorlanmamaktadırlar.

6. Girişimciler için, Kanada’nın en başarılı start-uplarının olduğu ildir, yeniliklere açık bir halka sahiptir.

7. Eğitim müfredatı tamamen iş dünyasının ihtiyaçlarına göre hazırlanmış olup, iş hayatına atılmaya hazır mezunlar vermek öncelikli amacıdır.

8. Akademik kadrosunun tamamı sektörün içinden gelen, başarılı bir kariyer hayatına sahip, alanında uzman eğitmenler olup büyük çoğunluğunun PhD diploması da mevcuttur.

9. Şu an Türk öğrenciler için geçerli bölgesel burslar sayesinde hem ön lisans ve lisans hem de MBA programında, en ekonomik maliyetlerle eğitim imkanı sunmaktadır.

10. Yılda 4 farklı başlangıç tarihi olduğu için öğrencilerin dönem veya yıl kaybına uğramadan eğitim almalarına imkan sağlanmaktadır. Eylül ve Ocak dönemleri için kayıtlar devam etmektedir.

11. Ön lisans ve lisans programlarında okuyan öğrenciler, BCCAT akreditasyonu sayesinde, 1500’un üzerinde farklı programa kredi transferi hakkına sahiptirler. Direkt dünya sıralamasındaki bir üniversiteden kabul alabilecek şartlara sahip olmayan öğrenciler, UCW’de eğitimlerine başlayıp, daha sonra BC’deki herhangi bir üniversiteye transfer olma şansı elde edebilirler. Ya da 4 yıl boyunca yüksek bir eğitim ücreti ödemek yerine, ilk 2 yıl UCW bünyesinde, daha ekonomik ücretler ve daha yüksek ilgi-alaka ile eğitim alıp, son iki yıl için hedefledikleri üniversiteye transfer olabilirler.

12. 2019 sonuna kadar kaydolan öğrenciler için, MBA programında $2000-$10.000, ön lisans ve lisans programlarında ise $2000 ile $20.000 arası burs olanakları bulunmaktadır.

13. MBA programında, GMAT veya iş deneyimi şartı bulunmamaktadır. İşletme, iktisat vb programlardan, yeterli not ortalaması ile mezun olan öğrenciler, iş deneyimi veya GMAT/GRE skoru olmadan direkt MBA programına başlayabilirler. Diğer bölümlerden mezun olan ve iş deneyimi & GMAT/GRE skoru olmayan öğrenciler de önden 12 haftalık MBA Foundation programına dahil olarak MBA kabulü alabilirler.

14. Tüm programlarda, İngilizce seviyesi yeterli olmayan öğrenciler, University Access programı veya anlaşmalı dil okulları aracılığı ile hazırlık eğitimi alabilir, şartlı kabul temin edebilirler.

15. Esnek başvuru kriterleri ve 12 haftalık MBA Foundation programı sayesinde, ortalaması 3.00’un altında olan öğrencilere de MBA yapma fırsatı sunabilmektedir.

16. Öğrenciler, eğitimleri süresince part-time, mezuniyet sonrası 3 yıla kadar full-time çalışma iznine başvurma hakkına sahiptirler.

17. UCW’de Türk öğrencilerden başvuru ücreti alınmamaktadır. Öğrenciler ilk ödemelerini, offer letter geldikten sonra yapabilirler.

18. IELTS / TOEFL belgesi olmayan öğrenciler, sınava girmeden veya sonucunu beklemeden başvuru yapabilir, offer letter alabilirler.

Work and Travel’da İkinci İş Bulma ve Para Kazanma Tüyoları

Work and Travel’da ikinci iş bulmak ve para kazanmak isteyenler için çeşitli tüyolar paylaştım. Umarım faydalı olur.

1. SSN Başvurunuzu yapın.

Work and Travel programına katılır katılmaz, işvereninizle konuşup hızlı bir şekilde SSN (Social Security Number) başvurusunu yapmalısınız. Sosyal Güvenlik Numarası’na sahip olduktan sonra ikinci iş bulmanız daha kolay olacaktır.

2. İş ilanlarını takip edin.

Gideceğiniz şehirlerde ücretsiz şekilde dağıtılan günlük şehir gazetelerinin iş ilanlarını takip etmenizi şiddetle tavsiye ederim. Bunun yanı sıra Türkiye’de kariyer.net gibi işlev gören websitelerin Amerika versiyonlarını takip edebilirsiniz. Bu konuda indeed.com ve craigslist.org web sitelerinin işinize fazlasıyla yarayabileceğini düşünmekteyim.

3. Çevrenizden referans ayarlayın.

Türklerle bir arada olmak ve bir iletişim ağı oluşturmak bu hususta işinize yarayabilir. Personel açıklarını arkadaşlarınızdan öğrenebilir ve işe alınmanız hususunda arkadaşınızın size referans olmasını isteyebilirsiniz. Bu konuda Facebook’ta aktif olarak görev yapan ve Türk öğrencilerin buluşma platformu olan ”Summer Work and Travel (SWT)” grubumuza üye olmanızı tavsiye ederim.

4. Arkadaşlarınızla birlikte yolculuk yaparak tasarruf edin.

Çalıştığınız tesis küçük bir kasabada veya milli parkta olduğundan dolayı etrafınızda çok fazla iş seçeneği olmayabilir. Etraftaki diğer işlere gidebilmek için; diğer Work and Travel öğrencileriyle anlaşıp ortak araba, motor veya bisiklet almayı tercih edebilirsiniz.

5. Geçmişte sizin bölgenizde çalışanlara ulaşın.

İş yeriniz belli olduktan sonra, daha önce o tesiste veya bölgede Work and Travel yapmış olan diğer kişilere erişim sağlayınız. Bu kişilere erişim sağlamak için Work and Travel Facebook yardımlaşma platformumuz olan ”Summer Work and Travel (SWT)” grubumuza üye olabilirsiniz.

Work and Travel’da ikinci iş bulma ve para kazanma tüyoları hakkında tüyolar verdiğim bu videoyu da izleyebilirsiniz.

Work and Travel programına dair bütün sorularınız için DM atabilirsiniz.

Amerika’da Bilgisayar Bilimleri Yüksek Lisansı Hakkında Bilgiler

Bilgisayar Bilimleri Yüksek Lisansı olarak bilinen ”MS in Computer Science (MSCS)”, günümüzde giderek popülaritesini arttırmaktadır. Özellikle Amerika’daki üniversitelerde eğitimini alarak gelecekte iyi maaşlar alabileceğiniz işlere girmeniz mümkün. ”Peki bilgisayar bilimleri yüksek lisansı nerede okumalı?” diye sorarsanız size bir tavsiyemiz var: Rivier Üniversitesi. Gelin birlikte inceleyelim.

Rivier Üniversitesi’nde Bilgisayar Bilimleri Yüksek Lisansı

Rivier Üniversitesi, 1933 yılında New Hampshire’da kurulmuştur. Üniversite Boston’a arabayla 1 saatlik mesafededir. Boston, Amerika Birleşik Devletleri’nin en büyük altıncı, dünya sıralamalarında da en büyük 12. ekonomisine sahiptir. Böyle bir lokasyonda eğitim almak, uluslararası öğrencilerin CPT ve OPT programlarını takip etme olanaklarını arttırmaktadır.

Rivier Üniversitesi’nde eğitim alan uluslararası öğrenciler benzersiz bir akademik mükemmellik, profesyonel iş fırsatları ile küçük kasaba dostluklarının tadını çıkarırlar. Bilgisayar Bilimleri Yüksek Lisans (MCSC ) programı, teorik bilgiyi pratik deneyimlerle birleştirerek öğrencilerine ileri teknolojiyi öğretir. Bu sayede master programını tamamlayan mezun öğrenciler, birçok iş yerinin taleplerini karşılayacak bilgi donanımı ve tecrübeye sahip olabilirler.

Rivier Üniversitesi’nin 200’den fazla uluslararası mezunu, şu anda 21 eyalette OPT pozisyonlarında çalışmaktadır. ABD Çalışma Bakanlığı’na göre, IT mesleklerinin % 24’ü ve yaratıcı bilgisayar uygulamaları işlerinin %33’ü (ilk IT merkezlerinin %50’si kadar yüksek olabilir) yabancı doğanlar tarafından yapılmıştır.

Bilgisayar Bilimleri mezunlarının ortalama başlangıç ​​maaşları, Yüksek Lisans derecesine sahip olanlar için 60.000 ABD Doları ve 72.000 ABD Doları arasındadır. Rivier Üniversitesi mezunları veri ve sistem analizi, yazılım geliştirme, bilgisayar programlama, IT yöneticileri, ağ yöneticileri ve bilgi sistemleri tasarımında liderlik rollerini üstlenmektedir. Rivier’deki MSCS programının ücreti yaklaşık 20.500 ABD Doları’dır.

Amerika’da yüksek lisans bağlantısından Rivier Üniversitesi’nde eğitim ve fiyatlar hakkında daha detaylı bilgiler alabilirsiniz.

Amerika’da Dikkat Etmeniz Gereken 11 Önemli Husus

Arkadaşlar Amerika’da hem can güvenliğiniz hem de ekonominiz için sonuna kadar kesinlikle okuyunuz. Muhtemelen danışmanlarınızın dahi bilmediği güzel bilgiler vardır.

Para veya hapis cezası yememek için ilk 5 maddeyi (8), hayatınızı riske atmamak için ise 6. maddeden sonrasını dikkatli okuyunuz.

1. Trafik lambaları Türkiye’den biraz farklıdır. Ülkemizde dibine kadar girip eğilerek görmeye çalıştığımız ışıkların aksine Amerika’da lambalar yolun karşı tarafına konulmuştur. Yani dibine kadar girerseniz muhtemelen trafiği kilitlersiniz.

2. Otostop çekmek birçok eyalette yasal değildir.

3. Yaya geçidinde yol her zaman yayanındır. Türkiye’deki gibi yaya sola sağa tekrardan sola bakmaz. Araç sürücüsü dikkatli olmalıdır.

4. Radarlar sabit kurulmaz. Herhangi bir aracın içerisinde ya da yolun kenarında gizlenip elindeki cihazla ölçen polisler görebilirsiniz.

5. Park yerine gelişi güzel park edemezsiniz. Park edilen bütün araçlar aynı yöne bakmalıdır. Örnek veriyorum. Yol üzerinde sıra boyu araçlar park etti. Siz de karşı taraftan boş yer gördünüz ve yol boş olduğu için de oraya park ettiniz. Tüm araçlar doğu yönüne bakıyorsa sizin aracınız batıya doğru bakıyorsa ceza yiyebilirsiniz.

6. 2017’de çıkarılan yasayla trafik polisleri göçmen olmayan vize türleriyle gelen kişilere ceza kesmeleri durumunda bunu nakit olarak isteyeceklerdir. Yani polis sizden nakit para istediği zaman bunu rüşvet sanmayınız. Nakitiniz yoksa sizi tutuklama hakkına sahiptir.

7. Polis durdurması-çevirmesi durumunda kesinlikle araçtan çıkmayınız. Belli bir süre yanınıza gelmeyecektir (Bu durum dakikalar sürebilir. Sizi durdurmadığını düşünüp gelmiyor diye sakın yola devam etmeyin). O süre içerisinde yüz tanımanızdan gbt’nize bakacaktır. Daha sonrasında arkanızdan göz alıcı ışıkları açacaktır ve siz aynalardan görüş mesafenizi kaybedince yanınıza gelecektir. Silahıyla gelebilir, sakın ani bir reaksiyon göstermeyiniz.

Yapmayın! – Arabadan inerseniz veya ani hareketlerde bulunursanız ateş edecektir. Amerika’da polislerin şüpheli gördükleri durumlarda öldürme hakları vardır. Hatta yeni yasayla vurulan kişinin üzerine vurulduktan sonra 5 el de ateş edecekler. Sağ kalma ve zarar verme ihtimaline karşı. (Daha yeni hamile kadın bu şekilde polisler tarafından vuruldu ve büyük olay oldu.)

Yapmayın! Trafikte veya normal hayatta kesinlikle kavga etmeyiniz. Türkiye’nin aksine ayıranlar, yenge var diye duranlar veya teke tek gibi durumlar söz konusu olmayacaktır. Temas edilmesi durumunda karşıdaki kişi meşru müdafaa hakkını kullanarak sizi vuracaktır. Amerika’da bireysel silahlanma hakkı vardır. Bu sayede tüm vatandaşların araçlarında ve mülkiyetlerinde silahları vardır. Bu konuda ünlü bir Amerikan atasözü bile mevcut: ”Vuran kaybeder”.

Amerika’da bunlara özellikle dikkat edin !

8. Kesinlikle küçük çocukları çok tatlı, sempatik diye sevmeyiniz. Türkiye’dekinden çok farklı düşünülecektir. Kız veya erkek olsun, başını okşamak, makas almak gibi hareketler yaptığınızda ailesi bunu taciz ettiğinizi düşünüp, sizin hakkınızda hukuksal işlem başlatabilir.

9. Kesinlikle kimseye ırkçı söylemde bulunmayın. Siyahi olarak adlandırılan kişilerle konuşurken samimiyetinize güvenip zenci, siyah gibi kavramlarla gitmeyiniz. Onları anlatırken ”African American” tabirini kullanabilirsiniz.

10. Özellikle Harlem, Bronx (NYC), Venice Beach (arka caddeleri – LA), Chicago’da bazı lokasyonlar ve geceleri Central Park’ta (NYC) dolaşmayınız. Özellikle buralarda soyulacak olursanız kesinlikle malı mülkü unutup size ne söylenirse bunu yapın. Artistlik yaparım, paramı kaptırmam derseniz muhtemelen öldürülebilirsiniz. Çünkü o kişi belinde silah, kafası eroinden uçmuş olan kişidir. Etrafta polisin olup olmadığını unutmuştur. Özellikle arkanıza grup şeklinde takılanlar veya sizi oyalamaya çalışan ‘hayat insanları-fahişe’ varsa oradan arkanıza bakmadan kaçınız.

11. Amerika’da küçük kasabalarda insanlar vahşi yaşamla iç içedir. Montana, Wyoming, Tennessee gibi eyaletlerde daha önce hayvan saldırıları olduğunu duymuştum. Bu konuda geceleri yatarken kapınızı kilitleyiniz ve evinizin önünde yemek unutmayınız. Özellikle kahverengi ayılar çok tehlikelidir. Hiking yaparken ayı spreyi yanınızda bulundurmayı unutmayınız.

Okyanus kenarında köpek balığı, güney eyaletlerde sulak alanlarda timsah bulunmaktadır. Dikkat ediniz.

Bu ve benzeri uyarılar aklıma geldikçe sizlerle bu platformda paylaşmaya devam edeceğim. Sizlerin de eklemek istedikleri olursa bizimle paylaşabilir ya da farklı bir içerik ile bizimle paylaşabilirsiniz.

Benzer yazılar için Instagram sayfamı takip edebilirsiniz: @MaceraRehberiniz

Work and Travel Yapacaklara SSN (Social Güvenlik Numarası) Hakkında Bilgi

Work and Travel yapacak arkadaşların merak ettiği SSN (Sosyal Güvenlik Numarası) konusuna açıklık getirmek istiyorum. Çünkü çok yanlış bilgilendirme yapılıyor.

SSN (Social Security Number)

SSN (Sosyal Güvenlik Numarası) ömür boyu geçerlidir ve J vize türleri dışında kolay kolay göçmen olmayan vize türleri dışında edinebileceğiniz bir belge değildir. O sebeple kesinlikle başvurusunda bulunun. (Bazı özel mesleki vize türleri var aldırabilen)

  • Birinci işinizden SSN olmadan PayCheck (maaş) alabilir ve bunu da pasaportunuz aracılığıyla bozdurabilirsiniz. DS2019 belgeniz birinci işiniz için SSN görevi görmektedir. Yasal yollarla çalışmaya gelmiş bir çalışan olduğunuzu gösterir ve yasal çalışma izninizin olduğunun kanıtıdır. Amerika Devleti’nin yasal çalışma izni basma yetkisi hakkı tanımış olduğu özel sponsorlar tarafından düzenlenmiş ve imzalanmıştır.

Edit : Job offer kısmında özellikle ”SSN gelmeden önce ödeme yapılmaz” diye belirtildiyse o zaman SSN paycheck için geçerli olabilir. Fakat benim karşıma hiç böyle bir job offer da çıkmadı.

  • SSN olmadan banka hesabı da açtırabilirsiniz sadece bankada çalışan memurlar güvenlik amacıyla SSN görmeden müşteri hesabı oluşturmak istemezler fakat kendi insiyatiflerindedir.

Örnek vermek gerekirse kendim 2016 yılında SSN olmadan 3 paycheck aldım ve banka hesabı açtırarak bu checkleri bozdurdum.

  • SSN, 2. Is bulma konusunda gerekli görülen bir evraktır. SSN’nizin olması her ne kadar yasal çalışan olduğunuz göstergesi olsa da her isi yapabileceğiniz anlamına gelmiyor Work and Travel öğrencileri için. Çünkü 2. işlerinizi sponsorunuza bildirmeniz ve onların da bunu onaylaması gerekiyor.

Work and Travel (SWT) programı da bir para kazanma programı değil, kültürel etkileşim programı olmasından dolayı sponsor firmanız sizin can güvenliğinizi riske atan, çalışma temponuzun yoğun olduğu, iş alanının yoğun çalışma şartları gerektirdiği ve gece saatlerinin mesai saatleri içerisinde olan işleri sizler için uygun görmemektedir. Sponsorunuza ikinci işinizi bildirmezseniz ve diğer yıllarda programa katılmak isterseniz (sponsorun bu durumu fark etmesi sonucunda) başvurunuzu kabul etmeyecektir. Örnekleri de vardır.

Ek olarak, SSN çıkartmanız için kişi ve pasaport bilgilerinizin yanı sıra DS2019 belgenizin orjinaline de ihtiyacınız olacaktır. Bu evraksız SSN başvurunuz kabul görmeyecektir. Dedikodulara rağmen şuna da açıklık getireyim. DS2019’suz ülkeye girmenizde çok ciddi bir sıkıntı yaşamazsınız(yanınızda olması avantaj sağlayacaktır). Fakat daha sonrasında SSN gibi birçok işlem konusunda işinize yarayacaktır. O yüzden lütfen orjinalini kolay erişebileceğiniz bir yerde saklayınız.

Saygılarımla,

Yurtdışında Üniversite Okuyacağım, Diplomam Türkiye’de Geçerli Mi?

ÖSYM tarafından yurt dışında yükseköğrenim almak isteyen öğrenciler ile ilgili olarak YKS kılavuzunda yapılan resmi açıklamaya göre;

Yurtdışında Yükseköğrenim Görmek İsteyenler (Kılavuz sayfa 41)

Yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarında eğitim almak isteyenlerin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının internet sayfasından yurt dışı eğitim ve yurtdışında alınan diplomaların denkliği konularındaki güncel duyuruları takip etmeleri gerekmektedir. Yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarında öğrenim görecek öğrencilerin Milli Eğitim Bakanlığı veya yurt dışı temsilciliklerimizde öğrenci dosyası açtırmaları gerekmektedir. Yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarına özel yetenek sınavı sonuçlarına göre kayıt olan öğrencilerin yurt içindeki yükseköğretim kurumlarına yatay geçiş başvurularının değerlendirilmesinde üniversiteler özel yetenek sınavı yapabilecektir. Yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarında öğrenim görmekte iken yurt içindeki yükseköğretim kurumlarına yatay geçiş yapmak isteyen öğrenciler, Yükseköğretim Kurumlarında Ön lisans ve Lisans Düzeyindeki Programlar Arasında Geçiş, Çift Anadal, Yan Dal İle Kurumlar Arası Kredi Transferi Yapılması Esaslarına İlişkin Yönetmelik hükümlerine tabidir.

Bu açıklamaya göre, mezuniyet sonrası denklik işlemleri YÖK’e yapılacak bireysel başvurular ile yapılacaktır. Bu maddenin bağlı olduğu yönetmelik kaldırılmış olsa da, halen akademik üniversite listelerine göre (URAP, Leiden, QS, THE) dünyada açıklanan en iyi 500 üniversiteden alınan diplomaların otomatik olarak denkliği olduğu kanısı kabul görmektedir.

Öğrencinin yurt dışında kayıt yaptırmayı düşündüğü üniversite ve bölümün YÖK tarafından tanınıp tanınmadığını YÖK’e sorgulatabilirsiniz, bunu yaparsanız da mezuniyet sonrası denklik için faydalı olacaktır. YÖK 2018’de “5” okul yerine “3” okul sorgulama hakkı getirdi. Başvuru formunu YÖK’ün sitesinde bulabilirsiniz.

Sormak istediğiniz okulun tanınıp tanınmadığını öğrenmek için Kurulumuz Tanıma ve Denklik Hizmetleri Daire Başkanlığına dilekçe ile başvurup ve Kurulumuz tarafından onaylı okul tanıma belgesi almanız gerekmektedir. Bu konu ile ilgili işlem ücrete tabi olup, 1’den 3’e kadar okul hakkında bilgi almanın bedeli 50 TL’dir. İşlem ücretinin makbuzu/dekontunu tanıma dilekçenize iliştirip Kurulumuz Tanıma ve Denklik Hizmetleri Daire Başkanlığına resmi olarak elden veya posta yolu ile verebilirsiniz. Elden başvurularda aynı gün içinde alabilirsiniz. Posta yolu ile posta işlem süreçlerinden dolayı kesin bir tarih verilmemektedir.

Adres: Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı (Tanıma ve Denklik Hizmetleri Daire Başkanlığı) – 06539 Bilkent / ANKARA

İlgili Hesap: YÖK Denklik Hesabı Ziraat Bankası Hesap Numarası: 5386419-5033

IBAN: TR130001002533053864195033

Yurt dışına gidecek her aday için mezuniyet sonrası diploma denklik işlemleri için faydalı olmakla beraber, özellikle yurt dışında başvuru yapılan kurumun akademi, enstitü vb isimli olması, üniversiteden farklı bir yapısının olması, eğitim süresinin farklı olması, bölümün Türkiye’de karşılığının olmaması durumlarında muhakkak bu tanıma talebinde bulunmanızda yarar var.

Kişisel sorularınız için YÖK Denklik Birimi iletişim adresi: denklik@yok.gov.tr

İngilizcede En Çok Yapılan 13 Hata

İngilizce konuşurken/yazarken yapılan birçok hata bizlerin hem kişisel hem profesyonel anlamda bir adım öne geçmesini engelliyor. İngilizce genel olarak çok geniş kalıp ve deyimler haznesine sahip, birçok kelimenin telaffuzu aynı fakat anlamları bambaşka ve anadili İngilizce olan birçok insan bile gün içerisinde veya profesyonel hayatlarında bu hatalardan en az birini yapıyor. Bu demek oluyor ki ister anadilin olsun ister olmasın kuralları gözden kaçırmak “kaçınılmaz.” İş başvurusunda bulunurken, bu yaygın İngilizce hataları yapmanız başvurunuzu etkileyebilir – özellikle CV’nizde veya kapak mektubunuzda yapılmışsa. Gelin bu sıkça yapılan İngilizce hatalara birlikte göz atalım:

1. Your & You’re

Okunuşları aynı, anlamları çok farklı!

-Your: Sahiplik-aitlik gösterir.
Örnek: Your shoes are fancy.

-You’re
You’re, you are kalıbının kısaltılmış şeklidir.
Örnek: You’re so rude.
If you’re interested, send me an email.

2. Kesme işaretlerini doğru kullanmamak

İngilizce dilinde kesme işaretinin başlıca iki kullanımı vardır:

-Birincisi düşen harflerin yerini almalarıdır.
Örnek: it is=it’s, they are=they’re

-İkinci ise aitlik bildirmede kullanılmalarıdır.
Örnek: The store’s light
The cat’s toy

3. Its & It’s

Bu ise, İngilizce’de en çok yapılan hataların başında yer alıyor.

-It’s
“It is” kalıbı kesme işareti ile, “it’s” oluvermiş.
Örnek: Don’t go outside because it’s raining.
It’s my birthday today.

-Its
Its bir şeyin dişi veya erkek harici bir şeye aitliğini göstermektedir.
Örnek: My car has its lights on the back.
Your hair looks great with its new color.

4. There/Their/They’re

Okunuşu birbirine fazlasıyla benzeyen 3 kelime ile karşı karşıyayız. Hadi anlamlarına bakalım.

-There: Bir yer veya bir bölgeden bahsetmek için kullanılır.
Örnek: The bar is over there.
There are no more muffins left in the kitchen.

-Their: Aitlik-sahiplik belirtir.
Örnek: The guests left their room tidy.
Mary and John went to their house at the weekend.

-They’re: They are kalıbının kısaltılmışı olarak karşımıza çıkar.
Örnek: They’re running in the garden.

5. To/Two/Too

Herhalde üçünü de aynı şekilde okudunuz fakat anlamları bambaşka!

-Two: “2” takamıdır.
Örnek: I have two books.

-Too: Hem de veya istenenden daha fazlası anlamlarına gelir.
Örnek: Me too, I’m going to there at 3 o’clock.
My cup of coffee is too hot.

-To: Fiillere gelen mastar eki görevindedir. Aynı zamanda -e doğru, -e karşı anlamındadır.
Örnek: I’m going to the party tomorrow.
To earn more money, you need to make better sales.

6. Then/Than

Bu iki kelime neredeyse telaffuz olarak aynı. Ayrıca “th” kısmını telaffuz ederken hata yapmamak şart!

-Then: Bu kelime bir süreçten diğer bir sürece geçilirken kullanılır. Nasıl mı?
Örnek: We will go home, then we will go to the shop.
Let me just finish this, and then we can talk.

-Than: Bu kelime ise iki şeyi veya durumu karşılaştırmak için kullanılır.
Örnek: A strawberry has more sugar than a lemon.
Jennifer is taller than Robert.

7. Affect/Effect

Bu kısma dikkat edin çünkü anadili İngilizce olanlar bile bu hatayı yapıyor! Hata ne mi?

-Affect: Bu bir fiil ve etkilemek, yankı uyandırmak anlamlarına geliyor.
Örnek: The tornado has really affected the city.
The economic crisis really affected families.

-Effect: Bu bir isim ve “etki” anlamına geliyor.
Örnek: The new boss had a negative effect on morale.
The new player had no effect on the team’s results.

8. “Taking” a coffee

İngilizce dilinde kahve siparişi verirken bir baristaya söylemeniz gereken en son şey “Can I take a coffee?”!
Gelin bu hataya düşmeyin ve “have” kullanın. “Can I have a coffee?”

9. “I have 25 years”

Daha çok İspanyol, Fransız veya Portekizlilerin yaptığı bu yaygın hataya göz atalım.
Doğru hali: “I am 25 years old” olmalıdır. Bunun yerine “I am 25” de diyebilirsiniz. (Merak etmeyin, ben de hala yirmibeş diye okuyorum, orasını bir gün halledeceğiz! 🙂 )

10. Long & Tall

Bu hataya en çok düşenler ilginçtir ki Almanlar! Halbuki İngilizce dilinin en iyi konuşulduğu Avrupa ülkelerinden biri Almanya!

-Tall: Birinin boyuna uzun demektir.
Örnek: Jim is very tall.

-Long: Bir şeyin uzunluğundan bahsetmek için kullanılır.
Örnek: This cable is very long.
Your hair is very long.

11. “How” Kullanımı

Neredeyse çoğu cümlenin bir yerlerinde mutlaka “how” görüyoruz. Fakat “how” bu kadar çok kullanıma uygun değildir.

Yanlış: How does it look like?
Doğru: What does it look like?

Yanlış: How is the world in English?
Doğru: What’s the world in English?

Yanlış: How do you call?
Doğru: What do you call?

12. “Explain me, listen me, tell me”

Bazen kullanımı gerekli bazen gereksiz olan “to” ile karşı karşıyayız. Örneklere bakalım.

Örnek: Could you please explain to me how to turn on my laptop?
Listen to me when I’m speaking.
Tell me if it’s too hot.

13. “Thanks God”

Doğrusu “Thank God” olmalıdır.

Örnek: Thank God that you’re here.

Yukarıda saydığımız İngilizcede en sık yapılan hataların bazılarını zaten biliyordunuz veya bazılarını daha önce hiç duymamış olabilirsiniz. Fakat bir dili konuşurken veya yazarken her ayrıntıyı en ince noktasına kadar bilmek şarttır, değil mi?

Çekya’da Tıp ve Diş Hekimliği Hakkında Faydalı Bilgiler

Günümüzde artık üniversite mezunu olmanın yeterli olmadığı aşikar. Bu yüzden öğrenciler ve veliler daha dikkatli bir eğitim planı yapıyorlar. Erasmus ve diğer kültürel değişim programları aracılığıyla Prag’da eğitim gören uluslararası öğrenci sayısı 100 bini aşmaktadır. Bu sayede öğrenciler Çekya kültürü yanında birçok kültürle tanışıp dünya görüşü sahibi olurlar.

Tıp ve Diş hekimliği yurtdışında en çok tercih edilen bölümlerdendir. Sınav başarısı şartı aramaması yani sadece lise diplomanızla üniversiteye girmek size cazip gelebilir. Fakat diploma denkliğiniz için dikkat etmeniz gereken koşullar vardır. Tıp bölümünden denklik alabilmek için YÖK’ün sunduğu iki seçenek vardır; Öğrenci ya Türkiye’de ilgili puan türünden ilk 40.000’de olmalıdır ya da yurtdışında mezun olduğu üniversite en iyi 1000 üniversite arasında olmalıdır.

Çekya’da Tıp ve Diş hekimliği için tercih edilen Charles ve Masaryk üniversiteleri en iyi 1000 üniversite arasındadır. Dolayısıyla bu üniversitelerde eğitim alan bir öğrencinin diploma denkliği sorunu ortadan kalkacaktır. Hazırlık sınıfı sonrası bölümlerden kabul alabilmeniz için vermeniz gereken biyoloji ve matematik ağırlıklı sınavlara girmeniz gerekecektir. Bu yüzden aldığınız lise eğitimindeki biyoloji, matematik gibi temel bilimlerdeki bilgi birikiminize de güvenmelisiniz.

Çekya’da eğitim oldukça ekonomiktir. Üstelik ülkede eğitim dili Çekçe olan tüm bölümler ücretsiz! Çek dilini öğrenmek için üniversiteler ve anlaşmalı kurumlarda bir yıl hazırlık kursu alabilirsiniz, hazırlık bölümleri başlangıç seviyesinden dahi kabul ettikleri için Çek dili sizin için bir endişe oluşturmasın.

Work and Travel Bavulu Hazırlama Tüyoları

Amerika’da yazın hem gezip hem çalışma fırsatı sunan uluslararası programın yolcuları için geri sayım başladı. Bavullar hazır mı?

Work and Travel programı, kuşkusuz kendi başının çaresine bakma içgüdüsüyle gidilmesi gereken bir tecrübe. Alaska’ya gidip, 3 ay boyunca günde 15 saat boyunca balık temizleyip 5 bin dolar kazanan insanlar tanıyorum. Türkiye’ye döndüğünde buna değdiğini anlayacaksın; askerlik gibi anlatacak çok anın olacak.

Önce para, sonra seyahat

Bazı firmalar Amerika’ya yollayıp ”ne haliniz varsa görün” politikası uygulamakta. Doğru acentayla hareket ettiğine emin olmadan yola çıkma. Güzel haberse, Amerika’ya en kolay alınabilen vize türü bu tarz öğrenci programlarında veriliyor. 3 ay çalışma süren bittikten sonra ABD sana 1 aylık seyahat hakkı tanıyor. İşte bu kısımda parayı ezme faaliyetine başlıyorsun.

Neye ihtiyacın var?

Bugün sana mükemmel bir bagajın nasıl hazırlanacağını anlatıp, zamandan, yerden ve ağırlıktan tasarruf etme konusunda bazı ipuçları vereceğim.

Seyahat etmenin en meşakkatli yanı kuşkusuz mantıklı bir bavul hazırlamak. Çünkü strese giriyoruz, yeterince yerimiz ve taşıma imkanımız yok. İşe, hava durumuna, mekana ve planlanan etkinliklere bağlı olarak bir liste yaparak başlamak lazım.

Kombinleyeceğin kıyafetler al

Yanına her ne alırsan al, jafjaflı renkler ve aşırı gösterişli kıyafetlerden uzak dur. İnan bana kullanmaya ihtiyacın olmayacak. Yurt dışında gösteriş modası Bloggerlardan ibaret. İnanın bir hafta boyunca aynı kot-tşörtü giyen insanlarla tanışacaksın. Topuklu ayakkabını ayrı, sporunu ayrı, terliğini ayrı koymana bile gerek yok. Kullanışlı iki ayakkabı işini görür.

Elbiselerin kullanışlı ve basit parçalar olsun. Siyah, beyaz, gri gibi tonları tercih et ki rahat kombinleyebilesin.

Bavul nasıl hazırlanmaz (TEMSİLİ)

Az ve öz eşya

Temel ihtiyaçların bavula koyacağın ilk ve ana materyallerdir; diş fırçan, bakım malzemelerin, elektronik cihazların… hepsi için yer var. Ekstra ve yedekler için yer açmamaya çalış; gittiğin yerde bunları zaten temin edebilirsin.

Minimum götür zaten alışveriş yapacaksın

Work and Travel programının vazgeçilmez kanunlarından biri de, kuşkusuz eve dönüşte atılmaya mahkum eşyalar… Üç ay boyunca çalışıp dolar kazanacağını düşün. Muhtemelen iş yerinde giyeceğin bir üniforman olacak. Bir bakacaksın ki her gün aynı şeyleri giyiyorsun.

Çalışma kısmı bittikten sonra son günlerini seyahat ederek geçireceksin. Mutlaka ucuz ürünlere denk gelip, Türkiye’den türlü vergisiyle aldığın markalara sahip olacaksın. İşte bu noktada bavulda yer açman gerekecek. Sana başında ‘az ve öz git demiştim’ derim.

Kısa kısa pratik bilgiler

* Bavul içinde en ağır şeyleri organize ederek çantanın en altına koyun.

* Tüm alanlardan yararlanın: ayakkabıların içine hassas şeyler veya çorap koyabilirsin; Örneğin gözlük kapağının içine kulaklık sığdırmak gibi.

* Kıyafetlerini katlamak yerine sar. Daha az yer kaplar ve daha az kırışır.

* Bagajda yer kazanmak için tüm hacimli eşyaları giy.

* Seyahatindeki alışveriş ve hediyelik eşyalara biraz daha boş yer bırak.

* Paketleme küpleri kullan. Bu küçük çantalar, giysilerinizi küçük tutmana yardımcı olur.

* Yara bandı, antibiyotik krem, ishal önleyici, ağrı kesici, steril bir bandaj ve alerjisi olanlar için gerekli ilaçları eksik etme.

* Priz dönüştürücü, bir adet adaptör, kulaklık gibi elektronik aletlerini güzelce sar.

Şimdiden iyi tatiller!

Kaynak : Ensonhaber.com