Amerika Günlüğü: Çocukluk Hevesi

Amerika Günlüğü: Çocukluk Hevesi

Amerika, hayranları bir yana, fazla meraklıları olmayanlara dahi ilgi çekici gelen bir isim. Bu kelimenin büyüleyici bir tarafı var üzerimizde, bana göre çocukluktan kalma. İlklerimi yaşayacağım bu ülkeye yaklaştıkça karşıma çıkacak muhtemel manzarayı hayal edip durmuştum. Ve New York’a vardığımda, kalacağım eve doğru yola çıkmıştık ki ben evin New Jersey’de olduğunu öğrendim. New Jersey yolunda ilerlerken, Manhattan’ın silüetini de arabanın içinden izleyebildim. Demek buydu bütün filmlere konu olan, dahası bütün bir film dünyasının merkez ülkesinin havalı şehri Manhattan.

1. Ben Amerika'ya dil okulu için gidinceye dek, oraya gitmenin hayalini kuranlardan değildim.

1. Ben Amerika'ya dil okulu için gidinceye dek, oraya gitmenin hayalini kuranlardan değildim.

İngilizce’yi çok severdim, bir şekilde bu dili konuşmayı kafaya takmıştım sadece. Hayalini kurmazdım doğru evet, ama bu ülkenin kendinden gelen o çekiciliğini de giderayak hissetmeye başlamadım değil. Şehri keşfettikçe de arttı bu duygu. Manhattan’ın simetrik, geniş caddeleri gökdelenler eşliğinde yürürken siz, daha da bir etkileyici geliyor. Dil hususunda da giderken sıfır değildim tabi ki. Bir yıl boyunca İngilizce kursuna gitmiştim. Yabancı eğitmenlerin olduğu bir kurstu bu, ilk pratik adımlarımı bu kurs sayesinde attım. Ancak yeterli değildi. Amerika’ya giderek bunu pekiştirmek istedim. Dil öğrenmenin en uygun yolu bana göre, dil bilgisi temelinizi oturduğunuz yerden halletmek. O temeli bir şekilde kendi ülkenizde alın. Aksi takdirde bu açığı kapatmak yurtdışında çok fazla paraya ve vakte mal olacaktır. Temeli oturturken de videolarla bunu desteklemek lazım ki, aksanınız otursun, İngilizce anlama ve konuşmanız kolaylaşsın. Yabancı insanlarla takılma imkanı olanlar için bir yandan da pratik yapmak işinizi kolaylaştıracaktır. Bu süreç işledikçe aradaki farkı göreceksiniz sizler de.

2. İlk kez tek başıma dünyanın bir ucuna seyahat ederken, bu heyecana kapılmamak mümkün olamazdı tabi.

2. İlk kez tek başıma dünyanın bir ucuna seyahat ederken, bu heyecana kapılmamak mümkün olamazdı tabi.

Filmlerde gördüğümüz, bizmiş gibi benimsediğimiz o hayali yerleri birebir görmek, söylenişinin bile ayrı bir haz verdiği o Manhattan adasına gittiğimi bilmek beni benden alıyordu elbette. İki ay boyunca elimden geldiğince görmeye çalışacaktım bu ülkeyi. Sırlarıyla, heyecanlarıyla, farklılıklarıyla, doğrusuyla, yanlışıyla. Manhattan’da Kaplan International College Uptown şubesinde iki ay boyunca Genel İngilizce eğitimi aldım. Bazı insanlara göre bir iki aylık yaz okulları gereksiz gelebiliyor. İstisnai durumlarda buna hak verilebilir ancak iki ayda bu kadar hızlı bir sonuç alabildiğimi görünce ne kadar gerekli olduğunu öğrenmiş oldum. Sıfırdan veya düşük seviyeden başlayanlar için bu durum geçerli sayılamaz tabi. Dediğim gibi süreç onlar için daha uzun işliyor. Ancak pratik için gidenler eli boş dönmezler diye düşünüyorum. Özellikle yalnız geldiyseniz, sınıfta fazlaca bulunan Türklerle her gün Türkçe konuşmaktan kaçınırsanız, İngilizceniz ilerleyecektir.

3. Yurtdışına çıkmış olmamın bendeki en önemli etkisi karakterimin güçlenişine şahit olmamdı.

3. Yurtdışına çıkmış olmamın bendeki en önemli etkisi karakterimin güçlenişine şahit olmamdı.

İlk rotam Amerika seyahatim boyunca gerek dil kabiliyeti anlamında, gerek kişisel gelişim anlamında bütün acemiliğimi üzerimden attığımı hissediyordum. Değişmeye başlıyordum ve bu beni yurtdışına çıkmış olmaktan daha da mutlu ve güçlü bir pozisyona getiriyordu. Ve tabi farklılıkları göre göre gelişen kültürel hoşgörü, ileri görüşlülük ve büyük hayaller kurabilme gibi iyi ve başarılı bir insan olabilmek adına cüret etmemiz gereken özellikler belirmeye başlıyordu. Bütün bu bahsettiklerim benim ilkim olan Amerika’nın değişimimde ilk nokta olması adına süreci başlatan adımlarımdı. Bunu Güney Kore takip etti. (G.Kore ile ilgili diğer günlüğümü de sitede bulmanız mümkün: Güney Kore Günlüğü: Bilinmeyen Rotalarda Farklı Bir Deneyim)

4. Ve tam bir Amerikan kasabasına düşmüş hissiyatına kapılıyordunuz.

4. Ve tam bir Amerikan kasabasına düşmüş hissiyatına kapılıyordunuz.

Gökdelenler şehrinden uzaklaşıp New Jersey’e yaklaştıkça, yeşillikler artıyor, evlerin boyutu küçülüyordu. Ve tam bir Amerikan kasabasına düşmüş hissiyatına kapılıyordunuz. Böyle emekli olup taşınmak isteyeceğiniz bir yer. Aksi takdirde biraz yavaş ve sakin gelebilir. Manhattan’ı görüp yaşadıkça NJ bir başka anlam kazandı benim için. İkisi birbirine öyle zıt ki; biri hızlı yaşamı, metropolü ve kalabalığı temsil ediyor, öteki doğayı, dinginliği ve tenha yerleşimi savunuyor. Yer yer insanların yerleşimleriyle şekillenmiş çeşitli mahallelere sahip; Arap Mahallesi, Çin Mahallesi ve Türk Mahallesi olmasa da Türkler’in yoğun olarak bulunduğu çeşitli alanlar var.

5. Clifton'dan Manhattan'a her gün Port Otobüs Terminaline giden araçlarla ulaşıyorduk.

5. Clifton'dan Manhattan'a her gün Port Otobüs Terminaline giden araçlarla ulaşıyorduk.

İlk yerleştiğim semt Garfield adında şirin ve mini bir yerleşim yeriydi. Bir hafta kadar burada kaldıktan sonra, Clifton bölgesine geçmiştim. Ki burayı daha çok sevdim. Türklerle birlikte kaldığımız bir evdi. Konaklama maliyetleri ne yazık ki bizler için oldukça yükseliyor. Masraflar iki aylık bir sürede oldukça yukarı çıkabiliyor, eğitim ücretiyle birlikte. Amerika’nın dezavantajı bizim için budur sanıyorum. Clifton’dan Manhattan’a her gün Port Otobüs Terminaline giden araçlarla ulaşıyorduk. Bir saate yakın süren yolculuk, başlarda biz yabancılara oldukça keyif verici, sonlara doğru zahmetli olmaya başlıyor. Bu otobüsler dışında başka bir alternatif yok. New Jersey’de zaten araçsız ulaşım imkansıza yakın. Amerika’nın bu tarz yerleşim yerlerindeki genel durum bu. Araç kiralama, benzin masrafları düşük olunca da bu sorun ortadan kalkabilir. New York’un diğer bölgeleri de konaklama için tercih edilebilir; Bronx, Brooklyn, Queens arasından.

6. Little Italy, China Town, Korea Town derken birden fazla ülkeye gelmiş kadar oluyorsunuz.

6. Little Italy, China Town, Korea Town derken birden fazla ülkeye gelmiş kadar oluyorsunuz.

Bu yarımada üç bölgeye bölünmüştü; Uptown, Midtown ve Downtown olarak. Bazen metroyla, bazen yürüyerek keşfedebiliyorsunuz bu bölgeleri. Kaplan’ın üç bölgede de şubesi vardı, Port terminaline ve Times’a en yakını Midtown şubesi olurken, Central Park tarafında Uptown şubesi yer alıyor. Downtown kısmı pek çok farklı etnik mahalleye ev sahipliği yaptığından oldukça eğlenceli bir bölge. Little Italy, China Town, Korea Town derken birden fazla ülkeye gelmiş kadar oluyorsunuz. Amerika’nın farklı etniklerden oluşan bir ülke olmasını ispatlar nitelikte bu mahalleler.

7. Kaplan, sadece eğitmen bazlı değil, öğrenciyi derse birebir dahil eden bir usül kullanıyor.

7. Kaplan, sadece eğitmen bazlı değil, öğrenciyi derse birebir dahil eden bir usül kullanıyor.

Kaplan International College, en iyi dil okullarından sayılıyor. Pek çok ülkede şubesi bulunan iyi bir eğitim merkezi gerçekten. Buradaki öğretim şekli çok yönlü olmasına odaklanılmış bir stile sahip. Yani örnek verecek olursam, her hafta eğitmenlerimiz tarafından belli başlıklar açıklanıyordu. Bu konularla ilgili reading ve speaking işleniyordu. Sınıfça bir tartışma veya bir sohbet havasında. Konu başlığının yanında haftalık öğrenilecek dil bilgisi kuralları, aktiviteler ve ev ödevleri verilliyordu. Yani eğitmen bazlı değil sadece, öğrenciyi derse birebir dahil eden bir usül. Bu yüzdendir ki, iki ay da olsa her gün bu ortama dahil olduğunuz ve gerçekten çabaladığınız zaman ilerleme kaydedebiliyorsunuz. Sokaklarda da mecbur kalıp derdinizi anlatmak için iletişim kurmak size bonus olmuş oluyor.

8. Kulağımda kulaklık, gözümde yollar..

8. Kulağımda kulaklık, gözümde yollar..

Hafta içi kursla dolmuş saatlerimiz bize gezmek için fazla zaman bırakmıyordu. Akşamları kursa yakın Manhattan sokaklarında vakit geçirip, eve dönüyordum. Hafta sonlarıysa asıl uzak noktalara gitmek üzere yollara atıyordum kendimi. Manhattan’ı bu şekilde keşfettikten sonra, bir hafta sonu günü birlik Boston turu yaptım. Sabah erkenden terminale yakın bir kalkış noktasından Megabus aracılığıyla biletini aldığım otobüse bindim. Yaklaşık beş saatlik yolculukla Boston’a vardım. Ve Boston terminalinden metroya atladım Harvard’a gitmek üzere. Meşhur yelkenlileriyle, ferah caddeleriyle, güçlü üniversiteleriyle dinamik bir şehirle karşılaştım.

Boston tam bir öğrenci şehri. Etrafınızda takılan nüfusun çoğunluğu üniversite öğrencilerinden oluşmakta. Çekiciliği de burada zaten. Böyle yakın arkadaşlarınızı toplayıp, komple buraya yerleşip, burada birlikte üniversite okuma hayalini içeren bir ütopya kurmanıza sebep olan bir yer. Böyle bir şeyin imkansızlığıyla yüzleşseniz de, o hayalden kendinizi alamıyorsunuz Boston’da bulunduğunuz müddet boyunca.

9. Niagara Şelaleleri'nin turumuza dahil olması çok cazip geldi.

9. Niagara Şelaleleri'nin turumuza dahil olması çok cazip geldi.

Kurs bitince, Türkiye’ye dönmeden farklı şehirlere de gitmeye karar verdik. İnternetten üç günlük bir tur satın aldık. Tur şirketi Çinlilere ait bu sebeple de uygun bir tur. Tur fiyatına dahil olan şey, gidilecek yerlere ulaşım ve konaklama onun dışında kalan her şey size bakıyor. Şirketi E-World Tours olarak aratırsanız bulabilirsiniz. Tur şeklinde gezilerden pek hoşlanmıyorum açıkçası. Lakin Niagara Şelaleleri’nin de tura dahil olması cazip geldi birden. Günlerimizin çoğunluğu yollarda geçmekle beraber, sırasıyla pek çok noktaya uğradık. Thousand Islands, Maryland, Buffalo-Niagara Şelaleleri, Corning Museum of Glass ilk iki günde bulunduğumuz rotalardı. Thousand Islands bölgesi, Kanada ve Amerika’nın su üzerindeki sınırı ve küçük küçük adacıklar bulunuyor üzerinde.

10. İmkanı olanlar şelaleyi bir de Kanada tarafından izlemeliler bence.

10. İmkanı olanlar şelaleyi bir de Kanada tarafından izlemeliler bence.

Son günse, Washington DC ve Philadelphia’daki duraklara uğrandı. National Air and Space Museum, Jefferson Memorial, Capitall Hills ve Independence Hall bu gün içinde gezildi. Böylesi detaylı noktalara uğramak niyetinizdeyseniz, paket turlar işe yarayabiliyor. Ya da araba kiralayıp istediğiniz noktalarda durarak belli bir sınırı keşfetmek de eşsiz bir tur olacaktır. Bizim için turun can alıcı noktası her koşulda Niagara’ydı. İmkanı olanlar şelaleyi bir de Kanada tarafından izlemeliler bence.

İki aylık Amerika serüveni böylelikle sona ermiş oldu. Hayallerinizden vazgeçmeyin ve çabalayın. Her şey mümkün, siz kararlı olduğunuz müddetçe!

YAZAR HAKKINDA
Rümeysa Memiş